Eski zamanların bir yerinde kalmış yanımla yazıyorum bu gecenin en koyu yerinden .. Yazmak bir büyü sanki ve hipnotize oluyorum ben yazarken .. Zaman duruyor, herşey susuyor, fondaki en acı sessizlikle buluşturuyorum satırları .. Ne zaman yazmaya meyletsem, hep içimi kaplayan korkunun ardına denk düşüyor nedense .. Bir sokak arasına girip, en sona yaklaşıp, duvara toslamamak için bir güç arıyorum belki de .. Hani elimden tutup, yol gösteren bir rehber gibi .. Kılavuzum oluyor cümleler, peşi sıra dökülüyor içimin köşe başlarında saklı kalanlar ..
Bazen soluklanmak için, yeniden nefes almaya gayret bulabilmek için bir telaşın içindeyim sanıyorum .. Kendimi rüyaların ortasına bırakıyorum şu sıralar .. Ama en güzel rüyadan bile, bir boşluğa denk gelip, düşüveriyorun yerin dibine .. Tam uyanacağım sırada peşimi bırakmayan şeyler hissediyorum, gırtlağıma çöken elleri ayırmaya çalışırken uyanıveriyorum .. Bir telaşın içinde buluyorum kendimi sonra .. Düzene girsin istedikçe nefesim, durmaksızın koşmuşum gibi nefes nefese kalıyorum ..
Emanete sahip çıkma sorumluluğuyla yaşadıklarımızı örtbas etme çabasında olsak gerek hep .. Karmaşıklığa düştüğüm anda da ruh halim gibi dolanıveriyor cümlelerim birbirine .. Devrikliğinden kendim bile anlayamıyorum .. Kalbe ve ruha iyi bak tembihi düştükçe hatr'ıma, az da olsa toparlanma ihtiyacı duyuyorum .. Oturduğum yerden doğrulurcasına, kendime geliyorum ama bir müddet sonra dönüyor eski düzene herşey ..
Mümkün olabilseydi, tüm duygularımı aldırıp, düşüncesiz bir insan olmak isterdim .. Hiç birşeye takılı kalmadan yoluma devam eder, vicdan muhasebesine düşmeden yaşardım hayatı .. Ama be mümkün bedenle ruh ayrı düşemeyeceği gibi en ufak şaşma bile olmuyor .. Hep akıllandım, aynı hatayı yapmayacağım artık derken aynı hatanın kollarında buluveriyorum kendimi .. Sonrası bir kırgınlık, bir kızgınlık, bir içten küfürler sallama hali işte kendime ..
Hep uzakları merak ederdim küçücük dünyamın içinde .. Sonra genç yaşta ölen bir şairin söylediği mısralarla buluştum .. " uzaklar sana gelmez sen uzaklara gidersin .." Takılı kaldım sanki o satırlara, aklımın bir köşesinde hep uzaklara gitme isteği hakim .. Durduğum bir yerde kalma sürem en uzun ne kadar diye düşünürken, aidiyet sorunum olduğu keşfettim .. Ne çok seversem seveyim, ne kadar çok bağlandığımı düşünürsem düşüneyim hiç çok uzun vadeli bağlı kalamadım birşeylere .. Sıkılgan bir insan olduğumun arkasına sığınmam da ondan olsa gerek .. Hiç yakınımda olanları sevemedim mesela .. Hep uzaktım sevdiklerime inandıklarımdan .. Çünkü biliyordum ki; yakından çok da çekilir bir insan değilim .. En mutlu anımda hüzünlenebilip, en hüzünlü anda mutlu olabilecek kodlarım var .. Dengesizliğin asıl nedeni de çok fazla bağlanmamalı düşüncemden olsa gerek ..
En olmadık zamanlarda sızlayan bir yarası olur ya insanın .. Benimde en olmadık zamanlarda sızlayan kabuk bağlamayan yerlerimde acılar var .. En güzel anların ortasında canımın yandığı zamanlar ve acıttıkları olayları hatırlayabilme kabiliyetim var .. Çünkü aynı yerden, defalarca açtıkları yaraların kapanmasına müsaade etmeyen çok sevdiğini iddia edenlerim var ..
Bir yazıya başlarken, tek cümle çıkış olmadan sayfalarda yazabilme saplantısı içerisindeyim sanki .. Kısa cümlelerden hoşlanmadığımdan, uzun uzun cümleler biriktiriyorum hayata dair .. Konuşma kısmında tasarruf edip, yazma haliyle israfa yol açıyor benliğim .. Ve en güzel gece olmaz, gece hep güzeldir inancıyla, en terkedilmez yere emanetim var .. Karanlığın üstünü örtmesinden olsa gerek, en sağlam emanetçim de gecenin kanayan yanları .. Oysa, her birimizden çalıp götürdüklerine inat, en sağlam dostumuz geceler iyi ki var ..
GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
01Nisan'14 .. 03:33 ..