26 Eylül 2017 Salı

BİL İSTEDİM !..

Uzun uzun cümleler kurabilirdim, sana, ana, bana ait olmadığını anlamadan gözün değerdi .. Yine uzun uzun konuşur, başını kaybettiğin, alaka kuramadığın muhabbetlere de ortak edebilirdim .. Çok güzel saçmalayabilip, ciddi ciddi dinletedebilirdim .. Vazgeçtim dediğim yerden bağlamış, bağlanmışım farkında olmadan ..  Kandırmışım biraz da kendimi .. Sanma kendi içime dönüp hayatıma bakıp, eğlenceli yerlerini görüyorum yaşıyorum diye çok mutluyum .. Yine anlamayacağın cümlelerle sana bağlıyorum sonunu .. Bazen herkes varken aslında bi ona ihtiyacın olduğunu hissedersin ya .. Köprünün altından ne sular aktı, ne yangınlar söndü, ne insanlar geldi geçti .. Tam şuan dünyaya geldiğin gün şerefine tüm sıcaklığıyla sana ihtiyacım var diye sessizce fısıldıyorum .. Diyordu şarkı ya .. Ben hep senden için, sen diye dinledim .. İtiraf da etmeliyim ki her eşlik edişimde ilk gün ki gibi hala sesim kısılıyor, buğulanıyor .. Bil istedim ..

" Bölünür sancıoyla uykular

Sığınak değil en kuytular
Gökte ay on dört ben dolunay
Bu kadarına razıyım yar .. "


GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
26Eylül’17 .. 18:51 .. 



Dipnot: Yazarken birileri okusun, yazılana değsin diye yazılmasa da belki ilk defa merak ediyorum içten içe acaba okumuş mudur diye .. Acaba okudun mu ?.. 

14 Ağustos 2017 Pazartesi

.. " BEN ONU BAŞKASINI SEVERKEN GÖRDÜM!.. "

Vaktiyle birçok şeye inanıyordum; kendime, birilerine, yaşanacaklara ve sana da elbet .. Birkaç gece önceydi galiba, zaman hızlı aktı yakalayamadım .. Dağa gözlerimi dikip, sessizliği bölen cıvıltıları duyduğum bir balkonda inceden bir gece .. En son ne zaman dinlediğimi hatrlamadığım şarkılar peşi sıra anın şeyiyle .. Şeyiyle diyorum adını koyamadığım, telaffuz ederken, - dünlerken - dediğim şu an bile düzeltmek gelmedi yanlış yazdığım o kelimeyi .. Yine anladım eskiyor herşey .. İnandıklarım, söylediklerim, hafızamla savaş verdiklerim, içime akıttıklarım, canımın yandığını hissetiklerim, bir cümle takıldı geldi oturdu tam gecenin ortasına .. 


Diyordu ki : 


- " ben onu başkasını severken gördüm .. "



Ağır diyordu .. gördüm .. Ağır dediğim kadar ağırdı gördüğümde .. Defalarca kere tekrar ettim, istemsiz dilimden döküldü ama dilimden bir içimden binlerce kere tekrar ettim .. Gördüm diyemedim, dökemedim dile .. Anladı mı bilmem geceye ortak .. 



Sevemiyorum ben pek fazla yeni insanları .. Sevdim dediklerimin de eskisi şiddetinde değil sanki .. Afilli cümleler de kuramıyorum eskisi gibi, sessizlik ondan olsa gerek harfleri bağlayamamaktan .. Anlamlandırmayı bıraktığım zamandan beri belki ..




Bir zaman demiştim birine :


" durma çocuk, durursan ölürsün .. 




Durdum öyle .. 



Yazılması gerektiği gibi kaldı, belki fazla eksik kaldı .. Kimbilir .. Oysa bugün bambaşka cümleler olmalıydı, bağıra çağıra haykırarak şarkılar söylenmeliydi .. 14 Ağustos yeniden doğuş demekti .. Elbet yazılmalı, yazılacak .. En kısa zamanda .. Derdo diyordu, çek ayağı kırık sandalyeyi herşey yerle bir nasılsa .. Şeref'ine herşeye diyordu .. Şeref'ine !.. 



.. GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
01Ağustos'17 .. 01:48 .. 

27 Mart 2017 Pazartesi

.. UNUTMA !..

Hani sessiz sedasız baktın gözler içine son defa, kapıdan uğurlayıp giderken baktığın sırtı unutma .. Ölümü bekleyen birine baktığındaki çaresizliğinde, herşeyden bihaber yaşadığı günlerin kefareti olacağını ettiğin dualar gibi tut hatr'ında .. Zor günlerinde dost olanın, iyi gününde ortalıkta dolaşmayı ar ettiği kadar olsa yeter vefa'n .. Durma, durursan ölürsün dediğin günler hürmetine dik tut başı .. Kırıldığın, incindiğin yerlerin sebebi olanları affettiğin yüce gönlün kadar yüce gönüllere tutunmayı yakıştır kendine ..  - not et ..






Canı yandığında omzunu mesken tutan, tüm açık yaralarını önce sarıp sonra kanırtan, sen gibi, senden olan dostun bir gün seni yalnız bıraktığını farzet .. O gün geldiğinde yaşadığın her anı kaydet hafızana unutma .. Elini üstünden yavaş yavaş çektiğini anne babanın, büyümeye çalışırken düştüğün, defalarca yaralandığın zamanların da tuttuğun ellerin bir gün elbet çekileceğini bil .. Yaz bunları tek tek inci gibi diz bir beyaz kağıda alt alta getir yalnız kaldığında küçük harflerle oku kendine .. - ee durma not et .. 




Medet umduğun, yüzüne bir bir kapanan kapıların hesabını soramadığında, çaresizliğinle baş başa kalışını unutma .. Sokak lambalarına gözünü diktiğin, yağmur damlalarını dost bildiğin, bir hırkayı sararken kavuşturduğun kollarına ayıp etme .. Adımladığın hastane koridorlarında, dermanı kalmayan ayaklarının üzerinde güç bela dururken; dudaklarını kıpırdatarak kendinle konuşurken, bulduğun bir köşede iki elin arasına aldığın başa gelen olmaz işlerin muhasebesini hatrla .. Kimdin, neydin, için için ağlarken herkesten kaçıp, gözünden akan yaşları saklamaya çalıştıkça, ısrarla emaneten buluştuğu parke taşlarına vardır sorumluluğun .. Sabaha çıkacağını bilemediğin günlerin acısının içine oturmuş olduğ günlere saygı duy .. Ölümü hatrla, hatrladıkça mezarların arasında gezin, kazı aklının orta yerine, mezar taşına yazılacak cümleyi tasarla .. Yakalara iliştirilecek fotoğrafı geç olmadan çektir .. - bunu da not et .. 



Bir gün, döndüğünde ayrı kaldığın zamanların telafisini yapacağın, bir zamanlar aşık olduğun şehri'n santim santim her noktasını unutma .. Aç kaldığın, parklarında sabahladığın, sesini değdirdiğin her bir kulağa bir gün yine fısıldayacağına inan .. Zaman zaman o şehr'i terkedişini, son kez ardına bakışın, ağlaya ağlaya çıkıp gittiğin gelsin aklına .. Enkazın vücut bulmuş haliyle başka şehirde uyandığın ilk sabahın gecenin sancılarıyla kavrul .. Bir cenin kadar ufalıp, eğilip büzülüp, yadırgadığın yatakta uyumadığın onlarca gece, soğuğunda kendi kendine ısındığın, yabancıların arasında yine kendine sarıldığın düşsün kalbine .. Kırdığın, üzdüğün, gönül koyduğun her canlıyla vedalaşıp, helalliğini aldığın kadar rahatlasın vicdanın .. - eksik kalanı not et .. 







Dört duvar arasındaki yalnızlığını, dili olsa neler dökecek olduğunu hiç merak etmediğin yaşadıklarına yek şahit duvarların sessiz oluşuna oh dediğini, ellerinde kollarında, kalbinde izi olanları unutma .. Unutma bir suçlu gibi yaşaman gerektiğini hissettirenleri ve cevabını verirken boğazına bir düğüm daha atanları .. Boğum boğum kan kusturanları, elinin kolunun dermanını çekip alanları .. Yardım beklediğinde gözlerini kaçıranları da unutma .. Sessiz feryatlarına kulaklarını tıkayanları, bu iç yangısıyla anca bu kadar yaşarım dediğinde ölemediğin her anın boynuna yaşamak ağrısı gibi asıldığı günleri de unutma .. En acısı ait olamadığın yerlerde yaşamak zorunda kaldığında, an be an kendin olmaktan çıktığını, herkesleşip, onlar gibi sahtekar olduğunu da unutma .. - ne kadar hatrladıkça can yaksa da not et ..







Bir gece de çocuk sayılabilecek yaşta saçını beyazlatanları, çocuk olmadan büyümene sebep, genç olamadan içini yaşlandıranları unutma .. Ve ne acı herşeyi birden bire unutup, senin unutmadığını bilmeden söz sahibi olup konuşanları, bir af dileme nezaketine katlanmadan bir de suçladıklarını tut hep aklında .. Sen içinde affettin belki ama neden affettiğini, neler ettiklerini bir bir yaz kenara .. Tüm bunların yanında koşulsuz sevgi, koşulsuz güven, koşulsuz şefkat gösterenleri tut el üstünde .. Zaman geçer, zaman insanı eskitir, eskidikçe yeni tut zihnini .. Acıma sağlık acı'm sağolsun dediğin günlerin hatr'ına, doldurduğun küllüklerin nasıl dolduğunu bir senin bildiğin zamanlara, beklemediğin her yerden vuruluşuna inat diri tut inancını .. - tabi ki not et .. 





Kaç kişi değmiş hayatına, kimler gelmiş kimler geçmiş hesabı ı tutamadığını, bildiğin tek şey valizi elinde hazır duranların, kendini aklamaya elbet geçerli bahaneler bulacak olanları unutma .. Kapının ardında çaresiz kalışını, ardından bakakaldıklarına bir el sallayamadan sırtını dönüp gittiklerini izleyişini unutma .. Emanet kaldığın yerlerde, kendini ait hissedemediğin yerlere bir sırt çantasına sığdırdığın hayatına mahcup olma .. Aklını çıldırdığın zamanlarda kendinle ettiğin kavgaları duyacak birinin bile olmadığı, delirdim artık dediğin zamanları hatrla .. - elbette not et .. 






Sevdiğin, güvendiğin, sırtını rahatlıkla döndüğün insanın sırtına geçirdiği bıçağın yarasını unutma .. Kendi kendine, kendinle yetindiğin zamanların değerini bilemeden, bir gün bir bardak su verecek birine muhtaç olduğun günler geleceği kalsın aklında .. Herşey bir yana tutunacak dalları bir bir kırmaktansa, yeşertebileceğin yerlerinden budamak gelsin elinden .. Dermanı kalmayan ayaklarının üstünde durabileceğin gücün olsun bir yerlerde .. - hadi not et .. 





Eksik kalan cümlelerin, yarım kalan hikayelerin başka zamanlarda başka suretlerde tamamlanabileceğini de unutma .. Unutma geçtiğin yolları .. İnatla; yola çıktığını yolda bulduğuna değişmediğin kadar yolda bulunanlara değişilme .. Elbet vazgeçilmez değilsin ama bir tercih olma asla .. Eğer tercih nedeni olacak kadar düştüysen gözden, kalma .. Not ettiklerin ulaşıyorsa şuan o gözlerden birine ki elbet ulaşıyor olduğun yerlerde senden birşeyler arıyorsa, nefes alıyor musun diye merak edip senden bir yaşam belirtisi görmek için geliyorsa sığınağına, o gözün sahibine de bir nebze kırgın olduğunu unutma.. Yüzüne bir tokat gibi çarptıysa tam da şuan, muhakkak seni suçlayacak sebepler bulmuştur kendince .. İçinden de geçiriyor artık gerek yok olduğun yerlere uğramayı diye  bil .. Olsun varsın pek yabancısı olduğun şeyler değil neticede .. Ama birini hariç tutmayı da unutma .. Kafana vura vura acını dibine kadar yaşa dedi, şarkılar şiirler iliştirdi gecelerine, gitmiş gibi görünse de gölgesini eksik etmedi .. Teşekkür edemesen de hariç tut ..  - son değil ama not et ..  



Bırak herşeyi bir kenara, yapanı unut yapılanı asla unutma .. Söz vermiştin kendine baharlar gelecekti yine .. Yine geldi bahar .. Söz ver kendine .. Yaşadığın her anın hakkını verircesine, inatla direnerek bir çocuk telaşıyla yaşa .. Not ettiklerini unutma .. Her yeni günden umudun, devamı gelen hayattan alacakların, kaybettiklerini kazanmadan yıkılmak yok .. Gülerken ağladığın, ağlarken güldüğün zamanların nedenine tutun .. Bir intihar gibi her sabaha uyanmak, en iyi intiharın hakkını vererek durma çocuk, durursan ölürsün !.. Eksik etme şükr'ü sol yanından,  düşürme duanı dilinden diye diye inşirah olanların hatr'ına iyi olma sebepleri tut içinde .. Bir Anka gibi doğ her geçsin sabahına .. Kuldan geleceğine, O'ndan gelene razı tut gönlünü, hayr'daki şerr'i, şerdeki hayr'ı görebileceğin şeylere odaklan .. Ve hep, her daim şükür şükürr, şükürrr .. 




GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR .. 
27Mart'17 .. 02:13 .. 






5 Şubat 2017 Pazar

.. O ZAMAN SON'BAHARDI !..

Birini eskimiş fotoğraflardan sevmek nasıl bişey bilmezdim ben ya da bilmezmişim .. Bir kefenin içindeki siyah beyaz resmi görünce anladım .. Tokat gibi çarptı yüzüme .. En yakınlarını, evlatlarını toprak altına koymuş bir annenin hazırladığı 2 metre kefenin içine sarıp, sakladığı, kimseler yokken öpüp kokladığı resme bakınca anladım .. Ben de sevmişim öyle bilmeden, tam da gözbebeklerimin içine bakıyormuş gibi gelmiş, içimin derinlerine inmiş ama benim canım o anne kadar yanmamış gördüğüm gözlerde .. 





Şimdilerde savruluyorum ordan oraya .. Bıraksalar durmaksızın anlatabilirim derdimi, konuşabilirim eski günlerdeki gibi ama unutmak için uyumayı tercih ediyorum .. Aklının ucuna gelmeyen şeyler başına gelince insanın afallıyor bir miktar .. Nasıl baş edebilirim diye yavaş yavaş içine çekiliyor öncelik .. Sonrası geliyor peşi sıra .. Vazgeçmeye meylettiği de oluyor boşvermeyi de insanın ama gücü hiç tükenmiyor .. Nerden, nasıl topladığını bilemediği bir enerji dolaşıyor damarlarında .. Yakıştıramıyor olsa gerek kendine hızla toparlamayı tercih ediyor .. Gizliyor gözyaşlarını .. En son içini yakan şeyler düşünce hatr'ına gözünün önünde acı bir sahne beliriyor .. Dönüp dolaşıp düşüyor gönlüme " Son'bahardı .." Anlatmaya kalksam kimse anlamaz lâkin ben iliklerime kadar hissettim orda .. Son'du, bahar'dı, bir ürkek yaprak gibi düşmüştü .. Dönüp yine baktım o fotoğrafa gözleri gözümdeydi sanki .. Aldırış etmedim zihni'mde beliren oncasının yanında lafımı olurdu .. 






Herşey yine tersine dönmeden önceki gece rüyamda görmüştüm .. Siyah bir sayfaya karalıyordum .. Korka korka geceme hece hece düşürüyorum içimdeki korkuyu bastırsın diye:



Olmayacak galiba başaramayacağız .. Akıntıya boşa kürek çekmek bizimkisi tam anlamıyla .. Bir yarısını bırakmıştım ömrümün tam burda, diğer yarısını bırakmak hayata karşı zarif yenilgim olsun !.. Tam şu anda infilak etmeli bedenim, kaybetmeli savaşı, pes etmeli .. Kötüyü çekmek değil, iç sesi susturmaya çalıştırmak ..





Fotoğraflar demiştim .. Ne çok şey anlatıyor değil mi ?.. Sol göğsün üstüne asılacak, gözler uzağa dalmış bir fotoğrafı var herkesin bir tane de olsa .. Benim de var yadigâr .. Ne hisseder insan o an durdurulduğunda, dondurulduğunda ?.. Bilir mi son defa akıllarda o halle kalacağını ?.. İtiraf etmeliyim ki; gözlerimi saklıyorum objektiflerden, bakışlarımı gizliyorum .. Anlamında boğulmasın, kaybolmasın diye bir gün belki birilerinin .. Oysa bir zamanlar " güzel gözlüm " diye sevenim bile vardı .. Sonra ne oldu bilmiyorum .. Bir şey oldu anlat dense anlatamam .. Konuş dense ifade edemem kendimi .. Tekliyorum çokça duraksıyorum şu sıralar konuşurken, kelimeler bir araya gelip anlamlı cümleler çıkmıyor ağzımdan .. Aklımla dilim senkronize olabilip elle tutulur cümleler dökemiyorum .. Aslına bakılırsa yine içime içime kaçıyorum, kalabalıklarından kaçıyorum .. 



Sahi ne oldu da gözlerimin içine içine bakar gibi çekilen fotoğrafları, başkalarının çektiği fotoğraflarda arıyorum o anlamı ve ne garip yakalayamıyorum .. Çakmak kullanamadım son dörtte bir paketi içerken birini söndürmeden diğerini yaktım .. Az biraz dışardan gelen yağmur sesine takıldım kaldım .. Zaman değişiyor, insanlar eskiyor, ben de eskidiğimi, yaşlandığımı ya da yaş aldığımı farkediyorum biraz biraz bilemiyorum .. 




Unutmaya çalıştığım düşünceler nerede yakalıyor, kaçmaya çalıştıkça nasıl alt üst oluyorum .. Sokağa adım atmadığım günler aklıma geliyor ne iyi yapmışım diyorum .. Dere tepe gidip bir arpa boyu yol alamamak nasıl yakıyor canını insanın .. Aklım bir türlü almıyor, alamıyor .. Boşluğa adım atmak nasıl birşey denilse ben saatlerce günlerce anlatabilirim de anlayan olur mu bilemiyorum .. Ayakları yere basamamak, dünya sürekli dönüyor demekten bıkıp bıktırıp hala nasıl adımlanabiliyor ?.. Mezarı andıran cihazların içinde hala nasıl nefes alınabiliyor kaç bin defa girip çıktığının hesabı tutulamıyor ?..  Damarına değen iğnelerin acısını artık hissedememek nasıl birşey anlatsam kaç kişi anlar ya da ?.. Narkoz verilmeden yapılan operasyonlardan ne kadarı böyle çıkabilir ?.. Ufacık bir ağrıda dünyaları ayağa kaldıranlara inat ısrarla direnmenin resmi hangi teknolojik aletle çekilebilir ?.. Herşey geçecek yalanına inandığıma nasıl inandırabilirim birilerini ?.. Olmuyor, geçmiyor diye haykırabilmeyi ne kadar isterdim ben de ya da hüngür hüngür içimdeki zehr'i akıtabilmeyi ne bileyim fütursuzca birilerine anlatabilmeyi de .. Lâkin olmuyor .. Geçmedi, geçmiyor, bir arpa boyu yol da alınamıyor bir yerinden düzeldikçe başka yerinden patlar veriyor .. Freni boşalmış, yokuş aşağı yuvarlanır gibiyim .. Olmadıkça yenileri deneniyor .. Her defasında içinde bir ışık bulmayı umut ettiğim bir karanlıktayım .. İsyankar değilim ama yorgunum biraz .. Elimi, kolumu kıpırdatmayacak, bir yerde düşer kalırım korkusuyla yataktan çıkamayacak kadar halim yok birşeylere .. Yüzüme bakıp bakışlarımın donukluğundan şikayetlenmeleri duymak istemeyecek kadar üzgünüm .. Az biraz da kırgınlıklarım var .. Ve hala bu kadar güçlü olup, güçlü görünmeyi başarabildiğim için kendimi tebrik edecek kadar şaşkınım .. Ezcümle; yenilip yenilip yeniden ayağa kalkabildiğim güvenimi kaybetmediğim için hala bir umut diyebilen içime dargınım yalanım yok .. 






Özlemeyi özlediğim için, hissizliğime sitemim var .. Tıpkı şuan nefret derecesinde olduğum sarılara büründüğün için, aynı renge tutunup göğe bakasım geldi .. Aynı yönde, aynı yerde, aynı zaman da olmaya gerek yok aynı yere bakmak kâfi .. Değse gözün, gönlün anlamayacağın, anlayamayacağın kadar kırgınım .. Ve fakat yeşilini tercih ederdim, gözlerinde yakaladığım o ağlamışlık hissiyle ol isterdim .. Zaman geçtikçe azalıyor işte herşey biraz biraz .. Belki hatr'ına bile düşmeyen birinin, hatrlayabildiği bir zamanda karşısına çıkmış olmanın haklı gururunu yaşamalıydın .. Vaat edilen, ettiğim çok şey yoktu olamaz en büyük hayali yarına uyanabilmek olan ben'den çok şey de beklenmez, beklenemez de yaktığın yarınlara değdi mi merak ediyorum sadece ?.. Fazla merak iyi değildir, ben en iyi beklemeyi bilirim, elbet bir gün döner giden .. Ben de fotoğraflardan sevmeyi öğrenmişim bilmeden belki .. Ya da öyle sevmişim de bilmiyormuşum şimdiye kadar .. Güzel bir muhabbet de adın geçti de bugün bir yerinden sızladı içim yine düşürmeden edemedim adını .. Yakıştırdığın gibi sabr'la beklerim ben de sen payına düşen gibi yerleri, yurtları, mevsimleri aşıp gelebilir misin ?.. Ya da silebilir misin izlerini kırdığın yerlerin ?.. 





"Son'bahardı .." diye kazındı aklıma o fotoğraf .. Gülüşü bu kadar haykırır mı insanın ve sevmekten nasıl vazgeçer öyle bir insanı, unutmayı nasıl yedirir kendine ?.. Silinmez gülüşler, içine alır toprak ama silemez yaşananları .. Anca aklını çıldırmış olmalı insanın, silinirse hafızasından .. Demiş miydim bilmiyorum son nefesini vermeden dizime yatırdım, saçlarını okşadım, söylemek istediğim herşeyi fısıldadım kulaklarına .. Can verdiğinde gözlerinin içine baktım, yola bakıyordu hala .. Müthiş bir metanetle herşeyini tek tek hazırladık olması gerektiği gibi ellerimizle .. Son defa yıkadım cansız bedenini .. Bir damla yaş akmasın diye gözümden bu kadar nasıl tutabildim kendimi bilmiyorum, bilemiyorum .. Tüm yaraları iyileşmişti bir gecede .. Ten renginin koyuluğunun aksine bembeyazdı .. Bir insan ölünce bile nasıl güzel olabiliyordu bu kadar .. Mezarına gül suyu döktüm mis gibi koksun diye .. Baktım öylece herşeyini düşünerek, hazırladığı mezarına bile .. Hiç hesaba katmamıştım belki sonrasında karşılaşacaklarımızı .. Küçücük, vesikalık bir fotoğrafla bir insanın hayata tutunabileceğini, acısını bastırabileceğini, içinin yanan yerlerini söndürebileceğini, fotoğraflarından birini sevebileceğini gördüm .. 



O zaman son'bahardı .. 




GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
05Şubat'17 .. 05:18 .. 

6 Ocak 2017 Cuma

.. SEVGİLİ DOST ..

Karanlık bir odaya kapadım, yağmur sesinin eşlik ettiği gecenin kollarına teslim ettim kendimi .. O kadar uzun zaman sonra, bir zamanlar rutin olan, bir dost muhabbetine düştü yolum .. Birşeyleri arar gibi gözüm ordan oraya savruldum sonra, sonunda rast geldi gönlümün aradığı : " Belki de yazdıklarını yollamalısın. Hem de bu gece.. " Ne sıradan gibi bir o kadar dolu dolu bir cümle .. Kaçtığım şeylere yakalanma korkusundan belki, düşürmüyorum cümleleri satrlara, içime döküyorum .. Bildiğim bir frekans aradım yine, bulamadım ve ne çok zaman olmuş yeni bir radyo keşfetmeyeli ve dahi saklı kalmış müzikler keşfetmeyeli .. 


_______________________________________


Ben bitti saydım, geride bıraktım sandım .. Bir zaman ben de birilerinin uğruna feda ederken birşeyleri ki onlar kâr ederken, fedakârlık ediyorum diye kandırdım kendimi belki .. Bu sözü öğrendiğim gece düştü hatr'ıma .. Ve bir baktım unuttuğum onca şeyle kendimi de unutmuşum .. Herkes kadar biraz birilerinin iyiliğini düşünürken adım adım kendi kötülüğüme yaklaşmışım .. Bir rüyadan uyandım sonra .. Kabus gibi .. Baktım kendim gibiler kalmış sığınacağı limanı bilmeyenler; sığınak oldukça onlara, yetim sığınaklar aramışım kendime de .. Fırtınasına, lodosuna, yağmuruna, alaborasına herşeyine katlanmışım .. En az benimkine katlandıkları kadar ve gemimi kurtardıklarınca .. Fırtına dinince herkes başka limana demirlemiş .. Yollar, sınırsız haritalar, ülkeler, yıllar girmiş araya .. İstemsiz cümlelerle kendimi avutmuşum; sığınak olduğum gemiler ihtiyaç olsaydı pek tabi özleseydi ne fırtınalara, dalgalara dayanırdı da yine de gelirdi .. Yine " Bir gün çok yalnız kalırsan bunu tekrar et; gidecek yerim vardı, orayı yıktım !.. " dedikçe yine de " Korkma, ben buradayım !.. " demek istediklerim de oldu .. Zihni'min oynadığı onca oyunla karmaşık ruh halim düşüncelerime de sirayet eder oldu .. 




Yaşandı, bitti .. Koca yalan bir hayatın masum yanına tutunmak kaldı .. Hızlı akıyor zaman .. Akrep yelkovanı takip etmiyor, hızlanıyor yelkovan da yakalanmamak için koşuyor sanki .. Gözümü kapatsam açsam bir rüyadan uyanmış gibi olur muyum yine diye merak ediyorum, değişmiyor gerçek .. Gün dönüyor sadece, takvimler değişiyor gerçekler aynı .. Sızlıyor ince ince neşter yaralarım, sızlatıyor içimi toprak altına koyduğum güzel kadın bu gece .. Yeni bir yaş almışlığın yorgunluğu da çöküyor olabilir belki.. Bilmiyorum .. Dört duvar arasında kalamıyorum, duvarların hain tokatları iniyor durmadan .. Karanlık yalnız kalmamı bekler gibi elleriyle boğazıma hücum ediyor .. Sözleşmiş gibiler sevdiğim, sevdiklerine inanıp yanıldıklarım .. Arkamı dönmemi beklemişler, sessiz kalmamı, şöyle bir kendime kalınca gördüm .. Alınmış, kırılmış, yarım kalmış hesabım kalmadı, yoktur geleceğe taşınacak diye avutuyorum kendimi bir sürü yarım kalan hesap dururken .. Bir iz kaldı aynaya her baktığımda gördüğüm, elimi götürdüğümde hissettiğim .. Gözümün önünde, gün içerisinde defalarca içerime içerime vuran gerçeğimden uzaklaştıkça; unutma !.. diye telkin ediyorum kendimi .. Ellerimle yavaşça okşuyorum gözümün gördüğü izi .. Yaşayarak öğreniyor insan, adabı muaşeretince, meşrebine ters düşmeyen şeyleri huy ediniyor .. Bir zaman sonra geçer daha az üzülürüm denilen şeylere en ağır bağımlılıklar yüklenmesi de zarif yenilgim olsun .. Dilime pelesenk ettiğim cümlelerden yavaş yavaş uzaklaşıyor olmak da kaldığım yerden devam edebileceğime inanabilmek adına insanlık için küçük kendi adıma büyük adımlar olsun .. 



Gündelik şeylerle gider gelirken hayat; not düşmezsem kendime ayıp ederim .. Sol yanıma ağır gelen onca şeyin yükünden kurtulmaya çalışırken, saçımın sol yanını komple kazıttırmış olmam temsili olsun birşeylerin .. Zorunluluktan olması bir miktar canımı acıtmadı desem yalan söylerim .. Bir nebze azalttı birşeylerin ağırlığını demezsem de haksızlık ederim .. Çok dokundum yaram oradaymış gibi, canım oradan acıyormuş gibi, ince ince okşadım kendi başımı .. İlk başta kısa çaplı bir şok yaşadı herkes .. Nedenini bilmeyenlerin çoğundan küçümseyici memnuniyetsiz şeyler duysam da ben acımın merkezi belledim eksik kalan saçlarımın yerini .. Cesaretinden öperim cesur kız dedi biri tekrardan kestirdiğimde görünce .. Ne anlamlar yüklediğimi görür gibi sanki .. Bilmeden, dokundu gözleriyle, gözlerini elleri yapıp .. O kadar değil bir saç kesimiyle olacak şey değil cesaret işi dedim, meydan okuduğun şeylerin resmi benim gözümde dedi .. Mahcup oldum yaşananların altında belki bu kadar ezildim ilk defa .. 



Diyeceğim o ki; nerden çıktığımı unutup yine sonu gelmeyen cümleler kuruyorum.. Söylemek ve hatta haykırmak istediğim şeyler var .. Ve lâkin saygı duyduğumdan muhattabına içimden haykırıyorum sessizce .. 




_______________________________________



Sevgili Dost, 
Ne çok zaman geçti seninle birşeylerin gölgesinde dinlenmeyeli .. Nefes alma duraklarında karşılaştık az da olsa .. Biliyorsun adına adamışlığım var sağlam bir dostu olacaksa insanın senin gibi olmalı diye .. Bir an bile tereddüt etmedim söylediğim sözde yanılıyor muyum diye ..





Herşeyin, herkesin bir öyküsü vardı ya; sahi senin öykü'n neydi ?.. Neresinden kırılmıştı kanadın, neresinden yaralanmıştın hayallerinin .. Hangi köhne sokakta terkedilmiştin bir sokak kedisi gibi .. Sen de aldandın mı benim gibi sevdiğin biri için ya çok sevdiğine inandıran birine ?.. 


Hal hatr sormadan başladım satrlarıma telaşıma ver .. En son kanadın kırıldığından beri nasılsın ?.. Mevsim kar mı yağmur mu olduğun yerlerde .. Evinin penceresi bir sokağa bakıyor mu, gece sokak lambasını görebiliyor musun oturduğun sandalyeden .. En son ağız tadıyla okkalı bir Türk kahvesi ne zaman içtin ?.. Biliyorsundur nergislerin de mevsimi geldi ..  Geçiyordur bile belki ben bir nergis kokusu çekemeden içime .. Gülümsediysen tam burda aç şimdi Kurşuni Renkleri .. Tam da " Ne olur baharlarımı bırakın bir süre daha tanıdık değil bana güz .. " dedikten sonra okumaya devam et ..




Tüm bunlar değişmiştir belki hayatında .. Hep mola verdiğimiz yerde kaldığımızı hissediyorum ve belki yine yanılıyorum .. Çünkü ben mütemadiyen yanılırım .. Demişken; 


Şiraze Saklı Mektupları da pek severim :


" ertesi olmayan buluşmalar vardır Şirâze, noktasız cümleler gibi noksan
tarihi belirsiz randevular vardır bir de, hep beklenen ve hiç gelmeyen
zamansız söylendiği düşünülen sözler, zamansız başlangıçlar açtığında
ya da durdurduğunda akışını öykünün
kimi isimler çıkar hayatımızdan, kimi isimler girer konaklarımıza birden
dargın yüzler geçer sandal gezintilerinde, İnle Gölü’ne düşer yansımaları
her dalgalanmada ben ağırlaşırım doğu’ya takılıp
gezmek değil benimkisi, aramak Şirâze; aramak bir hayâli cebimde çakıl taşları .."




Birşeylere bi yerden başlamak güzeldir dost .. Kaybedeceğini bilsen bile en azından yola çıkmış olursun .. Yenilsen bile en azından yol katetmiş olursun .. Yorulursun, bunalırsın, vazgeçersin ama bir türlü bırakamazsın başladıysan .. Korkmaya başladığında şarkılar mırıldanmaya başla içinden .. Ölümü düşün, sonuna kadar git, ölümü düşündükçe yaşamaya meyledeceksin .. Değişeceksin, değiştikçe kıracaksın, kırıldığında olacak, hep uçurumun kenarında olacaksın ama hiç düşmeyeceksin .. 





Telaşla ordan oraya savruluyorum .. Belki yazmayı unutmuşumdur diye bile korktum başta .. Bugün haps'olduğun bir zinciri kır, güzel bir yazının içinde bul beni, son zamanlarda kafa sesin olan şarkıyla özdeşleştir .. Biraz daha dibe bat .. Dip dediğin yerin daha da aşağısı var gör dost .. Paslanmış duygularının kirini pasını temizle .. Bir adım at geleceğe küçük de olsa .. Boşluğa düştüğünde kapa gözlerini .. Ve en önemlisi sana söyleyeceğim ağla ağlayabildiğin kadar .. 



Demiş miydim bu gece yağmur var şehrimde diye .. Muhakkak demişimdir heyecanımı mazur gör .. Uzun zaman oldu bir dost hasbihâli etmeyeli .. Hiç birşey yapamıyorsan şuan daldığın yerden geri gel kalk bir helva yap ölecek birini bekle yanına da okkalı bir kahve yap kendine ziyanı yok o da benden olsun .. Ve birşeyi kalbinin derinlerine hapset .. Bir yabancı şehirde yabancı birini tanıdım beni sevdi, olacaksa en sağlam dost benim gibi olmalı derdi diye koy yüreğinin ortasına .. Öpüyorum acıyan yerlerinden, yüreğine sıkı sıkı sarılıyorum .. Sağlıcakla kal .. 





GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR..
06Ocak'17 .. 02:21 ..