- başka gözler değmeyecekti oysa bu satr’lara .. ama sığınağa sığınma ve tarih’e not düşme çekiyor can .. gün geliyor mazide kalıyor herşey .. yaşandıkça tüketiliyor .. oysa çok uzun zamanlar sürecek gibi gelmişti gibi olmuştu .. ama bi rüyadan uyanmışçasına oluverdi .. deli gibi güvenmek’ten çıkıp güvensizliğime bi yenisini ekliyorum !.. bu da gol değil .. -
- herşeyi olanın; hiçbi’şeyi olmadığı yerden geliyorum, öyle yoluna çıktım, bildin, gördün, tanıdın belki anlayamadın .. gökyüzünü, bulutları, denizi sığdırdığın gözlerinin buğusundan biliyorum hüznünü .. Sırr’ını sakladığın gözlerinin kederinden .. titreyen dudak kenarlarından anlıyorum tedirginliğini .. örtbas etmenin zorluğundan yakalıyorum telaşını .. hoş gör; zamansız buluştu kavşakta yollarımız, geç kaldığımızı öncesinde oyalandığımız duraklardan anladım ..
heyhat !.. ne diyecektim sana; avuçiçlerinden öpülmediğinden daha evvel belki bi evlat telaşıyla sarıp sarmalayışın .. kalabalık yollara bakan balkonlarda boyunu geçmeyen yerlere saklanışından bilmeliydim seni .. kat kat duvarlar ördüğün yerlerden, içine beton döktüğün üzüntülerine bi buse kondurmalıydım .. söyleyecek cümlem yoktu, ağlayacak omuzda, risk almaktı belki .. var olanı belki yıkacaktı .. gördüm hiç dolu dolu akmadı gözlerinden yaşlar, hep usulca süzüldü .. bi hikayenin baş kahramanı olmayı geçtim, izole hayatının iz bırakmayan, koyu duvarlarında bakışlarını gördüm .. içinde yara bere olan yerleri de .. kalbinin odacıkları kapanmıştı .. her bir yaranın üzerine tuz basmıştın belki kanamasın artık die .. vazgeçmişliğin boşvermişliğe, sevmenin hep bi darbe yemişliğe, yatağındaki yabancıyı tanıdın sanmışlığa, olduğun yerlere ait olmayışına ama geldiğin yerde yadırganışına gidecek kapının olmayışına şahit oldum gözlerimle ..
güzel cümleler biriktirmek isterdim sana .. çiçekli şiirler .. kelebekli şarkılar .. kökü olmayana ne kadar gövde olsan boş, hep boşlukta sallanır derler .. değil miydi kuyulara atılıp, zindanlarda yaşayan aydınlığa kavuşan Yusuf .. bilse; yalanına ceketini verene doğrusuna canını verecek Mevlânâ .. nicesinden, posta kutusunda mızıkasına bırakılan sevgili dosta mektuplarıyla cân olan Ali .. sevdiğiyle evladını şehit mertebesine veren Nihâl .. say ki; kör kuyularda âmâ olan niceleri, farklı mıydı senden ?.. kökün yoksa gövden, gövden yoksa dalın, dalın yoksa yaprağın, yaprağın olmasa çiçeğin .. elbet bi’şeyin olurdum(k) .. yine güzel cümleler toplayıp gelemedim yanımda, heybemde biriktirdiğim güzel cümleler olmadığından değil seni kandırmaya elvermedi yüreğim .. herşey çok güzel olmayacak elbet ama sana söz bugünlerinden iyi olacak .. haklı olduğun, hakkın olan mutluluğunun parçası olmayacaksam o da benim ayıbım olsun ..
af buyur; alakasız yerlerinden giriyorum muhabbete .. aslından dökülecek çok başka şeylerim vardı .. sırr’ından, vefâ’ndan, sadakatından bahsedecektim misal .. bakışlarına yerleştirdiğin cümlelerini anlatacaktım sana .. dokunduğunda daha önce tutulmamış ellerinden .. sarıldığından kalbin kalbe denk geldiği noktada atışından .. hikayeler anlatacak, öznesi olduğun şarkılar sıralayacaktım .. yağmurunda ıslandığından sokaklarda dolaşacaktı ruhun .. kendinden kaçarken yakalandığın zorlukları, engelleri yıkacaktım .. içinin kırıldığı gibi kırılmaz ama şişeleri dizecektim .. heyecanına, çocuk telaşına, kazanamamış olduğun kayıplarına, sen olamamış yerlerine el sürecektim ..
çıktığın kuyunun dibinde balçıklı çamurun sıvadığı, bulandığı yerde kaldı herkes .. farkında mısın mutluluk bi Uğur böceğinin sana getirdiği uğurda saklı .. elini attığının güzelleştiği, derin derin huzuru içine çektiğin yerden sesleniyorum sana .. korkma ben burdayım .. farzet sımsıkı sarıldım, acıyan yerlerinden öptüm ve geçti .. bi rüyaydı uyandın say .. ışık gözlerini alıyor, sessizce bekle, gözlerini kıs, elini kalbine götür .. yaşayamadığın çocukluğuna sesleniyorum iki gözümün çiçeği :
- selam olsun geçmişine güzel gözlü çocuk .. acının, kederin, hüznün oturmadığı bi hayat dilemek isterdim sana .. hayaller, rüyalar, park bahçeli düşler sıralamak isterdim .. üzgünüm çok da iyi şeyler yaşamayacaksın bu hayat yolunda .. bi’gün ben bu hale nasıl geldim die anlayamayacağın bi hayat bekliyor seni .. düşün en son ne zaman bi şeker mutlu etti seni .. hatrla sımsıkı sarılıp kim öptü güzel yanaklarından .. duy kim ömürlük yanındayım die sözler verdi .. aldanma ağladığında sildikleri gözyaşlarına ..
göz açıp kapayıncaya kadar yaşayacaksın bu hayatı .. üstü açık cezaevi olacak yaşadığın, tel örgülerinden korkacaksın, alıştığın zindandan elini uzatmaya, dışarı çıkmaya korkacaksın .. sesine yabancı olacaksın kendinin, gülüşünü unutacak, başkalarının eline vereceksin tüm hayatının kontrolünü .. üzülme bittabi öyle gitmeyecek .. ihanetler saracak etrafını .. üstüne üstüne basacaklar canın acıyacak mı die düşünmeden .. içi acır mı demeyecekler yüreğini dağlayacaklar .. kurşun gibi geçirecekler sözlerini .. gün be gün kısacaklar içinde çalan şarkının sesini .. haklıyken haksız olduğuna inandıracaklar seni .. konduramayacaksın, inanamayacaksın, kabullenmeyeceksin .. beni seven insanlar neden böyle yapsın die kendini hırpalayacaksın ..
Korkma çocuk !.. geleceğinden sesleniyorum .. yaşayacaksın, iliklerine işleyecek, kalbinin yandığını, çığlık atmak isterken sesinin kısıldığını, hıçkıra hıçkıra ağlamak isterken gözünden yaş gelmediğini göreceksin .. hepsini yaşayacaksın ama insanlığın, kalbinin temizliği, yüzünün saf güzelliği, gözlerindeki anlam baki kalacak .. öldüremeyecekler çocuk yanını, kirletemeyecekler, seni senden vazgeçiremeyecekler, yaşama sevincini söndüremeyecekler .. adaletine vurgun olduğumuza sığın .. içinden durmadan tekrar et :
“ Rabbişrahlî sadrî. ve yessir lî emrî. vahlül ugdeten min lisânî. yefgahû gavlî. “
GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
09Temmuz’20 .. 23:53 ..