7 Şubat 2015 Cumartesi

.. VE ARTIK BEN DE KENDİ İÇİMDE OLMAYANIM DIŞA YANSIYANLA !..



Bam telimden çalıyor şarkılar, hangi makama değse hüzzam bir beste .. Bilinmedik, keşfedilmemiş şehirlere değsin istiyorum adımlarım; ne yana varsam hüzünden arta kalanlar düşecek payıma biliyorum .. Hayaller kurmayı bırakalı beri, gerçeklerin tokadı ayrı ayrı iniyor insanın yüzüne .. Tanımadığım birkaç surata rastlıyor bakışlarım bugünlerde ve dikiyorum gözlerimi en derin yerlerine gözlerinin .. Bir tereddüt, bir tedirginliğe çarpıyorum neden bilmem sonra .. Kaçacak bir yer dibi arıyorum bulamıyorum .. En köşe yanına saklanıyorum odanın, görünmek istemeden, saklanırcasına .. Bir kuş intiharı kadar kolay oysa kaybettiğim sevinçlerimi sıralamak .. Kırılan kanadının uçurmadığı kadar uçamamazlığı bir kuşun ve bir yanımın yerle yeksân olduğu kadar kolay kırılmam; şiddeti de artçı .. Ne depremler gören ruhum, siyaha boyanmış duvarlar gibi saklanan izlerle .. Çok şey öğrendim ben de geçen birkaç yıl içinde, genç yaşında ölen şair gibi .. Ve en az herkes kadar yaşadım zorluğunu geçmiş denilen bir türlü geçmeyen, kapanmayan yaranın .. İliklerime kadar özledim hatıralara ortak imza attığımız isimleri .. Yutkunmaya bile zorlandığım şiddette üzüldüm kayıp hanemde olanları .. Birkaç cümleye özne olan muhabbetler oldu kayıplara dair .. Muhattabı olsun isterdim belki şuan cümlelerimin değdiklerinin aksine .. Pervasız gülümsemeler vardı geçmişte ve şimdi neden bilinmez cam kenarına oturup mahzun gözlerle izlenircesine çocuklar, sokaklarda yürüyenler .. Korunaklı barınaklarla kapladık sanki etrafı, en yüksek katların üstüne çatı katlarından " bedenim yere düşerse ne olur sonum ?.. " düşüncesi muhakkak uğrar olmuş akıllarımıza .. Perdesiz olsa pencereler izleniyor muyum hissi olur mu yine ve çırılçıplak kalmış hisseder miyiz meydanlarda ?.. Onca yaşanan şeylerin yanında, günlük koşuşturmalar arasında bu düşüncelere kapılacak zaman dilimi ne kadardır toplamda ve aynı anda kaç akla düşer aynı düşünceler dünyanın dört bir yanında, farklı diller konuşan kaç kişiye ..







Teselli verilir mi yoksa alınır mıydı .. Dağ yolları gibi görüyor insan bazen kendini engebelerine takınılan, üstüne basılan çamurlu yollar barındırırcasına .. Yolun sonu bir tren istasyonuna varsa misal, ayrılırken kavuşmalara gebe olanlara, arkasını dönüp gidenlere, bir valizden başka alacak yükü olmayanlara, herşeyden elini eteğini çekmek isteyenler kadar; arkasında bıraktığı yerlerin tozunu üstünden atmaya çalışanların son durağı demirler, vagonlar, raylar .. Üstüne basıldıkça eskiyen, eskidikçe feryadının şiddetince sesi artan paslanmış demirler, tozları .. Levhaların işaret edeceği yön yoksa da duraklar var geçildikçe .. Nihayetinde bir çöle varmaz yolun sonu .. Kumlar değil, demirler olur etrafınca, dağlar taşlar denizler görmez gözler .. Bir kuş neresinden kırılabilir ki en acı .. Anca kanatlarından .. Adı literatürler de geçmeyen bir şair, şair kabul edilmez mi .. Yaralarını sakladığı, görmesini istediği birileri yok değil ya elbet bir kuytuya saklanmış bedene emanettir satrları .. İlaç verircesine, şifa niyetinedir basıldıkça damarına şiirlerle işte ordan yükselir makamı şairin, literatüre adı düşmese de .. Ve artık ben de kendi içimde olmayanım dışa yansıyanla ..




Öylesi bir cümle var ki içimde yerini değiştirip değiştirip kurduğum .. Seslendirmekten çekindiğim, duyulsun istedikçe içimde haykırdığım .. Kritiğini yapmak için bile ortak edesim yok kimseleri ve hâl böyleyken vakt-i zamanında üstüne gün doğurmadığımız görüşmelerimiz olan dostlara bile .. Ete kemiğe büründürsem kelimeleri sanki karşımdakini paramparça edeceğim; o yüzdendir kendimi alaşağı etmem ..



Sessizliğe bürünüyorum yavaş yavaş içime döndükçe bir kuş cıvıltısı susuyor içimde ve yaralı bir serçenin çırpınmasını izliyorum yine sessizce .. Annelerin feryâd ettiği, acılarını yüreklerine bastırdığı bir cumartesiye varıyor gecenin sonu .. Hangi şehir ne acılara şahitlik ediyor kimbilir yine ve ne kutlamalar yapılıyor maytaplar eşliğinde .. Merkezinden uzaklaştıkça insanın içinin, şarkılar arabeske vuruyor, efkârın dozu artıyor üzülecek şeyler bir bir sıralanıyor listenin sonu gelmiyor .. Sen uzaklardaki oldukça; yakınındakiler nasıl davranıyordur sevdiğine .. Senin kırmaya kıyamadığını nasıl yerle bir ediyorlardır kimbilir .. Hiç bir renge boyayamazsan siyaha boyasan da yeter .. Pastel kalsa da olur renkler .. Çünkü hiç bir hayat göz içine sokulduğu kadar renkli değildir, güller bahçeler yoktur her zaman .. Provası olmayan hayatın, telafisi de yok nihayetinde .. Güneşi üstüne doğurmadan kendine bile küs kalmamalı insan ..




Yine yağmur senfonisi hâkim olduğum yerlerde .. Kapa gözlerini kalbine ve ruhuna mesajı iyi bak geliyor sanıyorum derinlerden bir yerlerden .. Linkteki yol arkadaşı eşliğinde ..






GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
07Şubat'15 .. 03:46 ..




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder