25 Eylül 2016 Pazar

.. İNCE BİR SİTEM BELKİ BU .. VEDA DA SAYABİLİRSİN !..

Olmadı .. Zehri akıtana kadar kan kus .. Hiç önemi yok ağırlığı bana iç rahatlatması sana kalsın .. Bunca yıllık susmuşluğa bir yenisini eklerim .. Yeter ki birkaç kelam değsin istediğim oluyor .. Sıkça oluyor şu ara boşluğa takılıp kalıyorum, dalıp gidiyorum, zihnimi yoruyorum senli şeylerle hatrlayamadığım çok şey var ne garip bir de bir kelimeyle beynimden vurmuşa dönmüşlük de .. De ki; her hikayenin sonu mutlu bitmez, mutsuz sona bırakıyorum adını .. Ziyanı yok, yaşamadım da sayabilirim becerebilirsem .. Nasıl yoksayılır onu da bilmiyorum gerçi .. Canın acırsa bir gün canımın acıdığı yerden gel bir de o gün konuşalım .. Ya da bekleme o Zaman'ı .. Anlamayacağını bilerek en süslü cümlelerle anlatabilirim şimdi .. Sana senli cümlelerle seslenmiş olduğumla kalsam da olur .. En nihayetinde sana senli şeylerle seslenmek var .. Hadi gel demek yeniden .. Tekrarı yaşanacak şeyleri bilerek hem de .. Kolay mı ?.. Diyemiyorsam gel, aşamıyorsam engelleri, kırdığım yerden kırıyorsan sen de birilerini anlamayı deneyebiliriz birbirimizi .. Düşünsene bir varmışsın bir yokmuşsun gibi .. Geride bıraktığın bir kapı var .. " Bir gün çok yalnız kalırsan bunu tekrar et; gidecek yerim vardı, orayı yıktım !.. " dediğin .. O kapıya merhaba diyerek gelmek ne zor olmalı .. Nefes alma hızı mı, göz açıp kapama mesafesi mi neye eş değer ?.. Sıradan bir gün gibi mi aramıza yerleşmiş çağlar gibi mi ?.. İnsanlar değer geçer hayatlarımıza, iz bırakanlar da olacak elbet, yarım kalanlar da .. Ve ben hiçbir yere koyamıyorsam seni şu gün, her kategorinin dışında bırakabiliyorsam adını en kötüsü kıyamıyorsam onca şeye rağmen bu biraz da senin suçun .. Gözümde, gönlümde devleştiğindendir o .. Olduğun yeri bile bile yoksayıp, görmek istediğim yere koyup göklere çıkarmak da benim en büyük ayıbım .. Gitme dediğim her ana rağmen, gitmeyeceğim diye diye gitmek de senin insafsızlığın .. 




Sıradan zamanların birinde bir gece nefretim saymak istedim adını .. Belki o zaman silinirdi izin içimden .. Başlasam hikayenin başından sonu gelmeyecek, son desem içimde bir yerlerde elbet kırıntısı kalacak .. Veda bile edememenin vermiş olduğu acı cabası .. Masanın sağ yanı, ardı boşluğa düşen,yanı düştü bana .. O gece sabahı ettiğim yol arkadaşına da sağlam yanı .. Sırtımı yasladığım yerden boşluğa bırakıvermek istedim bedenimi gökten yere çakılmakla aynı şey mi diye denemek için .. Göklere çıkardığın yerden nasıl çakıldım gözle görmek istedim .. Bugün bir yerlerde mırıldandı o gece çakılmak istediğin yer nasıldı, uçurumundan düştün mü diye ?.. Sessiz kaldım .. Buruk gülümsememden anlamış olmalı .. Ben de düştüm gözlerine yansıyan uçurumdan dedi .. Boşluktayım sallanıyorum ya sana anlatamadıkça tek tek herkeslere anlatasım var .. İyi değilim şimdilerde ve ne acı ki iyi olursan iyi olurum dediğim sen yüzünden iyi değilim .. Yine gelenek değişmedi yaralarını sarmak için canla başla uğraştığım yine ilk benden vazgeçti .. Vazgeçilir olmak koymuyor desem yalan .. Hele benim iyiliğim için vazgeçilir olmak .. Benim iyiliğimi ben düşüneyim, birileri düşünmesin yerime, iyiliğimi en iyi bilirim benden gayrı herkesler o kadar iyi ki iyiliğimi düşünme konusunda .. Ben böyle iyi değilim üzülsem, kırılsam, alınsam da sessizlik hali canımı acıtıyor .. Ve ne acı yine bir Allah selamı bile düşmüyor dillerimizden .. Oysa başka şeyler üzerine hayaller kuruyor olabilirdik tam şuan .. Bu defa olabilirdi .. Dün hayalini kurduklarımızın bugününü de yaşıyor olabilirdik .. Olmadı .. Benliğimi ayaklar altına alıp yalvarabilecek gücüm bile yok .. Hevesim vardı, içinde sevesim de vardı .. Hevesim gitti sevesim bitemedi ..



Zor geceler, sabahları karanlık zindanlarda geçirip ettim .. Sonrasında düşlere daldım .. Bir tek düşlerimde özgür dünyam .. Rüyalarımda dahi bedeni aşıp, ruhumla aldatmayı bile denedim, yabancı bedenlerin koynuna bıraktım hayallerimizi, doğmamış çocukların bile adını başka koydum .. Olmadı .. Yakışmadı .. Yakıştıramadım kendime .. Bana en çok yakışan sen oldun çünkü .. Bense en güzel gülüşlerimi bıraktım dudak kıvrımına doğru düşen gamzelerine .. Üzüldüğünde, sevindiğinde, yaralarını gördükçe, canın acıdığını hissettiğimde, hep yaptığım gibi .. Dünya durdukça nefes aldıkça silinir mi sanıyorsun izi, yabancı bedenler değse de tenine, ayrı düşsek de başka sevgilere yataklık etse de kalpler gülüşümü yerleştirdim bi kere gülüşüne ruhumuz ayrı düşebilir mi .. İçine ektiğim sevgi çiçekleri var bugün kan çiçeklerine dönse de vazgeçebilir mi açmaktan .. Kokunu çektim içime, işledi, daha güzel bir kokuya rast gelmedim daha .. Yüzünün hüzün haritasını ezberlediğimi demiştim .. Her bir ayrıntısına kitaplar dolusu şeyler dökebilirdim .. İsterdim yalnızca sana dökeyim içimi .. Dizlerinde uyuduğum Zaman'lar gibi çabucak silinip geçsin herşey .. En güvenilir yeri neresidir diye sorsalar dünyanın, başımı yasladığım omzun derdim .. Ve şimdi daha bir vazgeçilmez içtiğim o sigara .. Dudaklarına değmiş olanların hatr'ına .. Bırakırsam bir gün, ondan da vazgeçersem tüm izlerini silmeye o Zaman niyetlenmiş olurum .. Beni derdest edip dert yandığımız şeyleri şimdi bi başkalarına yine senin yüzünden yapıyorum ya bu da senin acımasızlığın olsun .. 





Hadi benim canım yanıyor, içim acıyor .. Uykunun kaçtığı geceler oluyor mu senin de merak ediyorum .. Aklına düşüp, içinin sızladığı .. Böyle olmasaydı dediğin .. Keşke diye başlayan cümlelerin .. Bir fincanın telvesinde biriken şeyleri bile anlamlandırdığın hayallerin öznesi başkası artık diye dertlendiğin .. Bilmek istersin belki; dediğin gibi öyle sağlam mühürlemişsin ki sökebilen olmadı henüz o mührü .. Bir gün olduğunda şayet şartlar eşitlendiğinde belki o zaman aynı dili konuşuyor olabiliriz .. İnce bir sitem belki bu .. Veda da sayabilirsin .. Aşkın anlamını çözmem için bir resme takılmamdan sana vardı .. Yaşlandığında da birbirini destekleyebilmektir diyordu bizim hiç imkanımız olmayan birşey .. Ama elbet denk düşersin buralarda ve kıskandığın satr arası sohbetlerde, gece nöbetinden mektuplar da muhattap sen olduğun için üzülebilirsin de .. Söz vermiştim sana değmeyecek bu satrlar diye .. Af buyur sözümde duramadım .. Bu sefer sensin, sana dair, sadece sana .. Ne sensin suçlusu ne ben .. Kaderin çizgisini takip etmeyi tercih edenleriz biz .. Kader .. Son defa düşüyor sana dair satrlar, yoksaymayı uygun gördüm artık .. Yaşanmamış sayarsam güzel Zaman'lara ayıp etmiş olurum .. Hoş bir sadaydı geldi geçti diyelim .. Güzel Zaman'larda değdik geçtik hayatımıza diye bakalım .. Kötü zamanları silip, anıları tozlu raflarına bırakalım .. Sandık lekesi tutmadan bir yerlerde çıkarsak birbirimizin karşısına hayatlarımıza yazık etmeyelim .. Başıma gelmesinden en çok korktuğum şeyleri peş peşe yaşatmayı başardın .. Korkmuyorum da artık o Zaman gelirse ya en çok korktuğum şey olursa, ne yaparız diye .. O zaman geldiğinde korkuyor olmayacağım artık .. O zamana kadar bir ihanet borcum olsun sana ve sözüm olsun .. Duramadığım tüm sözlerimin affı için söz !.. Olur da eremezsek o zamana, bulamazsak birbirimizi sığ sularda, tutup ellerimizden kurtaramazsak birbirimizi boğulalım gitsin .. En olmadı sonsuza kadar aynı gökyüzü, yağmur, toprak altında oluruz .. 




GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR..
25Eylül'16 .. 01:31 .. 




13 Eylül 2016 Salı

.. DUALARINDA ADIMA YER VERENLERİN OLDUĞUNU BİLİYORUM HİSSEDİYORUM, GÖZÜ, GÖNLÜ DEĞENLERİN DE DUASINA TALİBİM !..

Bir defa vuruldum ölmedim, bin defa vurulsam ölmem artık dedim ya külliyen yalan, yemin olsun yalan, Allah şahidim yalan .. " Hata, yanlış olduğunu bilerek üzerine gidiyorsun, bile bile lades diyorsun şansını sonuna kadar zorlayıp, yine sonunda kendini yerle bir etmeyi başarıyorsun.. Otur şimdi dibine kadar acını yaşa .. " diyen arkadaşın alnından öpesim var şimdilerde .. Gidip en dürüst onun olduğunu öğrendiğimi söyleyip gölgesinde dinlenip, sarılıp hıçkıra hıçkıra ağlayasım var kapısında  .. Teselli etmez bilirim, hakettin der en fazla .. Bilirim kıyamaz yine sarılır belki geçer bişeylerin acısı .. Sarılabildiğim az sayıda insan içerisinde olmasının bir numaralı sebebidir .. O sarıldığında geçiyor nasılsa işte .. Değişmiyor kaderin çizgileri ara sıra bazı bazı sapıyor sadece .. Biliyorum yine ölmeyeceğim lâkin bir can yangını var ki geçmek bilmiyor .. Boğaz'ımda bir düğüm ne yutulası var ne hıçkıra hıçkıra ağlamaya müsaade ediyor .. Hayal ettiğin onca şey gözlerin önünde yerle bir oluyor .. İlk değil elbet bu son da olmayacak .. Biri demişti:

 " Sen benim hayallerimi yıktın .." diye ..


Diyebilecek, cevap verebilecek mantıklı bir cümle bulamamıştım .. Sonra oturup günlerce, gecelerce o gibi hayal kurmaya çalışmıştım .. Oysa çok saçmaydı .. Kendime ait hayaller kurmayı denedim .. Bir türlü başaramadım hayalini bile kuramadım güzel şeylerin .. Sonra karanlıklar ardı gelen aydınlık gibi birşey oldu .. Saklanmıştı karanlıkların ardına belli ki, zamanı gelince çıktı geldi yine .. Görevini yaptı eksik kalan yerimi yerle bir etti gitti .. Can yanması şiddeti ne kadar oluyor bilmiyorum ben ağrının, acının şiddetini bilirim genelde .. Kalbimi aldılar sanki kızgın bir mengenenin ortasına koydular o gün .. Kalbim ağzımda attı .. İlmek ilmek işledi damarlarıma, içerime, hücrelerime kadar .. O güne kadar hep bir korku kalbim ağzımdayken onun için, bir anda sanki cenazesini kaldırdım içimden .. Bir anda öldü bitti gitti toprak attım üstüne .. Aklım, ruhum, kalbim, hayallerim, gururum, onurum hepsinin çarpışması ortasında kaldım .. Kulaklarımı tıkadım istemsiz içsesleri duymamak için .. Başedemedim .. Kalbimi ellerine bırakıvermek istedim tek bi an hata yapmak isteyerek .. Olmadı, yenemedim kendimi .. Savaşı kaybettim içimde .. İlk defa bile isteye canım yanacağını bile bile lades demek istedim onu da elime yüzüme bulaştırdım .. Neden, niçin gerekmez bazen yaşamak gerek, herşeyi irdeleyebildiğim kadar irdelediğim, dibine battığım için kayboldum .. Bir kelebek kondu avuçlarıma uçmasın, gitmesin diye azıcık fazla sıktım vaktinden önce öldürdüm .. Koskoca 24 saat vardı oysa, sanki her an ölecekmiş korkusundan kendim öldürdüm .. Kısacık bir 24 saat vardı oysa, sanki çabucak geçecek korkusuyla olsa gerek erkenden ölmeyi seçti .. 




Aynı Zaman'lara denk düşer yaprak dökümleri ya .. Yapraklar birbirini mi kıskanır, düzen mi böyledir bilmiyorum .. En yoğun zamanlarda yeterli zamanı ayıramadığın, yoğun, yorgun olduğun için anlayış beklediğin ve dibine kadar anlayış gösterip aynı şekilde karşılık alamadığın insanlara karşı kendini suçlu hissederken; onlar ne yapar ?.. Sessiz sedasız köşelerine çekilirler .. Ve yine ne tevafuktur ki; tüm saçma sapan yoğunluğun bir anda geçiverir o zamanlar, kendinle, suçluluk ve üstüne onsuzluk duygunla baş etmeye çalışırken verilebilecek en güzel ceza verilir .. Hiç olmadığı kadar düşünme zamanın kalır kendine ve beynin sanki sadece onla ilgili şeylere odaklanır .. Bir iz ararsın satr aralarında, olduğu yerlerde gözün tanıdık bir cümle arar, belki de bulamayınca ne güzel hayal kırıklığıdır o an .. Oralardan da duyulur mu hayal kırıklığının sesi acaba ?.. Bugün de değişen birşey olmadı .. 52 sine bir Fatiha düşürdüm gidenin .. Herşeye bu da benim ayıbım olsun derken ben; hiçbir açıklama yapmaksızın, tek birşey söylemeksizin ardını dönüp gitmesi de onun en büyük ayıbı oldu !.. Evladını toprağa koymuş halamın kollarında teselli buldum bugün .. Ben evladımı toprağa vereli 73 gün oldu bugün kara kızım yaşayan insanların yokluğu daha ağır değildir dedi .. Tüm can yangılarım, kalbe ağır gelenler silindi gitti .. Ara ara hissedilir elbet acısı ama asıl canı yanan bir anne tesellim oldu, tesellisi de oldum .. Zayi oldu güzel zamanlar .. Çalındı geçirilecek güzel günlerden .. Cevapsız kaldı sorular, ulaşan satrlar .. Olsun varsın bilirim hayatına değdiğim, iz bıraktığım insanlar muhakkak elbet geri döner .. Sabrlıyım .. Eğer temelliyse gidişi o güzel canı sağolsun bu yaprak dökümüne denk gelenlerin .. Lakin katillerim olay mahalline döndüğünde tüm kan revan temizlenmiş, son bi kuvvet ayağa kalkmış, kendimi savunmaya derman bulmuş olurum ..




Yorgunluktan ölürken uyuyamamak da marifet .. SıZarsan ne âlâ .. demiş idim bir vakit başka bir mecrada .. Yine aynı şeyler yaşıyorum .. Çocukluğuma da değdim bugün .. Samimi bir çift göz gördüm .. Az konuştuk,birkaç cümleyle halinden ahvalinden haberdar olabildim, kendi ahvalimi dile getirmeye dermanım olmadığını gördüğünden, gözbebeklerimden en derine inmesine izin verdim uzun Zaman sonra birinin .. Çocukluğumun en güzel şahidine yakışırdı, ona yaraşırdı .. Tuhaf bir huzurla birlikte, acayip bir ihanet duygusu hasıl oluyor o Zaman'larda .. Bir süredir süregelen ağır enfeksiyonal hal akşam saatlerine kadar bedenimi ele geçirip, tüm dermanımı elimden almış, yataklara düşürmüş, ilaçların zerki bile işe yaramazken nasıl bir güçle ayağa kalkabilip çocukluğumun geçtiği o eve varabildim bilmiyorum .. Bazı anlar diyorum ki, beynimin uyuşmuşluğuyla, yorulmuşlukla, dayanamamışlıkla Rabbi'm sen gönlümden geçeni hayrlsıyla nasip et bu sefer diye dualar ediyorum .. Ve ne tuhaf bir his var bu sefer içimde anlatılmaz .. Hem derdim hem dermanım olan şehre varıp, neresinden edindiğimi bilmediğim virüsünü taşıyorum damarlarımda geçmek bilmiyor .. Bir de yetmezmiş gibi nur topu gibi kitleler edindim lenfler eksik kalmıştı .. Ama tarihe not düşmüştük adını sırdaş koyduğumla bu gidişle .. Kavuşmaya ramak kala beklemenin imtihanına da düştüğüm de oldu, vazgeçmeye meylettiğimde ..  Sabr'ımızın mükafatını görmüştük .. Yenilmediğimiz yıllara inat ne güzel anılara imza atmıştık .. Dosta düşmana ibret olsun diye varolmuştuk .. Susarak anlatmıştım derdimi, gözlerinden okumuştum içinde olduğu halleri .. Çok sokaklar adımlayıp, yan yana oluşumuza karşı duranları bir bir utandırmıştık .. Yine en kadim birbirimiz kalmıştık yanımıza .. Bir gün herkes gider, biz kalırmışız sımsıkı sarılarak anlamıştık .. Elbet herkes gidiyormuş, sır'rını verdiğin doğru insansa o kalıyormuş .. Gözlerinin elasına bir nefes şükür düşürdüm, zaman kısıtlılığına da bir âh !.. 




Elbet herşeyin sebebi var hayatta .. Nedensiz değil bir yaprağın bile kıpırdaması .. Sığınağıma iz bırakmam da sebepsiz değil .. Yine geldim .. Belki herşey yolunda, herşey seyr'inde ilerliyor .. Düzen böyle işliyor bilinmez .. Lâkin derdi veren muhakkak bir derman da veriyor .. Yeter ki nefesimiz üstümüzde, can sağlığımız olsun .. Herşeyin acısı, sızısı Zaman'la geçiyor hiç bir Elem ebedi değildir ki demişti gönlüne vurgun olduğum .. Yine geçecek, yine hayat yaşanmaya devam edecek .. Hep amortisi vursa da hayatın .. teselli ikramiyeleriyle avunmaya devam edeceğiz .. Zehir var ya; panzehiri de var .. Bir şarkı, bir şiir, bir kitap, bir söz hatrlatır en fazla yaşananları .. Lâkin güzel anılar biriktirmeye devam ettikçe onlarında etkisi azalır, silinmez de kalır bir yerlerde ara ara burnunun direğini sızlatır, kalbini acıtır .. Ben kendim dâhil herkesi affettim bu hayatta hayatıma bir şekilde değmiş .. Mahşere kalacak hesabı kaldırabilecek gücüm yok, günahlarım elvermez buna .. Kimin başına ne Zaman ne geleceği belli değil elbette soğuk nefesi sürekli ensemde hissettiğimden sebep belki bilmiyorum .. Ya da aynı süreci yaşamaya, o nefesi ensemde oldukça yoğun hissettiğim günlerin içinde olduğumu bildiğimden olabilir .. Tüm gücümle var olmaya çalışırken, kısa bir zaman sonra yok olmuş olursam bu dünyadan, gençliğimi ziyan edersem içimi rahatlatan şeyler var .. Güzel bir hayat yaşadım tesellim var .. Yapmak, yaşamak istediğim çoğu şeyi yaşadım .. Eksik kalan, şu sıra başarmaya çalıştığım şeyler, zamanı gelsin diye beklediğim belki o zaman hiç gelmeyecek şeyler de var .. Sevdim ben, güzel de sevdim, saf da sevdim hastalıklı da sevdim .. Kiminin uğruna çok şeyler feda ettim, kimine fazlasını verdim .. Sevildiğime inandığımda oldu .. Seviliyormuşum gibi hissettirenler de .. Bildiğim bişey var ki; kötülüğünü istediğim insan olmadı .. Özellikle bile isteye zarar vermedim kimseye .. Çok şehir gezdim, çok insan, güzel insanlar tanıdım, gizli saklı kalmış şarkılar dinledim söyledim, iyi yazılmış kitaplar okudum, eksiksiz çekilen filmler izledim, hakkını bulamayan şeylere az da olsa hakkını verdim .. Sessiz sakinliğin dinginliğini de yaşadım, gürültülü patırtılı zamanların güzelliğini de gördüm .. İyisiyle kötüsüyle hoş şeyler, üzüntüler dibe batmalar da.. İsterdim ki hep kendime dair; bir gün insanlar hayatımdan çıksa da, bu dünyadan göçüp gitsem de; ardımdan iyi insandı demesinler, kötü insan değildi desinler yeterdi .. Tüm bunlara inanırken; birkaç gün önce duyduğum keşke duymasaydım dediğim bir cümlenin altında ezildim .. " Herkes kalbinin ekmeğini yer, hastalığının sebebi bu Allah kalbinin ekmeğini vermiş ona .. " Duyduğumda şaşkınlıkla idrak edemedim ilk başta .. Kim olduğumu, nasıl biri olduğumu, beni tanımadan bilmeden böyle bir cümleye layık görülmek içimi acıttı .. Demek kalbimin ekmeğini yiyorum .. Bir gün yine herşeyi unutursam diye not düşüyorum .. Nasip olur da sağ salim çıkabilirsem kısa zaman sonra gene sıradaki ameliyattan, bir gün izi silinirse bedenimden bu hastalığın, başarabilirsem kurtulmayı bu illetten, geçti bitti denirse kalbimin ekmeğini tertemiz yemiş olacağım demek .. Nasip kısmet herşey .. Dosta düşmana kimseye dert verip derman aratmasın Allah .. Başa geldiyse de çekmek boynumuzun borcu .. Eğer olur da göremezsem bir tanıdığı bile hâk helâldir benden yana herkese .. İsterim ki; herkes de helâl etsin de karşılaşmayı beklemeyelim .. Hesabını veremeyeceğimiz şeyler düşmesin payımıza, altından kalkamayacağımız imtihanlara tâbii tutulmayalım .. Dualarında adıma yer verenlerin olduğunu biliyorum hissediyorum, gözü gönlü değenin de duasına talibim .. 





GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
13Eylül'16 .. 05:10 .. 


7 Haziran 2016 Salı

..BİLİYORSUN YA DUAN, DUAMDIR .. EKSİK EDERSEM; O DA BENİM AYIBIM OLSUN !..

Gözlerindeki hüznü gördüm .. Bir cehenneme çevirdi içimdeki mahşer kalabalığını .. İsimler duydum dilinden yabancı olduğum, hikayesini bildiğim .. Gerek de yoktu sureti görmeye, acını acıma tanışıklıktan bildim .. İçimde bir yerler yıkıldı .. Kan revan oldu üstüme sıçradı çamuru .. Gördüm, ordaydım, şahit tutmadığın her bir olay için geçmişte yaşadığın yerlerden geliyorum .. Tanıyorum o failleri, bir camın ardından gösterdiler bana da resmi kayıtlara geçsin diye düşüremedim bile dile .. Celladına aşık gözler gördüm .. İhanetin koynunda yardım ve yataklıktan müebbete çevrilmiş hayatının kıyısından, köşesinden geçtim .. Dolandım olduğun yerlerde, aynı şehirlerde sokakları adımlamadım ama aynı yağmur altında ıslandım, aynı gökyüzü altında .. Korunaksız kaldığımda, siper ettim gövdemi hain damlalara ..




Gördüm ben de ordaydım .. İhaneti ayıp saymayanların pişkinliği karşısında benim yüzüm kızardı .. Başka tenlerde teselli olmak başkaydı, ruhu orada teslim etmek de .. Film şeridinin bir yerinden yakaladım .. Anlat desem bilirim anlatırdın, gözlerinden okudum .. Alnının ortasına yerleşmiş çatallaşmış yerlerine yerleştirdim resimleri .. Vurmak istedim en can alıcı yerinden yapamadım .. Duydum o sesleri benim de kulağım sağır oldu .. İçimde bastıramadığım seslerin kurbanı oldum .. Bilmediğim dilde şarkılar yerleştirdim, yine silemedim efkarı .. Ruhu bedenden ayırıp, teslim etmeye bir adım daha varamadım dediğin yerde ardınsıra geliyordum .. Yapamadım, ellerimle uzanma mesafesinde, çekip alırım umuduyla izlediğim yerden burdayım diye çıkamadım .. Canın yanmasın diye sarılamadım .. Dinsin acıların diye öpemedim yaralarından .. Ama bildim acıyan yerlerini, ordaydım ..



Asılı kaldım gördüğüm sahnelerin ucunda .. Senaryosunda yanlış yazılan yerleri atlamadan oynadığın yerde maskeni çıkar diye gelemedim .. İzledim .. Gördüm gözündeki acıyı, ne kadar iyi oyuncu gördülerse; hayır, öyle diye çıkıp bağıramadım .. Islanan yastığının başucunda olamadığım için bağışla .. Şefkatli bir el aradığında başına değmeyen elim, ağlayacağında hazır bekletemediğim omzum için de af buyur .. Gülüşüne oturması gereken kelebeklerin sebebi olamamak da benim ayıbım olsun !.. Biliyorsun ordaydım, tek başına oturduğun masada ellerinle yüzünü kapatıp, sorgulardayken, karşında oturuyordum .. Çaresizliğin bile yakıştığı olur mu ?.. Olurmuş .. Yüzünde gördüm, gözlerinden okudum .. Sessizce koltukta uyuyakaldığın, gecenin bilmem kaçıncı deminde kalkıp, yatağın hiç alışık olmadığın yanında kıvrılıp yatarken de ordaydım .. Uyanma diye nefesimi bile tutarak örttüm üzerini .. Uzun uykular uyuyamadığını bildiğimden, uykun hafif diye de ses etmeden çıktım .. Güzel rüyalar bırakmak isterdim, onu bile olduramadım ..




Biliyordun karşına çıkacağımı .. Aynı yerlerde gezdik hep bir adım önünde, bir adım arkandaydım .. Duyduklarına şaşırmaman ondan .. Biliyordun, biliyordum .. Ordaydım, sen anlatırken duyduklarıma masumca gülümsemem ondan .. Buğulu baktığı kadar gözlerinin silmek isterdim oysa yaşadıklarını biliyorsun .. Gücüm yetmez, yetemez elbet ama en azından saffım belli olsun .. Peşi sıra söylediğin cümlelerde çoğu zaman mana aramamam da o yüzden .. Kendinden geçercesine olduğun anlar da ben burdayım dememe gerek kalmadan bir yerlerde, bir şekilde yanında olduğumu da biliyorsun bittabi .. Ne yana koyacağını bilemediğin eyvallah'a sığdırdığın şeyleri de gördüm .. Bir satr iliştirmek için bin âh biriktirdiğim kadar acın .. Değdi gözüm, içime işledi, bir bakışla yerleştirdiğin hüzün gözlerimi kapadığımda koca bir hayat oldu ..




Saklandığım kadar, kaçtığım sığınaklarda yakalandım .. Zordu oldu .. Olmazdı geldi .. Bitmezdi belki yetti .. Söylenmezdi döküldü .. İtiraf edilmezdi sır kaldı .. Gayriresmi yalanlarımdan sıyrılıp, mektuplara döktüğüm bir ömrü'n girizgâhından bir yerlerden sesleniyorum sana .. Gece bilmem kaç olmuş, hatr'ımdan gitmeyen şeyler var .. Zamanlı zamansız uykulardan birine yakalanırım birazdan, sen de uyudun farzediyorum .. Oysa başka hikayeler saracaktı geceyi .. Resmi itirafım olacaktı kendime bile itiraf edemediklerim .. Saklandım, kayboldum yine kör karanlıklarda .. Sesler bölüyor geceyi, bir Şahrud hikayesine tutunuyorum, öpüyorsam ayrılığı gözünden, söküyorsam yüreğimi göğsümden, geçiyorsam gözlerinin içinden, sana olan sevdamdandır bilesin diyor .. Bir ayrılığı gözden öpmek nasıl birşey aklım onu da almıyor .. Yine bir sahtekar şairin kaleminden süzülen sözlerde teselli arıyorum .. Tesellisi de yok ya ..




Nasıl bir ayrılığa tutunduysa ruhun, ruhuna bürünüp ruhum bedenim, peşpeşe intihar sebebi sanki .. En yanık seslerden cehennem yangınlarına tanık oluyorum .. Çiçekli resimler kadar, çiçekli hayatlar serilsin ayakların altına isterdim sen kadar ben de .. Güneşli havaların tenini yaktığı, kavurduğu kadar tenine batmasın birşeyler .. Gördüm ya ordan biliyorum dedim ya yalan !.. Gördüğüm, bilmek istediğim kadardı .. Geri kalan kısmın altında kalırdım, korktum .. Yine güldüm, eğlendim, gezdim, muhabbetlere ortak oldum, hayatıma devam ettim .. Edemediğim hasbihali bir gece yarısı nöbetinde kendimle ettim .. Bilmek istiyorum burdasın yanıbaşımda .. Üzülmeyeyim diye yine tüm naifliğinle, zariflik gösteriyorsun .. Biliyorum ama kaçmaya çalışıyorum, fırtınasına yakalanıp, yağmurunda ıslanmamak için .. Bedenim yılmaz bir kale gibi fethedilemiyor, ruhuma iyi gelsin diye bir nefes, bir ses sür yeter .. Nasılsan öyle olduğum bir sabaha uyanalım .. Melek'ler dursun sol yanına .. Efkarlı bir şarkının ölen beden imiş, aşıklar ölmez kısmına tutunup, varmadan huzurlu bir uykuya teslim edeyim bedeni .. Biliyorsun ya; duan duamdır .. Eksik edersem; o da benim ayıbım olsun !..





GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
02Haziran'16 .. 03:05 ..



10 Mayıs 2016 Salı

.. BİRŞEY OLDU .. ANLAT DENSE ANLATAMAM ..

Birşey oldu .. Anlat dense anlatamam .. Kalp ağrısı, iç sızısı nasıl bişeyse .. Öyle .. Öyle bir iç huzursuzluğu kalp ağrısı ki; muhattabı gelse geçiremez .. Küskün çocuklar gibi duvarın dibine oturup ağlansa geçecek belki .. Meşrebimizde yok, fıtrat böyke .. Anlatılsa herkes anlardı elbet; ben boğazıma bir düğüm daha yerleştirmeyi münasip gördüm .. Yutkunmaya derman, anlatmaya lisan yok .. Medet umduğumda oldu bir ses bir nefes birinden .. Anladım insanın en çok medet umması gerekeni yine kendisiymiş ..




Ben hüsrânı öncelerden bilirim oysa .. Hep merak ederim; bir cam kırılması gibi kalp kırıklığı sese bürünse; kulaklar sağır olur mu !?.. Hayal kırıklıkları dile gelse misal; ne kadarını duymayı kaldırabilir insan .. Sessizliğin de sesi var derken yanıldığımı düşünmüyorum hiç .. Sessizliğin bir sesi var duyabiliyorum birşeyler fısıldıyor inceden .. Gece konuşuyor nöbetçisiyle inanıyorum .. Kafa sesi hükmedebilse vücudu nereye kadar kısıtlanabilir ?.. Birkaç saniye önce zihinden geçen şeyler kağıda dökülürken; unutma hızı nasıl çabuk olabiliyor ?.. Birbiri ardına sorular dizilirken hepsi nasıl cevapsız kalabiliyor ?.. Kuru gürültünün içinde kendini nasıl dinleyebilir insan ?..





" 10 dakika bekle geleceğim dedi, 20 senedir 10 dakika geçsin diye bekliyorum .. " diye bir replik çalındı kulağıma .. Sanki günümün ihtiyaca binaen karşıma çıkması gereken şeyiymiş gibi .. Beklemek sabr'ı öğretirmiş bunu idrâk  etmek epey zamanımı almıştı .. Beklemek sabr'la birlikte olgunlaşmayı da öğretiyormuş .. Zamanla öğreniliyormuş duvarlar örmek, birden inşa edilemiyormuş bina .. Devrilmek, yıkılmak, parçalarından ayrılmak sonra yeniden bütünleşmek .. Zamanla alışırsın denilen zamana kazınanlar yanına kâr kalıyormuş .. Her yeni, eskinin değerini bilmek için ambalaj .. Hep sonradan gelen daha çok yorarmış .. Bir sonraki hep daha ağır yenilgiymiş .. Öğrendim ki diyebilmek için her bir uzvundan birşeyler feda etmek gerekmiş .. Şairliğin şanındanmış üstü kapalı cümleler .. Ciğerini, kalbini söküp ortaya koymuşsun, âh yazık denilip, okuyup geçilmiş ..




Bilmezdim .. En sağlam dost'un en ufak tökezlemede yere kapaklanırken, sırtından vurmayı beklediğini .. Bölüştüğün her ekmek kadar ihaneti saklarmış içinde .. Öyle güzel izole, öyle güzel kamufle ki güzelliğinden nefesimiz kesilmiş ..


Ve ne de güzel öğrettiler :

Böyle güzel dostlarımız varken; düşmana gerek olmadığını .. Sırrı'n, vefa'n olanlar hariç yüreğimizde büyütmüşüz en güzel düşmanları ..




Sanırdım ki .. İçimde en ufak kırıntısı olmayan nefret insanlarda da yok .. En büyük yalan olduğunu öğrenmiştim; herkesi kendi gibi bilmenin .. Yalanın yalanı olduğunu da gördüm .. Sığındığıma sığınıyor sanırdım birilerinin de lâkin sandığım birilerinin arasında da bazıları kalmış .. Her bildiğim biri, bazısı kategorisine de girememiş .. Kulaklarım yanlış görmüş, gözlerim eksik duymuş .. Ve öyle güzel kulaklarımla görüp, gözlerimle duymuşum ki bu kadar olur ..




Kütüphaneler kitap yığını, yalnızlığın dert ortağı bilirdim, arada azınlığı okunmuşlarla, okunmamış onlarca kitap dizilmiş yan yana .. Gözüne çarpanı alıp eline, okuduğunu anlamadan ilerledikçe anlaşılamayan her cümle kadar ayıp edilmiş olur her kitaba .. Yazanına, kahramanına başlı başına ayıplar silsilesi .. Telefon rehberine göz gezdirmeye kalksa o anlarda insan, neden kayıtlı olduğunu bile hatrlamadığı yüzlerce isim alfabetik sırayla .. Sık görüşülenler iki elin parmağını geçmez .. En çok sesini duymak istediğinin numarasını çevirir, o telefona en ihtiyaç anında cevap verilmez .. Çünkü en ihtiyacı olanla telefonda konuşacak kadar rahat olamaz insan, rahat konuştuğuyla da yüzyüze geldiğinde gözlerinin içine bakamaz ..





Birşey oluyor son günlerde .. Anlat dense anlatamam .. Öyle bir iç sızısı, kalp ağrısı, huzursuzluk ki; sebep sorulsa göstereceğim bir sebep yok .. Ya da içinden seçemem asıl olanı .. Alnımda damla damla biriken ter, vücudumun buz kesmesi, kimse duymasın diye sessizce bağırma isteği .. Birşey oluyor sebebi yok .. Olduğum yerlere sığamıyorum .. Bir ses inşirah olsun içime .. Birşey oluyor sebebi başlı başına ..........





GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
10Mayıs'16 .. 21:17 ..