5 Şubat 2019 Salı

.. Bİ GÜN, O GÜN GELENE KADAR !..

Kaçmaktan çalıştığın gerçeğin tam ortasına düştüğün oldu mu senin de ?.. hani bi an gözümü kapatıp açsam olduğum yerden çok uzağa düşmüş olsam, yer yarılsa beni koynuna alsa, çekip kurtarsa gibi dediğin ?.. Ne yok olabiliyorsun ne de yer yarılıyor içine girebiliyorsun .. Kısılmış sesine oturan çatallanmayı anlayabilen beri gelsin .. o an dökülse gözünden yaşlar sebebini anlayabilecek yok, anlatabileceğin kelimeler hain .. ve yüzleşme .. ilk an gözünü kaçırdığın hani bi baksan yakalanacağın ilk an .. 


İhanete uğradığın bedenin ayaklarından tarayıp, gözbebeklerine geldiğinde bi teselli aradığın oldu mu ?.. ufacık bi kırıntı bulabilirim umuduyla acı acı baktın mı ?.. haklı sebeplerini duymak istercesine yalvarır gözlerle baktın mı ?.. içinin nasıl yandığını görmeden git gide yabancılaştığın sesinde sağır olmak istedin mi ?.. cevapsız sorular peşpeşe zihninde çarpışırken umarsızca bi ortamda sessiz kaldın mı ?.. uğuldayan kulaklarını bastırsın die ellerinle kapatmak isteyip öylece baş etmek zorunda kaldığın ?.. nasıl desem birilerinden bi’haber cayır cayır yandın mı gözünün önünde ?.. 



hasbelkader hepsini bi’arada yaşadım .. 



“ yapacak bişey kalmadığında; hiçbişey yapmamak en güzeli .. “ diyenin sözüne hürmeten hiçbişey yapmadan, emaneten bi beden taşıyorum son zamanlarda .. hâlimi âhvalimi bakışımdan anlayan birine misafir oldum günümün silsilesi arasında kendimi kaybetmiş olmak istediğim, bi nebzede olsa başarabildiğim bi anda .. ne çok zaman geçmiş görmeyeli birbirimizi ve anlamayalı bakışlarımızı, söze dökmeyeli hâlimizi .. ya da ne kadar kısa zaman da bize uzun gelmiş .. 


dedi ki; 


  • çok zor bişey değil mi herkesin güvendiği biri olup, kimseye güvenememen .. kaç hayata dokunup, birinin senin hayatına dokunamaması ve buğusunu silememesi gözlerinin .. 



yarım bi gülümsemeyle anlamsızca öyle diyebildim .. görüyorum dedi biliyorum dedi geçtiğim yollardan geliyorsun peşim sıra dedi yapma bu kadar kendine dedi üzme beni dedi .. geleceğim emin ellerde deyip bi nebze teselli buldum .. 



sonra bi an kendime kaldığımda gördüm .. ve evet ne acı herkesin kara kutusu olup birine derdini açamamak .. oysa yüreğim elimde sır’rımı söyleyeceğim biri bile geçti, vazgeçti benden .. sonra bi başkası geldi o da geçti .. ve diğeri .. ve sonra .. ve diğeri .. ve sonra .. her yeni gelene bi fazla çırpındım ve daha çok sustum sonra .. bi kere bile olsa yanılmak istedim, bile bile yaptım, yüküm olmazdı gelene sırtımda, omzumda, yüreğimde müsaitti ama o da vazgeçti .. üzgünüm yine yanıltmadı .. kimler geçmedi ki ?.. kimlere ağır gelmedi ki ?.. her yarasını iyileştirmeye çalıştığım, yarası iyileştiğinde ilk yarayı o açtı gitti bende .. bilmedi, bilemedi, bilmek istemedi bi ses bi nefes bile yeterdi dünyayı ayaklarım altına sermelerini istemedim ki .. 




ne zaman gitse birileri ve elbet zor da olsa sağaltmaya başladığımda içimdeki sevgisini, istisnasız olay mahalline geri döndü .. çünkü ya öldüğümden emin olmak istedi ya da nasıl ağır yaralı bıraktım diye merak etti belki .. ama göstermedim yenildiğimi, kaybettiğimi, ölüp ölüp dirildiğimi, ne yangınlardan, savaşlardan, fırtınalardan sağ çıktım ki elbet yine geride bırakırım herşeyi .. uzmanı olduğun ne var die sorsalar hayatın; her kaybedişe rağmen bi umut işçisiyim sonsuza kadar ben derdim .. ufacık bi ışığa tutunmayı biliyorum ben, uçurumun kenarında duran insana el uzatmayı da, yaralarını gizlemeye çalışanın yara bandı belki, gece karanlığına hapsolmuş birine ses olmayı, mucizelere inanmayan birine etten kemikten bürünmüş halim .. 



sorsalar hayata dair ne başarın var ?.. verebilecek en ufak bi cevabım yok .. elle tutulur gözle görülür bu da benim diyebileceğim en küçük bi toplu iğne başı kadar bile bişey yok .. çünkü ben yenen mutlu olsun die yenilen taraf olmayı, galip olan için mağlup olmayı, bi bütünün yarısından azına razı olmayı, soğukta daha az sıcak tarafta kalmayı, rahat bi sandalyedense ayağı kırık olanın tepesinde oturmayı seçen tarafım .. ben çok sevsem bile, diğer sevilenden daha az sevilmeyi göze alıp sessizce kenarda bekleyen tarafım .. çünkü ben bişeylerin mahkumiyetini içine prangalayan, hapsedilmiş özgürlükle her defasında daha güzel yenilen, yenik bi savaşçıyım ..




bi sabah, o sabah geldiğinde gün be gün çabasını verdiğim şeylerin düzenini oturttuktan sonra .. bi sabah, o sabah geldiğinde biriktirdiklerimin zehrini akıtırken katil gözlere .. bi sabah, o sabah geldiğinde vazgeçtiğimde ve arındığımda herşeyden .. bi sabah, o sabah geldiğinde altından kalktığımda yüklerin ve adım attığımda cesurca .. bi sabah, o sabah geldiğinde o güne yaklaştıkça .. bi sabah, o sabah geldiğinde ben yaptım siz de yapabilirsiniz die avazım çıktığı kadar haykırdığımda .. bi sabah, o sabah geldiğinde “ kader size susun demişse; bağırmayın !..” susarak verdiğim cevaplarla .. bi sabah, o sabah geldiğinde affedebildiğimde herşeyi ve herkesi .. 



Ve şuan duyduğum bi şarkı sözünü hapsebildiysem gecenin orta yerine;


“ beni derde koyup kaçtın, gözün aydın sevin gayrı .. yüreğime yara açtın gözün aydın sevin gayrı .. “


die .. ne güzel yaralar biriktiriyorum diyerek kalbime emanet ediyorum, herkesin gözü aydın olsun diyorum .. elbet yine geçecek ve yine güllük gülistanlık olacak içerim .. o güne kadar kusura bakma kalbim, üzdüler kırdılar dağıttılar müsade ettim ama affettirmek sözüm olsun .. 


Ez-cümle .. 


ve yine en sağlam, en dik duran, sana içimi dökesim var diyebileceğim’in acını dibine kadar yaşa düsturunu devam ettiriyorum .. usanmadan burdayım .. bıkmadan öyle yapıyorum ona ulaşsın içim die .. yine bi inşirah niyetine, şifa’yla gelir, korkma ben burdayım dercesine uzatır elini biliyorum .. çünkü hiç dile döküp sahtekar ağızlarda meze etmedim varlığını, ispata tabi tutmadım sevgisini, hiç vazgeçmedim, vazgeçmeyeceğim beklediğim gün gelene kadar .. hunimin rengi her zaman fuşya olduğu için, hep ben olduğum için, hep o olduğu ve yine bi’gün geldim burdayım anlat diyeceği güne kadar tüm yenilmişliklerimi, kaybetmişliklerimi, vazgeçmişliklerimi döküp topluyorum .. ne kadar yakın, ne kadar uzak bilmeden .. ve en önemlisi hiç vazgeçmeden burdayım diyebileceği gün elemimi sileceğine emin olarak .. 



GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR .. 

05Şubat’19 .. 03:08 .. 

27 Ocak 2019 Pazar

.. SEVGİ HAKETMEYENLERİN HAKKIDIR, HAKEDENLER ŞİMDİ Bİ’ÇOCUK GİBİ KÜS ..

Gecenin kaç rengi var die sorsalar siyahın tüm renklerini sayabilirdim .. Uzunca bi’zaman mesai harcamışlığım var neticede .. Çok zamanlar boğuşmuşluğumuz da .. Dibine varasıya acıtmışlığı da .. Hayli de inancı tazelemişliği de .. Nasıl bi dostu ihmal etmek vardır hani ihtiyacı olduğunda başka zamanda, başka mekanlarda, bambaşka seslere emanetizdir .. Gibi biraz sanki bu da .. geceye ihanet, siyaha ihanet, karanlığa ihanet, kendine ihanet, sadık bi’dosta ihanet .. Af buyur diyerek gönlünü almaya çabalamak da gerek .. Affetmek yüceliğindendir, buyurmazsa gönül kırgınlığındandır .. 


  • demişken; 


Uyursam gece biter, yakalayamam gün doğumlarını diye uzun zamanlar izlediğim manzaraya acı dolu bakıyorum bilmem kaç zaman ardına .. Güç bulamam belki diye çektiğim dizlerim titriyor, üzerine  koyuyorum başımı .. Nasıl ağır nasıl fazla  bedenime .. Öyle bi yarılıyor sevgili gökyüzü ki; içimin feryadı dile geliyor sanki .. Bu gece kıyametini yaşıyor sanki .. Nefretinin zehr’ini boşaltıyor olsa gerek ya da .. Gittikçe yükselen şiddeti, gürlemeye dönüşüyor aydınlatıyor her bi yanı hiddetinden ve şiddetinden korkuyorum .. Dile geliyor olsa gerek diyorum kendi kendime feryadının dili bu sefer bu olmalı .. Damlaları bile birbirine değmezken yağmurun bu denli şiddetle yere çakılması anlaşılır bi hâl değil .. Sessizce uyumayı deniyorum, yatağın dikenli tarafında yatıyormuşcasına batıyor bedenime her bi noktası .. Soğuk tarafı olması da cabası .. 



_____________________________________________


Bi’hayli zamandır da yastığa başı koyup uyuma hasreti çekerken; geceden, yağmurdan, karanlıktan kaçarcasına uykunun kollarına teslim etmişim tedirgin ruhumu .. 



bu gece; anlatsam herkes anlayacak diye uzun uzun susmaları seçiyorum .. Bıraktığım yaşta, sokaklarında bıraktığım çocuğun başını okşuyorum sanki .. Üzülme diye sarılasım geliyor, geçmeyecek dediğin herşey geçti bak diye elinden tutup çekip kurtarasım geliyor buralardan .. Sahi hangi köşe başından dönülüyordu, kaç sokak vardı toplamında bu şehr’in, kimlerin sureti vardı geçmişte kalan, kaç metrekarelik bir alan kaplıyordu haritalarda da ömrümün kaç metrekaresine sahipti ?.. Anlamsız sorular, ruh karmaşası, kaçıp gitmek isterken takılı kalmak gibi kendine has özellikleri vardı oysa buraların ..  



Adını hatrlayamadığım, bi duvarda en son gördüğüm yazıya takılı kaldım biraz .. 


“ ömrün kaç mevsimi var ?.. “ 


tıpkı;


sokağın bittiği yerde rastgeldiğim satrlar gibiydi hâlim .. Sesimle buluştu istemsiz sonra cümleler ve oy birliğiyle de öyle olduğu kabul gördü .. ve bi miktar da üzdü ..


diyordu ki ;


“ sevgi haketmeyenlerin hakkıdır, hakedenler şimdi bi çocuk gibi küs .. “



Bi’zaman edilememiş veda’nın hürmetine bu gece dökülenler .. Sandık lekesi olmuş anıları o sandıktan çıkarmak artık ne mümkün .. Bize anca vedalar yaraşır bunca zaman sonra ve bi’gün tercih edildiğimin bıraktığı acısıyı silemeyecek kadar yorgundum, küs çocuk yanım kırgın kaldı .. 


ey Şems’ .. bi zaman demiştik .. 


Ey Şems' talibim dediğin yüreğime, talibim ben de .. yalnızlığımı adayacağım sana dedin .. Yalnızlığımla, tek başınalığımla geldim .. Kimsesizlikle de olabilir .. Öyle de olduğunu bilerek .. Kalabalıklar içinde ki yalnızlığına ortak olmaya .. Kalabalıklar içindeki yalnızlığıma ortak olman için .. Bir sır var arada ne bilmiyorum, bizi batıracak olan da çıkaracak olan da o .. Dökme yüzünü, karartma içini .. İyi ol ki iyi olayım .. 


oysa rivayet odur ki; Mevlana hep bekleyendir .. 

demiştin; 


“ Belki de öyle olmam gerek yapayalnızlık kendine getirir bu yüzden şems mevlanayı bırakırmış kendine ve sessizce kaybolurmuş aşkın ateşinde kavrulsun diye .. “

sessizce .. 


ey Şems’ .. 


çok şeyler biriktirmiştim yokluğunda .. bi’gün çıkıp gelmenin provasını bile yapmıştım .. ne derim die defalarca kendimle iç savaş vermişliğim var .. hiçbir elem gibi hiçbir mutluluk da ebedi değildi idrâk edememiştin .. bi’gün yalnız kaldığında gidecek bi’kapım vardı orayı yıktım dersin günü geldiğinde demiştim o gün .. Ne olursan ol yine gel’di düstur .. yüreğim kabullenemedi, içim kaldıramadı .. bi’zaman birine tercih edilmiştim ve şimdi bıraktığı yarayı iyileştirmek bana düşmesindi bu sefer .. çok kırılıp, dağılmıştım o zaman’lar ve çünkü bi’daha kimseye sustuğun gün kadar ihtiyacım olmamıştı .. Canımın yandığı da oldu, üzüldüğüm de, mutlu olduğum da, kirpiğimin ucunda yaş’ım da dondu, bi sabaha uyandığımda herşeyimi kaybedip, herşeye yeniden başladığımda .. çok zaman geçti, çok sular aktı o köprü altından .. çok yaralar kabuk bağladı .. sen kadar başka kalpler de aradım o sıcaklığı, kimsenin olmadığı yerde o var derken, olmadığın gerçeği çarptı bi’gün yüzüme, o rüyadan uyandım .. 


ben senle, senin gibi, sen kadar güçlü bağlar kurduğum herşeyden vazgeçtim, vazgeçiyorum .. Kendime, sevgime, ilgime yeniliyorum belki .. sen’le birlikte kapatıyorum muhabbetgâhı .. Mevlana’n yanıp kavrulsun, yavaş yavaş pişsin .. Demişsin ki; sevgi, kızgınlık, mutluluk kadar da gereklidir vedalar’ı dile dökmek die .. bir mektuba sığdırmamı da istemişsin .. Tut yüreğinin ortasına koy Şems’ .. Elin kalbine gittikçe varlığını hissettiğin ben dua’n duamdır, acı’n acımdır dediğim de sabitim ancak .. verilmiş tüm sözler hatr’ına, tutamadığımız sözler acı’sına, yoksayılan hayaller namına imtihanız bu aleme .. 

Herşey çok güzel olmayacak Şems' lâkin bugünden güzel olacak bi’şeyler inan .. Kendine yenilme, pes etme asla bi mucize’yi yaşadığımızı hiç unutma .. bi’gün bi yerlerde buluşana dek, hoş bak zâtı’na .. 


el-vedâ .. 




GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR .. 

27Ocak’19 .. 02:44 .. 

15 Ocak 2019 Salı

.. YAŞADIĞINI ANLATAMAZ Kİ İNSAN, ÖYLECE CANI YANAR ..

Yaşadığını anlatamaz ki insan .. Anlatılanlar anca derinde saklı olanları gizleme çalışması .. Maskeyi takıp, güçlü görünme kisvesine bürünmek .. güçlü olmak zor değil asla, güçlü görünmek ağrına gidiyor insanın .. Canım yandı çok, bağırıp çağırıp haykıramadım .. Sessizliğe büründüm, sessizliğimden anlayan bi dil bulan olmadı .. Bi baktım sağıma soluma önüme arkama ne kadar emek verdiğim şey, sevdiğim zaafım olan kimse varsa hepsi yerle bir oldu gözümde .. Gönlümü anlatacak dermanım yok .. Bi miktar yorulmuşluğum vardı, üstüne eklendi, omuzlarımdaki yükün ağırlığı beni daha çok yere çekti .. 



Derim hep, usanmadan derim .. Bir dostu olacaksa insanın elif gibi olmalı die .. En sağlam, en dik duranı, en ilk odur .. Benim de öyle olmuştu .. Boşuna değil bu söyleyişler .. Acını dibine kadar yaşa diye can acıta acıta damarıma basarken bi’şey gördüm .. Var gibi görünenlere inat, yokluğuyla bile gene güç verdi .. Ben hep demiştim ona bu sefer sessizce fısıldıyorum kendi içimden oysa öyle ya sözüm vardı ona .. Hıçkıra hıçkıra ağla dedikçe, dokunma ağlarım dedim içimden, dışımdan da; 

- diyemeyince işte; âhh be diyorum .. 



Eyvallah ederken, "mahcuben"; has, şahsa münhasır baş eğmesi ve has selam durduğu günlerini de özleyebiliyor insan .. Çok özledim .. Bir ekmeği bölüşüp, yağmur lara siper ederken bedenimizi, kar ayazında iliklerimize kadar üşürkendi onların kıymeti .. En son ne zaman elim gitti bilmiyorum alnıma ve yeni bilenler beni hiç görmedi belki .. Dilime pelesenk ettiğim kelimeleri duymadığı gibi kulakları, kaçırdığımda gözlerimi yaşadığım hayal kırıklıklarını .. Saç diplerimden tırnak uçlarıma bilenleri biliyorum .. Güzel gözlüm diye sesinde kelebekler uçuşanları da .. Unutmadım !.. Zihni’min arka odalarına hapsettim .. Eli başıma gidenlerin şefkatinin sıcaklığı, sarıldığında kalbimizin atışını duyduklarım hep hatr’ımda .. İhanet sayarım unutmayı ve başka bedenlerde buluşturmayı ar ederim .. 


Kolayına yiter mi bi'şeylere inancın ?.. Can'ından canını söker, içinden için gider .. İnandığın, var’mış gibi gördüğün, olduğuna kendini inandığın derin sızılardır aslında .. O kadar görmezden gelir ki; o kadar sağır olur ki ve o kadar gözünü çevirir ki olduğun yerlerden pişmanlıkların adı olur onlar .. Ne zaman ki inandırmaya başlar seni sevdiğine, duvarlarını yıkar, merakını giderir tabir-i caizse senden alacağı bal tükenir o zamana kadar arzular şelale .. Bilmez ki; görüp görebileceği en defolu insanlardansındır, her yerin yara beredir, azılı katilisindir kendinin ve Zihni’nin çaprazlığına, karmaşıklığına saplantılı ve obsesif haller eklenmiş, sarmış dört yanını .. O kadar güven kazanıp ve o güveni öyle bi yer eder ki yine; dersin ki; 


  • bu da bana ders olsun !.. 


Gördüğüm en merhametli insanken, bu kadar gaddar olman beni şaşırtıyor dedi .. İçim nasıl acıyor bilemiyor tabii o zamanlar .. O kadar susmuşum, izimi silmişim hatr’ından ve belki sesimi unutturmuşum adına gaddarlık koymakta hiç zorlanmıyor .. Ve yine diyemiyorum yumuşak karnıma dokundun die .. Sadece suçlayıp, kendini aklayacak haklı sebepler elinde .. 


Sokağa adım atıp bi süre öylece durup, sevgili gökyüzüne gülümsediğimde gördüm .. Her noktaya değen yağmur damlalarının, ruhuma dokunamamasının acısını .. Bu kadar mı güzel geçirilir üste yokluk hırkası ?!.. Ne yana dönsem derdime derman yok .. Bildiğim sokaklara varan adımlarımın karşısından gelen yok .. İki elimin arasında çaresi kalan başımın yaşlanacağı omuz yanıbaşımda değil .. Doğduğum, büyüdüğüm, yaşadığım şehr’in sokakları bana yabancı, insanları uzak .. Bi’tek güç geçecek, vade dolacak, bitecek ve herşey dinecek .. 



Öyle bir özlemek ki; karanlığın ardında sanki, çıkıp gelsin diye beklemek .. Sabr'la .. Bir türlü ulaşamamak, zor .. Gidenin gelmemesi acı .. Kar kaplı şehr’in eksilere vuran soğuğunda, balkonunda cumbalı bi evin, eski bi kanepede oturup en elzem olan dostun yokluğunun ağırlığı zor .. Kaybetmek zor .. Vazgeçmeye, gelmeyeceğine inanmak fena .. Yokluğunun izlerini silmek imkansız, varlığından güç bulmaya artık imkan yok .. Olsa ki; herşeye bi çözümü vardır bilirsin .. Ve olma ihtimalli sunacağı çözümü kestirmek güç .. Ve mahşerde yaralarından tanıyacak olmasına dualar sonsuz .. 


İşte tüm bunların arasında; kendine bile ağır gelmek hâli var .. Yük olma hissi fena bişey .. Ruh bedene, beden ruha ağır !.. Kendine tahammülün yokken birilerini bişeyler için suçlamak anca acizliğin göstergesi .. Biliyordum oysa kimselerin suçu yoktu tek suçlu aynaydı, ayna olduklarındı .. Dev aynasının karşısına oturttuklarının küçücük kalmasını izlemek de acıya dahildi .. 


Bazen tüm yanımızdakileri toplasak, bi uzaktakinin varlığı etmiyor .. Neden ola ki die sordu .. Cevabını bilemedim, veremedim .. Aslında senin cümlendi dedi .. Senin bile verecek cevabın yokken birilerinden bi çıkış yolu beklemek aptallık dedi .. Çok haklıydı .. Çözümsüz, cevapsız soruların cevabını da iz düşürüyordum .. Üzgünüm yine verecek cevabım yok .. 


Nasıl yorgunum ve dinlenecek yerim yok .. Çünkü vazgeçtiğim günden beri hayatımdan, anahtarı açacak bi kapım yok .. Aslı bende olmayan anahtarları çektirmeye uygun görürlerse taşıdım .. âh dedim kendi kendime ve âh’ımı topladığım yabancı ve yalancı kollara düşmeden rastgelmediğime hayıflandım .. Biraz geç çıktı karşıma .. Bahsettiğim şuydu : 

‘ Güçlü olmak artık beni yoruyor Şiraze,
herkese karşı dimdik olmak.
Bir çınar gibi asırlara direnebilecekmişim gibi görünmek .. 
Liman olmaktan yoruldum Şiraze,
artık ben de ağlamak istiyorum uluorta
susturulmuş hikayelerime ses vermek istiyorum .. haykırmak .. çılgınca bağırmak .. 
en cart pembeyi giyip yürümek yollarda, kimseyi umursamadan
ve önemsemeden kurulacak cümleleri artık ben de ağlamak istiyorum Şiraze; 
sakınmadan gözlerden, sakınmadan kendimi .. ‘


Ve ne acı değil mi ?.. Olmadığım bi ben yaşıyorum .. Kendimi kaybettim ve nerde bulacağımı da bilmiyorum .. Güç buluyorum ufak şeylerden .. Diyor ya gücüme güç eklerken;


  • bir nasihat gibi bu sancılı hasret .. miadını doldurur biter bi’gün .. karanlık aydınlığa kavuşur elbet .. siz o gün bayramı kutlamayı görün .. 


die .. 


O güne kadar hoşçakal kendim, hoşçakal benliğim, hoşçakal âh’ım, hoşçakal feryadım, hoşçakal sustuklarım, hoşçakal suçladıklarım, hoşçakal inançlarım .. 



Bayramı kutlayacağım güne kadar hükümsüzüm .. Hem nergis mevsimi de geldi .. Hiçbirşey geçirmese o geçirir acıyı, o dindirir sızıyı .. Elbet geçecek hangi elem ebedi ki ?.. 



GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
15 Ocak’19 .. 01:20 ..