25 Ağustos 2023 Cuma

.. HER HALİN ANLAYANI YARADAN’DIR ..

 




  • sokak lambalarının ışıdığı saatlerin koynunda, uzanmış boylu boyunca yatan gölgeler, bi yanı umut dolu fesleğenler, daldığın yerde boğulduğun saatler .. kimsin sen bu kainatta, nedir kapladığın ölçü, ağırlığı nedir bedenin, bastığı hangi topraktır, yoksayıldığın kaç fedakarlık ve köşe başını döndüğünde karşına çıkan hangi düşman serseri mayın .. kaç vazgeçmişlik sığdırdın ömr’e ve dâhi kaç mutluluk, hangi matematiğin sonucu karşılar gözlerindeki hüznü .. ne bölünebildin, ne toplanabildin, ne çok eksildin, ne çarpabildin en sert kayaya .. bir yan’ın var’la yok arası, bir yan’ın fazla yakınlığın getirmiş olduğu uzaklıkta .. kaç kilometreler arşınladın günler boyu, gidebildiğin en uzak mesafe iki sokak ardı .. sıyrıl telaşlarından, heyecanını koy avuçların arasına, durma durursan ölürsün dediğin günlerin hatrı’ına umudu yerleştir kalbinin orta yerine .. karanlığın sonu vardığında bir mezarlığa, kaç mezar arası dolaştın hiç hatrlar mısın, en nihayetinde ereceğin kaç mermer parçasına dokundun, senden önce de vardılar, senden sonra da olacakların olduğu gibi ne zindanlarına hapsoldun geçmişin .. kaç pabuç eskitmişcesüne kaç geçmiş eskittin .. hangi sorularına cevapsız kaldın, hangi aramalarında kayboldun kendine, kimler uğruna kendinden nelerden vazgeçtin, her mutluluğun kaç acı etti, kendine ettiğin tüm kötülükleri topladığında kaç kişiye zararın dokundu .. bu defa son olduğunu bildiğin hikayenin, sınırlarını neden zorlamaktasın diyen iç sesine küssün .. 


  • kaldı başım ellerim arası, dizlerimdeki yaraların izleri, kirpiğe takılmış gözyaşları .. ne diyordu ya; ne kadar ait değilsen de, o kadar mecbursun dört duvara .. firar edemiyorsun, mıhlanamıyorsun, unutamıyorsun, kabullenemiyorsun ve elbet yaşıyorsun köşesinden kenarından .. hani pencere kenarı çiçeği gibisin diyenin, söylenmemiş türküsü olan gözlerin boşluğunda .. uçurumun kenarındasın adeta .. varlık’la yokluk arasında medcezirler .. kalbinin evi neresi, evi’n neresi, kalbi’n neresi ?.. acı’nın tarifi hangi dilde ?.. 




  • sahi küstüğün kalemin kelâm’a sarılması nedendir ?.. çıkmıyor sesi artık kelimelerin, damlamıyor yüreğinden kanlar, bürünmüyor haline, nasılsan öyle olduğu günlerin hatr’ına; sual ediyorlar hâlin nicedir, öldüm diyorum dildâr kimse anlamıyor denirken adına, hangi coğrafyanın kaderini yaşamaktaydın ?.. bunca mıydı bunca kötülük, onca mıydı onca insafsızlık, yokça mıydı yoksa hiç olmadığınca .. ben hancıyım sen yolcu diyenin sözüne boyun eğmek miydi ?.. kaç saatlerdir uyku görmedi gözlerin, kaç günler lokmalar değmedi kursağına, acısı yapışan yerden mi kesiliyor nefesin ?.. neydi bunca kederin ortasına seni iten, engin denizlerin ortasında kalakaldıran, gökyüzünün mavisini griye çeviren, sesine fırtınalar yapıştıran dallarından ayrılan ağaçlar gibi .. 



  • hangi günaha kefaret yazıldı yazgın ?.. 

nerde unutuldu çocukluğun, nerde vazgeçtin hayallerinden, nerde tutundun hayrlı’sına .. şimdi ağla hıçkırıklara boğularak kederine, hiddeti, haddini aşmış cesurluğuna inat dur artık!.. iki kelam eyle söylenmiş verilmiş tüm sözler hatr’ına .. yol senindir, yolcu sen diyebilmenin asaletiyle eğil kederinin önünde .. tüm yapraklar senin, tüm yaşlar gözünde, kalbinin ağrısı sarsın tüm bedeni, nedeni olmamışlığın sonucunda yoksun elbet; ondandır patikalar sana düz, engellerin taşken buz, varlığın yokken kaplar içeri, devrikliğinin karşısında saygı, acının büyüklüğü yanında nedir arzu, karmaşıklığının çözümü dur !.. 




  • kaldığın yerden bismillah .. her doğan güneşe, her karanlığın aydınlığa çıkacağına inançla .. ne yangınlardan, ne yağmurlardan, ne yıkıntıların enkazlarından çıktığın ruhun depremlerinden, ne gelgitlerinden hayatının, ne vurduğun kıyılarında .. şimdi tüm kötülüklerini bağladığın kalbinin, ruhunun temizlenmesi duasıyla ..




ne diyordu Şems;



Arza hacet yok, halim sana ayandır. Dile gerek yok, sessizliğim sana beyandır. Söze lüzum yok, susuşum sana kelamdır. Kelama ihtiyaç yok, aşk sana figandır.





sus ve izle artık .. 



her halin anlayanı Yaradan’dır .. kalb’e ağır gelenin, ruhuna gelecek elbet şifâ’dır .. 






GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..

25Ağustos’23 .. 01:37 .. 

27 Mart 2022 Pazar

.. DURSUN ZAMAN ÜFLENSİN SUR’A KOPSUN ARTIK GÖNLÜN KIYAMETİ !..

  • dursun zaman üflensin sur’a kopsun artık gönlün kıyameti !.. 

  • geçmiş zamanların gölgesinin özlemiyle geliyorum sevgili dost .. bir gecenin yarısı say ki eski zamanların ele kalanı, bir yakamoz !.. konuş sevgili dost .. suskunluğunla konuş .. konuş ki aralansın gecenin karanlık perdesi, yırtılsın sessizliğin feryâdı .. ritminde azalan yavaş yavaş can çekiştiren anlat hani .. olmasın istenilen ama kaçınılmaz son, yeni başlangıçlara iten .. 



    sessiz sessiz ağlar gibisin dediği yerde şarkının, feryadının dile geldiği yerden geliyorum gönlünün sokaklarına .. bir merhabanın esirgendiği zamanlardan uzak kentlerin, yabancısı olduğun seslere aşinaymış gibi davranmak zorunda olunan yerden; uğruna cân verilecek zamanlara selam ediyorum içimde bi yerlerden .. çoklukla yaptığım gibi bilirsin dost bilmediğim şehirlerin bilmediğim kaldırımlarında, bir yol kenarına oturup, hayretle, şaşkınlıkla izliyorum sanki tüm herşeyi .. resimde oyun oynayan çocukları uzaktan izleyen çocuklar gibi .. 




    sevgili dost;



    şaşkınlıkla izliyorum dedim ya; mazur gör beyânı eksik kaldı hâlin .. hoş gör cümlelerin telaşını, kalemin dâhi özlemişmişliği var neticede .. eskiyor insanlarda, eşyalar gibi .. hazin şekilde izliyorum dönüşülen hâli, susmaksızın muhabbetlerin sığ hâle gelmesini, sevginin şiddetinden artçılara yol almasını, derdiyle dertlenilen anlardan, anlatılanları dert görmemeye evriliyor sanki herşey .. ve belki sırf kendime ayıbımı örtmek için içime hapsettim derdimi, kederimi, hüznümü .. ne acı hezeyanları izlemek, ne acı hissedememek, ne acı umursamamak, ne acı hemhâl olmamak, ne acı aynı çığlığa ortak olamamak .. 




    demiştim bi vakit ;



    dursun zaman, üflensin sur’a; kopsun artık gönlün kıyameti .. gözler gördüm, kulakların sağırlaştığı, görüntülerin an be an silikleştiği yerlerde kaldım .. göz mesafesinde kalan Boğaz’ın derin sularına gömdüm .. elden gelseydi; kendimi batırırdım derinine .. gözlerine baka baka acımı haykırdım .. yükümün yarısını, omzuna yük bıraktım döndüm gittim .. 



    sesler duyuyorum, içimin sessizliği sağır edecek yerinden vuran .. gözler görüyorum yabancı .. bi şehr’in dost’a emanet yerinden dönüp ardımı gidiyorum .. izim kalsın istediğim yerlerden, izimi silercesine, eşlik eden melodiyi sustururcasına, anlamlanan bulutlardan, anılara eklenen yerlerin, var sanılan varlığından yokluğu kabulleniş .. 




    sığındığım limanlar yıkıldı, barınakları su altında kaldı, enkazı kıyıya vurdu .. sen sevgili dost nasıl sığdırıyorsun tüm bu yükü içerine, nasıl altından kalkıyorsun içsel telaşların, ve dâhi nasıl hazmediyorsun, nasıl sindiriyorsun ve dindiriyorsun ?.. anla istiyorum hâlimden, kaybolmuş yoluma pusula, şaşmış şirazeme denge, kaybolmuş heyecanıma ortak, kıyameti kopmuş gönlüme merhem ol .. 



    adeta; bi sürgüne hasıl olmuş beden .. çölleri aşacak güç varken, kılını kıpırdatacak derman bulamamak ne tuhaf .. acımız’a sağlık, acımız sağolsun zamanlarından şimdilere düşmek .. zamane yorgunluğa karışmak, ruhu bedenden koparırcasına tükenmişlik .. nasıl anlatılır bilmiyorum aslında sevgili dost .. bilirsin kelimelerim eksik kalır, cümlelerim tamamlanmaz, öznesi yüklemine kavuşmaz, vuslat ahirete kalmışcasına bi umut devri .. 



    sokaklara çıkıp devren kiralık hayat die bu hayatı devr’edesim gelir .. satılsa pişmanlıklar üstü kalsın diyesi gelir insanın .. hayal kırıklıkları cabası üstü kalsın denilesi yakışır .. o yakışmaz bu yakışmaz, en sert rüzgarlarına karşı durmak mı yakışır bu bedene her daim ?.. ılık esintilerde, yemyeşil bi ağaç altında, mevsimine iklimine yaraşır tasasız yerinden pay yok mu hayatın ?.. akşam üstü uykusuna dalıp bitmesin istenilen rüyaların kahramanı olmak İçin ne yapmak gerekir ?.. bir rüyadan uyandım demek isterdim bi akşam serinliğinde .. 




    sevgili dost ;



    çok yenilmişliklerin kabullenişi belki artık .. çaresiz hakedişi .. elden bişey gelmediğinin ispatı .. bi vazgeçmişlik, bi boşvermişlik, bi bildiği gibi gelsin hayat teslimiyetinin oralardan sesleniyorum sana .. battı gemilerim, yıkıldı liman, su altında kaldı bi ömür .. ruh’un yorgunluğu ten’e değdi .. kanıksanmış acıların şerefine .. acıya müptela die adlandırılmışlığa asi gelecek yan kalmamasına .. bu dünyanın hassas kalpler için cehennem olduğu gerçeğinin kabullenişine .. devranın döneceğine inancın, kaldığı yerden teslim oluşuna .. bi dost selamına hasret kalışın sebebi olanların ardına .. gelmişin geçmişin yürünen yolların hoş tadına .. gökkubbede hoş bi sâdâ gibi yâd edilme umuduna .. bi’gün toprak olacak ten’in ardına güzel dualar biriktirmenin inancına .. kâhr’ı lütf’u başüstüne olanların hatr’ına .. güzel hatrlanmak temennisiyle .. 



    varsın tüm dünya kötü bilsin, çamura bulanmış olsun tüm yanlarım, bildiğim yekten şudur; kalbinde, gönlünde, ruhunda temiz, masum kaldığına inandığım dost’a selamla .. eyvallah !.. aynı sokağa bakan penceresinden sokak lambasının ışığına gözü değerek değsin dilerim satr’lar gönlüne .. bi sahilde zehr’i kusarcasına hayata isyan’a şükr’le kaplansın kalplerimiz .. 



    o şarkının - umudumsun sen - seslenişinde saklansın isterim .. .. - sessiz sessiz ağlar gibisin - feryadında bul isterim beni .. - zaman geldi gidecek misin vay aman - korkusuyla iç sesi bastırmayı anla isterim ..  yakamoz’u düşen o sahilde ruhumun basılıp kirlenen ara sokaklarında gözyaşlarınla temizle isterim .. velhâsıl, anla isterim hâlim’den, ahvâlimden .. yabancısı olup kaybolduğum sokakların birinden çık gel isterim .. yarım kalmış dualarıma ortak amin diyen ses ol isterim .. 




    sevgili dost, 



    ruha iyi gelen sesin, satrların, varlığın gölgesinde dinlenmek isterim .. nasılsan öyle olurum hallerine bürünmeyi isterim .. en önemlisi bu dünyadaki varlığını sürdürüp, nefesin üstünde olduğuna dair iz bulmak isterim .. 




    sâhi nasılsın son zamanlarda ?.. eksik mi senin de bi parçan ?.. gözünden akan yaş asılı kaldı mı kirpiklerine ?.. özlemeyi özledin mi sen de ?.. koptu mu gönlünün kıyameti ?.. 





    GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR .. 

    27Mart’21 .. 06:24 .. 

9 Eylül 2021 Perşembe

.. YAŞARKEN GÜZEL GÜNLER HİÇ BİTMEYECEK GİBİYDİ !..

 



-yaşarken güzel günler hiç bitmeyecek gibiydi !.. ki kötü günler de elbet .. 





bir varmış, bir yokmuş .. 

kalbe ağır gelen ruh’a vurgun olmuş !.. 

an gelmiş gönülgâh’ın talan olmuş !..

bir rüyasının kabusa dönüşü olmuş !.. 

kabusun ortasında ruhun bedeninden ayrılır gibi olmuş !.. 

ruh bedene, beden ten’e ağır gelir olmuş !.. 

vesselam; âhir ömr’ün imtihanının çetinliği işte o an hasıl olmuş .. 





bi rüyadan uyandık bitti maree .. en güzel gülüş torpili geçilmiş sana ya .. gülüşünden pay .. en deli ruhlardan biri üflenmiş ruhuna .. ruhundan azıcık kalan .. nasılsan o hale bürünüyor ya karşındaki .. müsaadenle gölgende dinlenmeye geldim, gördüm, kalbine misafir oldum, iz bıraktın, izine sahip ve sadık çıkıyorum ya .. bilesin senden sebeptir .. yine geldim burdayım; sakla sığınağına tüm olan biteni, yaşananları, yaşanamayanların acısını, sandıklara kaldır mezar süsü et sırları .. 

acıyı, hüznü, gülüşleri, hal beyanlarını, varlığı, yokluğu hapset içine .. 




acının bedeni sarıp, kalbin üstüne attığı çiziğin, sırtından kanayan yerlerin izlerin, tutmayan dizlerin, dermansız kalmışlığın oralardan geliyorum .. tanıyorsun aslında sen de oraları .. gözüyle gülenin, sesiyle ağlayışını duyan beri gelsin .. bi hıçkırarak ağlayan sesin kulakları sağır edişini .. ben yanındayım diyen her bedenin sırtını görüşteki hayal kırıklığını .. emek dediğin hayatın bi anda gözlerin önünde tuz buz oluşunu .. yalanını bildiğin gözlerin gözlerine dikilmesini .. acı gerçeklerin çattt die suratına söylenirken dizlerinin bağını zapt’etmeye çalışmayı .. 



söyle ?.. 




umut’u anlatayım mesela sana maree; 



bi sahil kasabasının, ışığının yansıdığı denize karşı oturduğumuz kumlarının üstünde .. ele gelen taşları umarsızca denize doğru atarken bilsen ki sabr’ı yükleyip onlara bir bir derinine düşüşünü izlemeyi .. yutkunamamanın verdiği zorlukla tık tık dile gelen tüm duaların boğazında sanki titreyip döndüğünü .. desem misal sana ecr süresi tekamül’ünde asr yaşadım sanki die .. bi şiirin hangi mısrasında bulursun dediklerimi, hangi kitabın satrlarında yakalarsın, say ki bi şarkı eşlik ediyor geceye hasbihâl’e hangi şarkının dizesinde saklanır kırgınlıklar ?.. dalga sesleri’nde belki .. gelgit’inde gizlenir belki saklı bişeyler .. gözünü kırpan ay’a mı umudun, denize vuran yakamoza mı ?.. kendini hissettiren ılık rüzgara mı ?.. yoksa bi çocuk telaşında heyecanla atan kalbine mi ?.. 



sesini dinle !.. seç .. 




tam nefesini tamamlamadan elini kalbine götür şimdi; verdiğin nefesle atışın hızlanışını hissettiğinde umudun yenilenecek .. sana söz !.. 




inandığın tüm doğruların bi’anda gözünün önünde tuzla buz oluşunu seyrettin mi desem sana ?.. evet evet biliyorum milyonlarca kez yaşadın bunu .. dinlemek isterim mesela .. en son canını yakan cümlenin etkisinden kurtuluşunu hatrla .. gözünü kapatıp kafanın içinde dönen çılgın  sesleri susturmak isterken aynı şekilde bi kere daha kendine eziyet etmeyeceğin inancını tazele .. 




demişken ; 



bitmesi beklenen zamanlar var .. çekilmeyi bekleyen acılar .. akrep yelkovanla kavga halinde gibi sanki bi türlü ilerlemiyor bazı sürgün zamanlarında .. duvarlar dile gelmedi daha .. geceler de daha uzun sürüyor gibi o zamanlar .. boğazdan geçen lokmalar yutkundurmuyor da .. tadı daha bi acı sanki suyun .. bilmem neden ola ki gökyüzü daha bi üzgün sanki .. rüzgar da bedenine çarpma etkisi yapıyor .. 



söyle hangi merhem iyi gelir böyle zamanlarda yaraya ?..  



maree; 



bi insanı sonsuza dek sevemeyecek olmak nasıl bi his tatmıştım .. ama sonsuza dek seveceğini bildiğini sonsuza dek kaybedecek olmak ne acı .. ihtimali çırpındırırken sudan çıkmış balık misali; provası bitince nasıl olur ?.. canım yandı, içim acıdı, herşeyin ters düz oluşuna karşın çaresiz vücudumun taşıyamadığı başım iki elimin arasında kaldım o haldeyken .. kirpiğimin ucunda duran damlalar düşmesin die nasıl çabalardı .. 



âh !.. 

â !..

h !.. 



anlatsan dinlesem sonsuza dek sevebileceğine emin olma karmaşasını yaşadığını kaybetmek nasıl bi his ?.. canının yandığı yerden üflesem tozu gitse acının hiç değilse .. omzumu hazır etsem tüm yükü oraya bıraksan .. sımsıkı tutsam ellerinden ki akıp gitse .. zor demek yermiyor değil mi bazen .. anlatabilecek bi dil keşfedilmedi acıyı henüz ve tarifi mümkün olacağı imkansıza benziyor .. sonsuza dek sonsuzluk evinde bi pencere de bana aç yanıbaşında .. 




dinleyecektim sessiz çığlıklarını af’buyur hâl beyânımı anlayan olduğundan sebep vurdu kıyısına cümlelerim .. geçecek herşey ve bi sabah mucizeye uyanacak her beden .. elbet bi’gün .. yaşarken güzel günler hiç bitmeyecek gibiydi ve dâhi kötü günler .. sabr’ı var, inanması var, mucizesi var, vazgeçmemesi var, dalga dalga bunu yayılması var .. 



kapat gözlerini; 



nefes alacak olduğun her gün nefesine nefes olacağın, nefesine nefes olan yarım kalan dualarına amin diyen acz bi kulun kalbinde bi tebessüm bıraktım die mutlu ol .. 



gülüşünle kal .. 

sevginle sarmala ..

başkaldırışına tutun .. 

direnişine sağlık .. 

acına sarıl ..

ömr’üne bereket ..

sağlıcakla .. 




GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR .. 

09Eylül’21 .. 03:20 .. 

22 Temmuz 2020 Çarşamba

.. HERŞEYİ OLANIN; HİÇBİŞEYİ OLMADIĞI YERDEN GELİYORUM !..

- başka gözler değmeyecekti oysa bu satr’lara .. ama sığınağa sığınma ve tarih’e not düşme çekiyor can .. gün geliyor mazide kalıyor herşey .. yaşandıkça tüketiliyor .. oysa çok uzun zamanlar sürecek gibi gelmişti gibi olmuştu .. ama bi rüyadan uyanmışçasına oluverdi .. deli gibi güvenmek’ten çıkıp güvensizliğime bi yenisini ekliyorum !.. bu da gol değil .. - 


  • herşeyi olanın; hiçbi’şeyi olmadığı yerden geliyorum, öyle yoluna çıktım, bildin, gördün, tanıdın belki anlayamadın ..  gökyüzünü, bulutları, denizi sığdırdığın gözlerinin buğusundan biliyorum hüznünü .. Sırr’ını sakladığın gözlerinin kederinden .. titreyen dudak kenarlarından anlıyorum tedirginliğini .. örtbas etmenin zorluğundan yakalıyorum telaşını .. hoş gör; zamansız buluştu kavşakta yollarımız, geç kaldığımızı öncesinde oyalandığımız duraklardan anladım .. 


heyhat !.. ne diyecektim sana; avuçiçlerinden öpülmediğinden daha evvel belki bi evlat telaşıyla sarıp sarmalayışın .. kalabalık yollara bakan balkonlarda boyunu geçmeyen yerlere saklanışından bilmeliydim seni .. kat kat duvarlar ördüğün yerlerden, içine beton döktüğün üzüntülerine bi buse kondurmalıydım .. söyleyecek cümlem yoktu, ağlayacak omuzda, risk almaktı belki .. var olanı belki yıkacaktı .. gördüm hiç dolu dolu akmadı gözlerinden yaşlar, hep usulca süzüldü .. bi hikayenin baş kahramanı olmayı geçtim, izole hayatının iz bırakmayan, koyu duvarlarında bakışlarını gördüm .. içinde yara bere olan yerleri de .. kalbinin odacıkları kapanmıştı .. her bir yaranın üzerine tuz basmıştın belki kanamasın artık die .. vazgeçmişliğin boşvermişliğe, sevmenin hep bi darbe yemişliğe, yatağındaki yabancıyı tanıdın sanmışlığa, olduğun yerlere ait olmayışına ama geldiğin yerde yadırganışına gidecek kapının olmayışına şahit oldum gözlerimle .. 



           güzel cümleler biriktirmek isterdim sana .. çiçekli şiirler .. kelebekli şarkılar .. kökü olmayana ne kadar gövde olsan boş, hep boşlukta sallanır derler .. değil miydi kuyulara atılıp, zindanlarda yaşayan aydınlığa kavuşan Yusuf .. bilse; yalanına ceketini verene doğrusuna canını verecek Mevlânâ .. nicesinden, posta kutusunda mızıkasına bırakılan sevgili dosta mektuplarıyla cân olan Ali .. sevdiğiyle evladını şehit mertebesine veren Nihâl .. say ki; kör kuyularda âmâ olan niceleri, farklı mıydı senden ?.. kökün yoksa gövden, gövden yoksa dalın, dalın yoksa yaprağın, yaprağın olmasa çiçeğin .. elbet bi’şeyin olurdum(k) .. yine güzel cümleler toplayıp gelemedim yanımda, heybemde biriktirdiğim güzel cümleler olmadığından değil seni kandırmaya elvermedi yüreğim ..  herşey çok güzel olmayacak elbet ama sana söz bugünlerinden iyi olacak .. haklı olduğun, hakkın olan mutluluğunun parçası olmayacaksam o da benim ayıbım olsun .. 



af buyur; alakasız yerlerinden giriyorum muhabbete .. aslından dökülecek çok başka şeylerim vardı .. sırr’ından, vefâ’ndan, sadakatından bahsedecektim misal .. bakışlarına yerleştirdiğin cümlelerini anlatacaktım sana .. dokunduğunda daha önce tutulmamış ellerinden .. sarıldığından kalbin kalbe denk geldiği noktada atışından .. hikayeler anlatacak, öznesi olduğun şarkılar sıralayacaktım .. yağmurunda ıslandığından sokaklarda dolaşacaktı ruhun .. kendinden kaçarken yakalandığın zorlukları, engelleri yıkacaktım .. içinin kırıldığı gibi kırılmaz ama şişeleri dizecektim .. heyecanına, çocuk telaşına, kazanamamış olduğun kayıplarına, sen olamamış yerlerine el sürecektim .. 


çıktığın kuyunun dibinde balçıklı çamurun sıvadığı, bulandığı yerde kaldı herkes .. farkında mısın mutluluk bi Uğur böceğinin sana getirdiği uğurda saklı .. elini attığının güzelleştiği, derin derin huzuru içine çektiğin yerden sesleniyorum sana .. korkma ben burdayım .. farzet sımsıkı sarıldım, acıyan yerlerinden öptüm ve geçti .. bi rüyaydı uyandın say .. ışık gözlerini alıyor, sessizce bekle, gözlerini kıs, elini kalbine götür .. yaşayamadığın çocukluğuna sesleniyorum iki gözümün çiçeği :


            - selam olsun geçmişine güzel gözlü çocuk .. acının, kederin, hüznün oturmadığı bi hayat dilemek isterdim sana .. hayaller, rüyalar, park bahçeli düşler sıralamak isterdim .. üzgünüm çok da iyi şeyler yaşamayacaksın bu hayat yolunda .. bi’gün ben bu hale nasıl geldim die anlayamayacağın bi hayat bekliyor seni .. düşün en son ne zaman bi şeker mutlu etti seni .. hatrla sımsıkı sarılıp kim öptü güzel yanaklarından .. duy kim ömürlük yanındayım die sözler verdi .. aldanma ağladığında sildikleri gözyaşlarına .. 


                
           göz açıp kapayıncaya kadar yaşayacaksın bu hayatı .. üstü açık cezaevi olacak yaşadığın, tel örgülerinden korkacaksın, alıştığın zindandan elini uzatmaya, dışarı çıkmaya korkacaksın .. sesine yabancı olacaksın kendinin, gülüşünü unutacak, başkalarının eline vereceksin tüm hayatının kontrolünü .. üzülme bittabi öyle gitmeyecek .. ihanetler saracak etrafını .. üstüne üstüne basacaklar canın acıyacak mı die düşünmeden .. içi acır mı demeyecekler yüreğini dağlayacaklar .. kurşun gibi geçirecekler sözlerini .. gün be gün kısacaklar içinde çalan şarkının sesini .. haklıyken haksız olduğuna inandıracaklar seni .. konduramayacaksın, inanamayacaksın, kabullenmeyeceksin .. beni seven insanlar neden böyle yapsın die kendini hırpalayacaksın .. 


               Korkma çocuk !.. geleceğinden sesleniyorum .. yaşayacaksın, iliklerine işleyecek, kalbinin yandığını, çığlık atmak isterken sesinin kısıldığını, hıçkıra hıçkıra ağlamak isterken gözünden yaş gelmediğini göreceksin .. hepsini yaşayacaksın ama insanlığın, kalbinin temizliği, yüzünün saf güzelliği, gözlerindeki anlam baki kalacak .. öldüremeyecekler çocuk yanını, kirletemeyecekler, seni senden vazgeçiremeyecekler, yaşama sevincini söndüremeyecekler .. adaletine vurgun olduğumuza sığın .. içinden durmadan tekrar et :


“ Rabbişrahlî sadrî. ve yessir lî emrî. vahlül ugdeten min lisânî. yefgahû gavlî. “ 



GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR .. 
09Temmuz’20 .. 23:53 .. 

5 Şubat 2019 Salı

.. Bİ GÜN, O GÜN GELENE KADAR !..

Kaçmaktan çalıştığın gerçeğin tam ortasına düştüğün oldu mu senin de ?.. hani bi an gözümü kapatıp açsam olduğum yerden çok uzağa düşmüş olsam, yer yarılsa beni koynuna alsa, çekip kurtarsa gibi dediğin ?.. Ne yok olabiliyorsun ne de yer yarılıyor içine girebiliyorsun .. Kısılmış sesine oturan çatallanmayı anlayabilen beri gelsin .. o an dökülse gözünden yaşlar sebebini anlayabilecek yok, anlatabileceğin kelimeler hain .. ve yüzleşme .. ilk an gözünü kaçırdığın hani bi baksan yakalanacağın ilk an .. 


İhanete uğradığın bedenin ayaklarından tarayıp, gözbebeklerine geldiğinde bi teselli aradığın oldu mu ?.. ufacık bi kırıntı bulabilirim umuduyla acı acı baktın mı ?.. haklı sebeplerini duymak istercesine yalvarır gözlerle baktın mı ?.. içinin nasıl yandığını görmeden git gide yabancılaştığın sesinde sağır olmak istedin mi ?.. cevapsız sorular peşpeşe zihninde çarpışırken umarsızca bi ortamda sessiz kaldın mı ?.. uğuldayan kulaklarını bastırsın die ellerinle kapatmak isteyip öylece baş etmek zorunda kaldığın ?.. nasıl desem birilerinden bi’haber cayır cayır yandın mı gözünün önünde ?.. 



hasbelkader hepsini bi’arada yaşadım .. 



“ yapacak bişey kalmadığında; hiçbişey yapmamak en güzeli .. “ diyenin sözüne hürmeten hiçbişey yapmadan, emaneten bi beden taşıyorum son zamanlarda .. hâlimi âhvalimi bakışımdan anlayan birine misafir oldum günümün silsilesi arasında kendimi kaybetmiş olmak istediğim, bi nebzede olsa başarabildiğim bi anda .. ne çok zaman geçmiş görmeyeli birbirimizi ve anlamayalı bakışlarımızı, söze dökmeyeli hâlimizi .. ya da ne kadar kısa zaman da bize uzun gelmiş .. 


dedi ki; 


  • çok zor bişey değil mi herkesin güvendiği biri olup, kimseye güvenememen .. kaç hayata dokunup, birinin senin hayatına dokunamaması ve buğusunu silememesi gözlerinin .. 



yarım bi gülümsemeyle anlamsızca öyle diyebildim .. görüyorum dedi biliyorum dedi geçtiğim yollardan geliyorsun peşim sıra dedi yapma bu kadar kendine dedi üzme beni dedi .. geleceğim emin ellerde deyip bi nebze teselli buldum .. 



sonra bi an kendime kaldığımda gördüm .. ve evet ne acı herkesin kara kutusu olup birine derdini açamamak .. oysa yüreğim elimde sır’rımı söyleyeceğim biri bile geçti, vazgeçti benden .. sonra bi başkası geldi o da geçti .. ve diğeri .. ve sonra .. ve diğeri .. ve sonra .. her yeni gelene bi fazla çırpındım ve daha çok sustum sonra .. bi kere bile olsa yanılmak istedim, bile bile yaptım, yüküm olmazdı gelene sırtımda, omzumda, yüreğimde müsaitti ama o da vazgeçti .. üzgünüm yine yanıltmadı .. kimler geçmedi ki ?.. kimlere ağır gelmedi ki ?.. her yarasını iyileştirmeye çalıştığım, yarası iyileştiğinde ilk yarayı o açtı gitti bende .. bilmedi, bilemedi, bilmek istemedi bi ses bi nefes bile yeterdi dünyayı ayaklarım altına sermelerini istemedim ki .. 




ne zaman gitse birileri ve elbet zor da olsa sağaltmaya başladığımda içimdeki sevgisini, istisnasız olay mahalline geri döndü .. çünkü ya öldüğümden emin olmak istedi ya da nasıl ağır yaralı bıraktım diye merak etti belki .. ama göstermedim yenildiğimi, kaybettiğimi, ölüp ölüp dirildiğimi, ne yangınlardan, savaşlardan, fırtınalardan sağ çıktım ki elbet yine geride bırakırım herşeyi .. uzmanı olduğun ne var die sorsalar hayatın; her kaybedişe rağmen bi umut işçisiyim sonsuza kadar ben derdim .. ufacık bi ışığa tutunmayı biliyorum ben, uçurumun kenarında duran insana el uzatmayı da, yaralarını gizlemeye çalışanın yara bandı belki, gece karanlığına hapsolmuş birine ses olmayı, mucizelere inanmayan birine etten kemikten bürünmüş halim .. 



sorsalar hayata dair ne başarın var ?.. verebilecek en ufak bi cevabım yok .. elle tutulur gözle görülür bu da benim diyebileceğim en küçük bi toplu iğne başı kadar bile bişey yok .. çünkü ben yenen mutlu olsun die yenilen taraf olmayı, galip olan için mağlup olmayı, bi bütünün yarısından azına razı olmayı, soğukta daha az sıcak tarafta kalmayı, rahat bi sandalyedense ayağı kırık olanın tepesinde oturmayı seçen tarafım .. ben çok sevsem bile, diğer sevilenden daha az sevilmeyi göze alıp sessizce kenarda bekleyen tarafım .. çünkü ben bişeylerin mahkumiyetini içine prangalayan, hapsedilmiş özgürlükle her defasında daha güzel yenilen, yenik bi savaşçıyım ..




bi sabah, o sabah geldiğinde gün be gün çabasını verdiğim şeylerin düzenini oturttuktan sonra .. bi sabah, o sabah geldiğinde biriktirdiklerimin zehrini akıtırken katil gözlere .. bi sabah, o sabah geldiğinde vazgeçtiğimde ve arındığımda herşeyden .. bi sabah, o sabah geldiğinde altından kalktığımda yüklerin ve adım attığımda cesurca .. bi sabah, o sabah geldiğinde o güne yaklaştıkça .. bi sabah, o sabah geldiğinde ben yaptım siz de yapabilirsiniz die avazım çıktığı kadar haykırdığımda .. bi sabah, o sabah geldiğinde “ kader size susun demişse; bağırmayın !..” susarak verdiğim cevaplarla .. bi sabah, o sabah geldiğinde affedebildiğimde herşeyi ve herkesi .. 



Ve şuan duyduğum bi şarkı sözünü hapsebildiysem gecenin orta yerine;


“ beni derde koyup kaçtın, gözün aydın sevin gayrı .. yüreğime yara açtın gözün aydın sevin gayrı .. “


die .. ne güzel yaralar biriktiriyorum diyerek kalbime emanet ediyorum, herkesin gözü aydın olsun diyorum .. elbet yine geçecek ve yine güllük gülistanlık olacak içerim .. o güne kadar kusura bakma kalbim, üzdüler kırdılar dağıttılar müsade ettim ama affettirmek sözüm olsun .. 


Ez-cümle .. 


ve yine en sağlam, en dik duran, sana içimi dökesim var diyebileceğim’in acını dibine kadar yaşa düsturunu devam ettiriyorum .. usanmadan burdayım .. bıkmadan öyle yapıyorum ona ulaşsın içim die .. yine bi inşirah niyetine, şifa’yla gelir, korkma ben burdayım dercesine uzatır elini biliyorum .. çünkü hiç dile döküp sahtekar ağızlarda meze etmedim varlığını, ispata tabi tutmadım sevgisini, hiç vazgeçmedim, vazgeçmeyeceğim beklediğim gün gelene kadar .. hunimin rengi her zaman fuşya olduğu için, hep ben olduğum için, hep o olduğu ve yine bi’gün geldim burdayım anlat diyeceği güne kadar tüm yenilmişliklerimi, kaybetmişliklerimi, vazgeçmişliklerimi döküp topluyorum .. ne kadar yakın, ne kadar uzak bilmeden .. ve en önemlisi hiç vazgeçmeden burdayım diyebileceği gün elemimi sileceğine emin olarak .. 



GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR .. 

05Şubat’19 .. 03:08 .. 

27 Ocak 2019 Pazar

.. SEVGİ HAKETMEYENLERİN HAKKIDIR, HAKEDENLER ŞİMDİ Bİ’ÇOCUK GİBİ KÜS ..

Gecenin kaç rengi var die sorsalar siyahın tüm renklerini sayabilirdim .. Uzunca bi’zaman mesai harcamışlığım var neticede .. Çok zamanlar boğuşmuşluğumuz da .. Dibine varasıya acıtmışlığı da .. Hayli de inancı tazelemişliği de .. Nasıl bi dostu ihmal etmek vardır hani ihtiyacı olduğunda başka zamanda, başka mekanlarda, bambaşka seslere emanetizdir .. Gibi biraz sanki bu da .. geceye ihanet, siyaha ihanet, karanlığa ihanet, kendine ihanet, sadık bi’dosta ihanet .. Af buyur diyerek gönlünü almaya çabalamak da gerek .. Affetmek yüceliğindendir, buyurmazsa gönül kırgınlığındandır .. 


  • demişken; 


Uyursam gece biter, yakalayamam gün doğumlarını diye uzun zamanlar izlediğim manzaraya acı dolu bakıyorum bilmem kaç zaman ardına .. Güç bulamam belki diye çektiğim dizlerim titriyor, üzerine  koyuyorum başımı .. Nasıl ağır nasıl fazla  bedenime .. Öyle bi yarılıyor sevgili gökyüzü ki; içimin feryadı dile geliyor sanki .. Bu gece kıyametini yaşıyor sanki .. Nefretinin zehr’ini boşaltıyor olsa gerek ya da .. Gittikçe yükselen şiddeti, gürlemeye dönüşüyor aydınlatıyor her bi yanı hiddetinden ve şiddetinden korkuyorum .. Dile geliyor olsa gerek diyorum kendi kendime feryadının dili bu sefer bu olmalı .. Damlaları bile birbirine değmezken yağmurun bu denli şiddetle yere çakılması anlaşılır bi hâl değil .. Sessizce uyumayı deniyorum, yatağın dikenli tarafında yatıyormuşcasına batıyor bedenime her bi noktası .. Soğuk tarafı olması da cabası .. 



_____________________________________________


Bi’hayli zamandır da yastığa başı koyup uyuma hasreti çekerken; geceden, yağmurdan, karanlıktan kaçarcasına uykunun kollarına teslim etmişim tedirgin ruhumu .. 



bu gece; anlatsam herkes anlayacak diye uzun uzun susmaları seçiyorum .. Bıraktığım yaşta, sokaklarında bıraktığım çocuğun başını okşuyorum sanki .. Üzülme diye sarılasım geliyor, geçmeyecek dediğin herşey geçti bak diye elinden tutup çekip kurtarasım geliyor buralardan .. Sahi hangi köşe başından dönülüyordu, kaç sokak vardı toplamında bu şehr’in, kimlerin sureti vardı geçmişte kalan, kaç metrekarelik bir alan kaplıyordu haritalarda da ömrümün kaç metrekaresine sahipti ?.. Anlamsız sorular, ruh karmaşası, kaçıp gitmek isterken takılı kalmak gibi kendine has özellikleri vardı oysa buraların ..  



Adını hatrlayamadığım, bi duvarda en son gördüğüm yazıya takılı kaldım biraz .. 


“ ömrün kaç mevsimi var ?.. “ 


tıpkı;


sokağın bittiği yerde rastgeldiğim satrlar gibiydi hâlim .. Sesimle buluştu istemsiz sonra cümleler ve oy birliğiyle de öyle olduğu kabul gördü .. ve bi miktar da üzdü ..


diyordu ki ;


“ sevgi haketmeyenlerin hakkıdır, hakedenler şimdi bi çocuk gibi küs .. “



Bi’zaman edilememiş veda’nın hürmetine bu gece dökülenler .. Sandık lekesi olmuş anıları o sandıktan çıkarmak artık ne mümkün .. Bize anca vedalar yaraşır bunca zaman sonra ve bi’gün tercih edildiğimin bıraktığı acısıyı silemeyecek kadar yorgundum, küs çocuk yanım kırgın kaldı .. 


ey Şems’ .. bi zaman demiştik .. 


Ey Şems' talibim dediğin yüreğime, talibim ben de .. yalnızlığımı adayacağım sana dedin .. Yalnızlığımla, tek başınalığımla geldim .. Kimsesizlikle de olabilir .. Öyle de olduğunu bilerek .. Kalabalıklar içinde ki yalnızlığına ortak olmaya .. Kalabalıklar içindeki yalnızlığıma ortak olman için .. Bir sır var arada ne bilmiyorum, bizi batıracak olan da çıkaracak olan da o .. Dökme yüzünü, karartma içini .. İyi ol ki iyi olayım .. 


oysa rivayet odur ki; Mevlana hep bekleyendir .. 

demiştin; 


“ Belki de öyle olmam gerek yapayalnızlık kendine getirir bu yüzden şems mevlanayı bırakırmış kendine ve sessizce kaybolurmuş aşkın ateşinde kavrulsun diye .. “

sessizce .. 


ey Şems’ .. 


çok şeyler biriktirmiştim yokluğunda .. bi’gün çıkıp gelmenin provasını bile yapmıştım .. ne derim die defalarca kendimle iç savaş vermişliğim var .. hiçbir elem gibi hiçbir mutluluk da ebedi değildi idrâk edememiştin .. bi’gün yalnız kaldığında gidecek bi’kapım vardı orayı yıktım dersin günü geldiğinde demiştim o gün .. Ne olursan ol yine gel’di düstur .. yüreğim kabullenemedi, içim kaldıramadı .. bi’zaman birine tercih edilmiştim ve şimdi bıraktığı yarayı iyileştirmek bana düşmesindi bu sefer .. çok kırılıp, dağılmıştım o zaman’lar ve çünkü bi’daha kimseye sustuğun gün kadar ihtiyacım olmamıştı .. Canımın yandığı da oldu, üzüldüğüm de, mutlu olduğum da, kirpiğimin ucunda yaş’ım da dondu, bi sabaha uyandığımda herşeyimi kaybedip, herşeye yeniden başladığımda .. çok zaman geçti, çok sular aktı o köprü altından .. çok yaralar kabuk bağladı .. sen kadar başka kalpler de aradım o sıcaklığı, kimsenin olmadığı yerde o var derken, olmadığın gerçeği çarptı bi’gün yüzüme, o rüyadan uyandım .. 


ben senle, senin gibi, sen kadar güçlü bağlar kurduğum herşeyden vazgeçtim, vazgeçiyorum .. Kendime, sevgime, ilgime yeniliyorum belki .. sen’le birlikte kapatıyorum muhabbetgâhı .. Mevlana’n yanıp kavrulsun, yavaş yavaş pişsin .. Demişsin ki; sevgi, kızgınlık, mutluluk kadar da gereklidir vedalar’ı dile dökmek die .. bir mektuba sığdırmamı da istemişsin .. Tut yüreğinin ortasına koy Şems’ .. Elin kalbine gittikçe varlığını hissettiğin ben dua’n duamdır, acı’n acımdır dediğim de sabitim ancak .. verilmiş tüm sözler hatr’ına, tutamadığımız sözler acı’sına, yoksayılan hayaller namına imtihanız bu aleme .. 

Herşey çok güzel olmayacak Şems' lâkin bugünden güzel olacak bi’şeyler inan .. Kendine yenilme, pes etme asla bi mucize’yi yaşadığımızı hiç unutma .. bi’gün bi yerlerde buluşana dek, hoş bak zâtı’na .. 


el-vedâ .. 




GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR .. 

27Ocak’19 .. 02:44 ..