15 Ocak 2019 Salı

.. YAŞADIĞINI ANLATAMAZ Kİ İNSAN, ÖYLECE CANI YANAR ..

Yaşadığını anlatamaz ki insan .. Anlatılanlar anca derinde saklı olanları gizleme çalışması .. Maskeyi takıp, güçlü görünme kisvesine bürünmek .. güçlü olmak zor değil asla, güçlü görünmek ağrına gidiyor insanın .. Canım yandı çok, bağırıp çağırıp haykıramadım .. Sessizliğe büründüm, sessizliğimden anlayan bi dil bulan olmadı .. Bi baktım sağıma soluma önüme arkama ne kadar emek verdiğim şey, sevdiğim zaafım olan kimse varsa hepsi yerle bir oldu gözümde .. Gönlümü anlatacak dermanım yok .. Bi miktar yorulmuşluğum vardı, üstüne eklendi, omuzlarımdaki yükün ağırlığı beni daha çok yere çekti .. 



Derim hep, usanmadan derim .. Bir dostu olacaksa insanın elif gibi olmalı die .. En sağlam, en dik duranı, en ilk odur .. Benim de öyle olmuştu .. Boşuna değil bu söyleyişler .. Acını dibine kadar yaşa diye can acıta acıta damarıma basarken bi’şey gördüm .. Var gibi görünenlere inat, yokluğuyla bile gene güç verdi .. Ben hep demiştim ona bu sefer sessizce fısıldıyorum kendi içimden oysa öyle ya sözüm vardı ona .. Hıçkıra hıçkıra ağla dedikçe, dokunma ağlarım dedim içimden, dışımdan da; 

- diyemeyince işte; âhh be diyorum .. 



Eyvallah ederken, "mahcuben"; has, şahsa münhasır baş eğmesi ve has selam durduğu günlerini de özleyebiliyor insan .. Çok özledim .. Bir ekmeği bölüşüp, yağmur lara siper ederken bedenimizi, kar ayazında iliklerimize kadar üşürkendi onların kıymeti .. En son ne zaman elim gitti bilmiyorum alnıma ve yeni bilenler beni hiç görmedi belki .. Dilime pelesenk ettiğim kelimeleri duymadığı gibi kulakları, kaçırdığımda gözlerimi yaşadığım hayal kırıklıklarını .. Saç diplerimden tırnak uçlarıma bilenleri biliyorum .. Güzel gözlüm diye sesinde kelebekler uçuşanları da .. Unutmadım !.. Zihni’min arka odalarına hapsettim .. Eli başıma gidenlerin şefkatinin sıcaklığı, sarıldığında kalbimizin atışını duyduklarım hep hatr’ımda .. İhanet sayarım unutmayı ve başka bedenlerde buluşturmayı ar ederim .. 


Kolayına yiter mi bi'şeylere inancın ?.. Can'ından canını söker, içinden için gider .. İnandığın, var’mış gibi gördüğün, olduğuna kendini inandığın derin sızılardır aslında .. O kadar görmezden gelir ki; o kadar sağır olur ki ve o kadar gözünü çevirir ki olduğun yerlerden pişmanlıkların adı olur onlar .. Ne zaman ki inandırmaya başlar seni sevdiğine, duvarlarını yıkar, merakını giderir tabir-i caizse senden alacağı bal tükenir o zamana kadar arzular şelale .. Bilmez ki; görüp görebileceği en defolu insanlardansındır, her yerin yara beredir, azılı katilisindir kendinin ve Zihni’nin çaprazlığına, karmaşıklığına saplantılı ve obsesif haller eklenmiş, sarmış dört yanını .. O kadar güven kazanıp ve o güveni öyle bi yer eder ki yine; dersin ki; 


  • bu da bana ders olsun !.. 


Gördüğüm en merhametli insanken, bu kadar gaddar olman beni şaşırtıyor dedi .. İçim nasıl acıyor bilemiyor tabii o zamanlar .. O kadar susmuşum, izimi silmişim hatr’ından ve belki sesimi unutturmuşum adına gaddarlık koymakta hiç zorlanmıyor .. Ve yine diyemiyorum yumuşak karnıma dokundun die .. Sadece suçlayıp, kendini aklayacak haklı sebepler elinde .. 


Sokağa adım atıp bi süre öylece durup, sevgili gökyüzüne gülümsediğimde gördüm .. Her noktaya değen yağmur damlalarının, ruhuma dokunamamasının acısını .. Bu kadar mı güzel geçirilir üste yokluk hırkası ?!.. Ne yana dönsem derdime derman yok .. Bildiğim sokaklara varan adımlarımın karşısından gelen yok .. İki elimin arasında çaresi kalan başımın yaşlanacağı omuz yanıbaşımda değil .. Doğduğum, büyüdüğüm, yaşadığım şehr’in sokakları bana yabancı, insanları uzak .. Bi’tek güç geçecek, vade dolacak, bitecek ve herşey dinecek .. 



Öyle bir özlemek ki; karanlığın ardında sanki, çıkıp gelsin diye beklemek .. Sabr'la .. Bir türlü ulaşamamak, zor .. Gidenin gelmemesi acı .. Kar kaplı şehr’in eksilere vuran soğuğunda, balkonunda cumbalı bi evin, eski bi kanepede oturup en elzem olan dostun yokluğunun ağırlığı zor .. Kaybetmek zor .. Vazgeçmeye, gelmeyeceğine inanmak fena .. Yokluğunun izlerini silmek imkansız, varlığından güç bulmaya artık imkan yok .. Olsa ki; herşeye bi çözümü vardır bilirsin .. Ve olma ihtimalli sunacağı çözümü kestirmek güç .. Ve mahşerde yaralarından tanıyacak olmasına dualar sonsuz .. 


İşte tüm bunların arasında; kendine bile ağır gelmek hâli var .. Yük olma hissi fena bişey .. Ruh bedene, beden ruha ağır !.. Kendine tahammülün yokken birilerini bişeyler için suçlamak anca acizliğin göstergesi .. Biliyordum oysa kimselerin suçu yoktu tek suçlu aynaydı, ayna olduklarındı .. Dev aynasının karşısına oturttuklarının küçücük kalmasını izlemek de acıya dahildi .. 


Bazen tüm yanımızdakileri toplasak, bi uzaktakinin varlığı etmiyor .. Neden ola ki die sordu .. Cevabını bilemedim, veremedim .. Aslında senin cümlendi dedi .. Senin bile verecek cevabın yokken birilerinden bi çıkış yolu beklemek aptallık dedi .. Çok haklıydı .. Çözümsüz, cevapsız soruların cevabını da iz düşürüyordum .. Üzgünüm yine verecek cevabım yok .. 


Nasıl yorgunum ve dinlenecek yerim yok .. Çünkü vazgeçtiğim günden beri hayatımdan, anahtarı açacak bi kapım yok .. Aslı bende olmayan anahtarları çektirmeye uygun görürlerse taşıdım .. âh dedim kendi kendime ve âh’ımı topladığım yabancı ve yalancı kollara düşmeden rastgelmediğime hayıflandım .. Biraz geç çıktı karşıma .. Bahsettiğim şuydu : 

‘ Güçlü olmak artık beni yoruyor Şiraze,
herkese karşı dimdik olmak.
Bir çınar gibi asırlara direnebilecekmişim gibi görünmek .. 
Liman olmaktan yoruldum Şiraze,
artık ben de ağlamak istiyorum uluorta
susturulmuş hikayelerime ses vermek istiyorum .. haykırmak .. çılgınca bağırmak .. 
en cart pembeyi giyip yürümek yollarda, kimseyi umursamadan
ve önemsemeden kurulacak cümleleri artık ben de ağlamak istiyorum Şiraze; 
sakınmadan gözlerden, sakınmadan kendimi .. ‘


Ve ne acı değil mi ?.. Olmadığım bi ben yaşıyorum .. Kendimi kaybettim ve nerde bulacağımı da bilmiyorum .. Güç buluyorum ufak şeylerden .. Diyor ya gücüme güç eklerken;


  • bir nasihat gibi bu sancılı hasret .. miadını doldurur biter bi’gün .. karanlık aydınlığa kavuşur elbet .. siz o gün bayramı kutlamayı görün .. 


die .. 


O güne kadar hoşçakal kendim, hoşçakal benliğim, hoşçakal âh’ım, hoşçakal feryadım, hoşçakal sustuklarım, hoşçakal suçladıklarım, hoşçakal inançlarım .. 



Bayramı kutlayacağım güne kadar hükümsüzüm .. Hem nergis mevsimi de geldi .. Hiçbirşey geçirmese o geçirir acıyı, o dindirir sızıyı .. Elbet geçecek hangi elem ebedi ki ?.. 



GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
15 Ocak’19 .. 01:20 .. 







3 yorum:

  1. iç fırtınalarını munis bir melteme çevirebilmeyi acının künhüne vardığında öğrenir insan.. insan, acının içinden geçerek, ondan daha büyük adımlar attırdığında kendisine, o zaman anlam bulur yaşamak..
    sorgusuz güven hissi, hesapsız karşılıksız sevmelerle kaybetmeye başlıyor insan.. karşılığında bulduğu alabildiğine kıymet bilmezlik, hoyrat kullanılış, harcanış, satılış, ihanet aldanış... kırılışı şiddetli yaşayanlar içinin derinlerine çekilir, hayatı, dış dünyayı anlamsız bulur, umursamaz, hareketsiz bırakır kendini akışa, hayatın anaforlarında çaresiz bir saman çöpü gibi döner.. girdabın en tehlikeli yeri, hayattan sessizce çekilip gitme düşüncesi; 'geçmiş'i tepesinde boynuna her an düşmeye hazır giyotin..
    insanın tek düşmanı kendisi; kendi içinde başlatır yaşar büyük savaşları, en şiddetli vuruşmaları..

    koltuğunun altında kitaplar, ders notları, kâğıt ve kalemi; bakışlarıyla taradığı şehrin meydanları, kafeleri, parklarında otururken, caddelerini sokaklarını salak sarsak arşınlarken, yüreğine bakacak, baktığında anlayacak, müşfik bir bakış, tanıdık, dost bir yüz, belki hiç tanımadık ama yüreğine bakıp onu görebilecek gözler arayıp durur; bulvarlarda sağından solundan akan kalabalıklara, gelen geçen her yüze; herkesin kendi âleminde olduğu koca şehirde bibaşına, dolanır durur arayan bakışları.. nice insan hikayesi böyle akıp gider; göremeden, bulamadan.. kimsenin kimselere el uzatmadığı, gözlerin insana, yüreğine daîr güzelliklere kapalı olduğu umursamaz bir dünyada, keşmekeş, kaos içinde sürer hayat.. herkes kendine bir saçak altı bulur bulur bu dünyada; yalnızlık hissini en derininde yaşayanlar hariç..
    ...
    sert esmiş rüzgârlar.. ve bir cürüm değil, etrafına şefkat nazarlarıyla bakmak, bir cürüm değil itimat, aldanmaya sürekli müsait, saf bir kalbe sahip oluş..

    yaşanan ağır sancılı kırılışlardan vakur, asil bir duruş süzebilmek; zarardan hâsıl olan kâr.. insan büyük muammâ.. insan 'kendi'ni çözebildiğinde hayatın anlamını da çözer.. sorularının cevabını bulabileceği tek yer kendini keşfetmek.. insan olmanın gereği yanılışlar aldanışlar.. acı gibi ağır bir bedeli var, sonunda 'anlamak' gibi eşsiz bir yere götüren, insanı daha da kavî kılan, ruhu yücelten, erdeme dönüşen..
    insan hayatın metaforu; hayatın tam merkezinde.. yaşamak, zahmetli kutsal yolculuk; uzun soluk isteyen, uçsuz bucaksız, kızgın sıcakta gölgesiz bir sahra yolculuğu gibi ve ancak zahmetle ulaşılan şeyler kutsal ve değerli..

    “bu da geçer Yâ Hû” diyebilmek… sonra... sonra 'yazmak' gelir; kelimeler sargı, yazmak kurtuluş..

    YanıtlaSil
  2. Hep buralardayım. Bi elim, bi gözüm hep burda.. gitmek kadar kalmakta zor geliyor, yazmak kadar yazmamakta buralarda. Sessizliğin resimleri çizilmiyor belki artık ama o sessizlik sağır ediyor bütün alemi.
    Bu da burda dursun...

    https://youtu.be/mt8ma9vF40Y

    "sürmüşüm ben
    hep yokuşa
    kimse yokken
    tek başına
    dünya güzel
    aklama hiç
    vicdanını
    çek acını
    göm bağrına
    dünya değmez"

    Unutma; değmiyor hiçbirşeye gerçekten.

    YanıtlaSil
  3. dedim ya yokluğuyla güç vermek die .. varlığının sefasını çekmişken; yokluğuna sızlanmak yakışmaz .. çok özlemek, çok sevmek, bi umut nefes aldığını bilmek tümü bi’araya gelince tutunuyor insan hayata .. Sena şener’le tanışalı çok az zaman olmuşken; ondan bi şarkıyla gelmen bile şaşırtmadı .. gönülden çağırıyor, gönülden diliyorum adını .. nasıl olduğunun önemi çokmuş, nerelerde olduğunun pek önemi yokmuşcasına beklemek ..


    o zaman ben de diyorum ki bize yakışırcasına; son zamanların hayatımın sloganı gibi hiçbişeyi unutmadım, hiçbişeyi hatrlamıyorum .. herşeyi affettim, hiçbişeyi affetmiyorum .. sessizliğin her zaman resmi var ve o resmin her zaman kara da olsa kaleme ihtiyacı var ..


    geleceğin gün’e kadar burdayım, seni bekliyorum ..

    YanıtlaSil