Bir söz çarpar insanın karmaşık olduğu zamanlarda beyninin içinden şimşek etkisi yaparcasına .. Duyduğunda şöyle bir sarsılır, kendine gelmekte zorlanır, düştüğü yerden kalkamaz ve benim dd saatlerdir dönüyor beynimin içinde bir yerde o cümle ..
" Dünya senin etrafında dönmüyor !.."
Malesef dünyanın benim etrafımda dönmemesi uzak düşürdü sevdiğim, değer verdiğim insanlardan .. İlk değil belki ama " - Son !..- " defa vuruyor artık satrlarım en değerlim dediklerimin gönlüne .. Ve ilk defa bu kadar ben olarak dökülüyorum, satr aralarına acılarımı saklıyorum ve ben bu gece cenaze kaldırıyorum en güzel yerinden kalbimin .. Onlara dair son cümleleri ediyor kalbim, fatiha'sını okuyor, gönlümün yıkık dökük yanında bir yerlerinde mezar açıyorum onlara .. Öyle afilli falan da değil; harabe gibi .. Ömürlük ve sonrasını dilediğim tek kişinin cenazesi kalkıyor gönlümden ve yol arkadaşım, kaderim gördüğümün .. Not düşülsün tarihe .. Bu gece yas'ım var son defa tutulacak ve bu gece sabaha varmadan kabuk bağlayacak yaralarım ..
İmtihanım dedim yaşadıklarıma ve ömrümün en ağır imtihanıydı son demlerin .. Zor geldi bedenime, ağır geldiği yerden son nefesimi vereyim istediğimse; çokça .. Ama olmadı .. Emanete sahip çıkmak bize farz, dindiremedim acımı .. Yaşımın genç olmasına vermişler olsa gerek, fazlasıyla tutunmama vesile oldular hayata .. Bir değil, iki defa gitmeye meyletmişim ve meylettiğim o yoldan, yerden çekip almışlar beni .. Ağır geldiği olduğu bedenime, ruhuma, ciğerlerime, nefesime .. Ama ömür vadesi ne kadar çizildiyse işte o kadar ne bir saniye önce ne bir saniye sonra .. Yalan alemde varlık gösteriyorum yine ..
Dedim ya en ağır imtihanımdı diye .. İmtihanımın ağır olduğu yerden sınandı en sevdiklerim de .. Beklentileri çok yüksek olan biri değilim nihayetinde ama görmek istedim sevdiğim birkaç kişiyi etrafımda .. Şımarık çocuk ilgisi beklediğimden de değil .. Ama insan istiyor işte gene .. Ben o imtihanı verirken; imtihanı veremeyen sevdiklerim, değerlilerim oldu .. Kendini bilmez söylediklerimin hükmü yok, kendimi bilirken söylediklerimin sorumluluğu ebedi benimle .. Bir de suskun kaldıklarım var .. Dağıtmaktan korktuğum, kırmaktan çekindiğim, ben üstüne titredikçe uzak durduğum, vade istediğim .. Ve işte tam da ordan vuruldum !.. Vurulacağım aklıma gelmeyen, hazırlıklı olmadığım en son yerden en güvendiklerimin silahından çıktı mermiler .. Son kalan sağlam yerlerimden vuruldum hem de .. Onardığım, inandığım, güvendiğim en sağlam yerlerden !..
Oysa hayli zaman önce dost hanemin kapılarını kapatmıştım ben geleceklere ve ara vermiştim gönül yoldaşım için hastalığım yoğunluğunda kıymayayım bir cana daha diye .. Öyle yıkık dökük yerleri vardı ki iç alemimin yama bile tutmayacak hâldeydi .. Arınmayacak, temizlenmeyecek, yeniden kullanılır hâlde olmayacak gibiydi .. Sonra birşey oldu: savunmasız, sorgusuz, sualsiz aralamışım kapının bir yerinden .. İçeri sızıp, en güzel tahta oturanlar daha sağlam yıkıp gittiler şimdi .. Yeni öğrendiğim birşey değil bu .. Hep bir sonra ki daha çok acıtırdı nihayetinde inancım hep böyleydi .. Ezber ettirdiler sağolsunlar ..
Bir elveda'yı, helâlliği haketmeyecek kadar ne kötülük yapmış olabilirim sorgusu aldı beni içten içe .. Çok sevmek bile bir hataydı gerçi, ömürlük garantisi yokken insanoğlunun, iki cihan dilemiştim ben .. Dualarım hep öyleydi ama sonunu hep " Rabb'im sen nasıl hayrlıysa öylesini nasip et .. " diye bitirmiştim dualarımın .. Bu kadarmış demekki hayr ve ben şer'lerle boğuşurken, o hayr'ları görememişim ..
Bu gece öyle bir öfke, nefret, kin vardı ki içimde .. Edebimi aşacak, küfre varacak ve asla yapmadığım ve etrafımda müsaade etmediğim şeyi yapacağım, beddua edeceğim diye korktum .. Âh'a vardı gönlüm ve dilim .. Beddua hükmüne geçsin dilemem, dönüp dolaşır beni bulur düşüncesinden ama âh'ıma engel olamadım .. Öyle çok âh'ım birikti ki; Allah beni affetsin .. İçimde ölenleri gömmeden dilerim ki; mutlu oldukları her an adım düşsün hatr'larına, gülüşlerindeki buruklukla ansınlar beni .. Mutsuz oldukları her an da sebebi görsünler beni yaşadıkları için .. Çünkü hatam, yanlışım, günahım olmuştur elbet ama bu kadarıyla cezalandırılıyorsam girilen hakkımın âh'ı öyle çıksın .. Âh edildiyse de adıma ben de çekerim nasılsa ..
Ne çok almışım oysa içime, ne çok kabullenmişim, benimsemişim, ben gibi görmüşüm .. Belki bu kadar sahiplendiğimden, bir faniyi sevdiğimden avuçlarımdan kayıp gitmiştir .. Ve nasıl bir lütuftur ki; kendini sıfırlayan hafızamın da böylesi güzelliği olacakmış bundan sonrama .. Geçmişi hayâl meyâl hatrlamanın zorluğunu yaşarken, hayrıma işleyecekmiş zaman ..
Nedeni her ne olursa olsun, ölüye hürmet gerekir .. Ben de hürmet gösterip gıyabi merasim düzenledim içimde ve merhumlara hakkımı helâl edemedim bir türlü .. Ve Allah'a havale ettim, Allah'a arz ettim derdimi .. Görmeden ölmeyelim birbirimizi diye diledim, dualar ettim en saf yanımla aminlerle bağladım duamı ..
En sancılı gecelerimden birini yaşadım âhir ömrümde .. Ve en zor yanı çektiğim acıların kaç şiddetine vurduğunu ben bile algılayamıyorum artık .. Gün gelir bu acılar diner .. Kırklı kiloların ortasında direnen bedenim de güç bulur .. Ben bu imtihandan da sağ salim çıkarım Allah'ın izniyle .. Kara günleri olan hayatın aydınlığı da vardır .. Ve ben sabrı giyindim üstüme, sol yanımın ağırlığını hafiflettim azaldı sancılarım .. Kaç geceler feda ettim düşünürken; gün gelir kapım çalınır elbet bugün gidenler tarafından .. Ama ben sağalttım acılarımı, kanayan yerlere pansumanlar yaptım, dindirdim acımı, zehrimi akıttım .. Artık rahat ve derin uykuların koynunda olmak duası ve temennisi içinde, ağarmaya başlayan güne teslim ediyorum güzel günlerin gelmesi umudumu .. Aydınlık sabahlarım olsun artık bu geceden sonrasında .. Ruhlarına da bir fatiha okunsun içimde ölenlerin !..
GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
18Eylül'14 .. 04:48 ..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder