28 Aralık 2015 Pazartesi

.. ASLINDA DERE TEPE DÜZ GİTTİM, BİR ARPA BOYU YOL ALAMADIM !..

Beylik cümlelerin, ahkâmlı söyleyişlerimin altında kaldım !.. Ezildim, gittim, bittim yer yarılmadı içine giremedim .. Mahcupluğum belli olmasın, görmeyeyim diye kör oldum .. Aslında dere tepe düz gittim bir arpa boyu yol alamadım .. Kaçtıkça uzaklaşırım sandım, kokuna hapsolup yine kaldım .. Sabaha uyanmak için amaçlarım olmadığı günlerde bile, ufacık bir cümlenden umuda tutundum kaldım .. Yoksaydım karşı duranları, ben yine içimde yeşerttim senli hayalleri .. Olsundu .. Bilmesen de olurdu .. Nefes alıyor oluşun bile mucizenin diğer adıydı .. Kirlendim ben .. Üstüme başıma sıçradı kötülerin çamurları .. Ortaya çıkmasın istediğim sırların, esiri oldum .. Ortaya çıkacak herşey, yalanlarım için tedirgin olmayı öğretti hayat bana .. En büyük yalanım sen, en büyük günahım adın bile geçmeyecek şeyler .. Af dileyecek dualarımda sen olsun isterken, kirlettiler, yaktılar, yıktılar içimi .. Kirlendim .. Masum hiç bir yanım kalmadı .. Dudağıma değdi hain izmaritler .. Bedenime değdi paçavra elbiseler .. Kalbime dokundu isyan dolu cümleler .. Gıyabında aldattım seni, af buyur dilediğin gibi tertemiz kalamadım !.. 




Ufacık yerinden gördüğüm gökyüzüne ulaşabilecek kadar hayaller kurdum sana ulaşırım diye .. Düşlerimde merdivenler uzattım peşpeşe ucunda sen varmış gibi tırmandım .. Gittikçe bir basamak daha uzaklaştım sana .. Bir hayale dayadım merdiveni, hayallere ulaşmaya çalışırken seni görme mesafemi yitirdim .. Bir baktım olduğun yerden kaç kat çıkmışım .. Elimi uzatsam toprağa dokunacak mesafem kalmamış .. Tefsirini yap deseler gönlümün, artık yama tutmaz olmuş delik deşik cümlelerimin ortasını .. Ah deyip, kalbimi göğsümden sökercesine avuçlamışım, ne ten kalmış, ne beden .. Tenime tenime batmış yoksunluk .. Say ki, bir varmışım bir yokmuşum, hikayenin baş kahramanı olamamışım ..




Ne saklayabilmişim en güzel yerinde kalbimin, ne söküp atabilmişim .. Aslında sadece yoksayarak kabullenmeyi denemişim .. İntihara yakın olması gereken ruh hâllerinden, yaşam enerjisi dolu bir portre çizmeye meyletmişim .. Kimseler görmedi, itirafa tabi tutmadım da aksine mıh gibi hatr'ıma kazıdım .. Dudaklarının değdiği alnıma ihanet saydım yağmurları .. Sen öptün diye, yabancı bedenlere değdirmedim .. Islak imza gibi taşıyorum, heyhât bir gün daha uzaklaştırdı kader bizi .. Gün geceyi devretti, ben gün eksiltmeyi tercih ettim yokluğundan .. Omzumda başka başlara yer vermedim, çukurunda bir hayat kurdum sol yanımın, sen gelene kadar emanet bildim .. Vasiyetimdir kelebekler konsun emanetinin yerine kavuşamadan ölürsek .. Bilsinler, bulsunlar ikametini yastığını öpsün gözyaşlarının değdiği yerden .. 




Bir ben kaldım içerimden attıklarımla, hoyrat yanlarımla, sevgimin değil, ilgimin azaldıklarıyla .. Öldürdüm acına tuz bastığın yerden kanatanları .. Öptüm en güzel yerinden yaralarının .. Bir ben derman olacakmışım gibi, varsay ki; anandan eksik kalan yerlerini tamamladım .. Gün gelir de yazgımız bir yerde kesişmezse; sözümdür en güzel yerindedir yerin .. İhanet sayarım, başka hayalleri koynuma almayı .. Uykuya dalmaya çalıştığım zamanlar şahidim olsun, bir senle süslemeyi öğrendim rüyaları .. Bir bir sayılacak ihtimal dâhilinde olanlar ve fakat sana hiçbir zaman ulaşılamayacak .. İtiraf edersem, bir gün seni unutmak olsun imtihanım .. Dilime yâr ettiğim dualar karşılığını bulsun, ömr'e yoldaş olalım .. Olur da bir gün kaybedersem aklımı, geçmişimi; geleceğimden alacağım olsun .. Gel o zaman, yeniden tanışalım !.. 



GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
28Aralık'15 .. 03:10 .. 


24 Aralık 2015 Perşembe

.. SEN HEP BIRAKTIĞIM YAŞTASIN !..

Hayattaysan, yaşıyorsan biliyorum ordasın .. Duyamam sesini, acılarında boğulduğum gözlere değemez artık gözlerim, bir muhabbete hasret tüketiriz ömrümüzü .. O gün öldün varsayıp, bıraktığım yaştasın, ne acı  hep öyle kalacaksın .. Neresine hüzün oturmuş bilemem gözlerinin, alnına yazılmış yazgının izlerini takip edemem, kör karanlığına teslim olduğumuz gecelerin hesabını soracağımız adres bir değil .. Ne zor sabahına birlikte kavuştuğumuz gecelerin katran karasına yek vücut katlanmak .. Ne ağır boğazına düğümlenenleri yutmak zorunda olup, kimselere söyleyememek .. Çikolata kaplı hüzünleri ( ki nasıl olduğunun tarifi mümkün değil ) yokedecek en ufak umut ışığına birlikte tutunamamak .. Hep acıyı örtbas eden şen kahkahalar atmak zorunda olmak .. Adam olmaya çalıştığın yerden defalarca kırılmak .. 




Âh !.. Âh'lar biriktirip, yine ıslak bir şehrin kör karanlığından bilmediğin, anlamayacağın bir dilde suya yazı yazıyorum .. Korkarım karanlıktan, düşmemek için kuytusuna, ayazına yakalanmamak için kendimle bir savaş meydanındayım .. Vicdan terazisinde yenik düşmek .. Savaş olmayan bir meydanın orta yerinde silahsız, savunmasız kalmak .. Ahir ömrü'n demlenmeye yakın yerlerinde, kıyılarına vurmak gönlün .. Sandalların batık yanında yer aramak, kazananı olunmayan hayatın hep kaybedilen yanında .. Rüyaların kabusa döndüğü yerde uyanmaya çalışmak, bedenin can vermeye yakın, ruhun tanıdığına, bildiğine koşar adım bağımsızlığını ilân .. Ruhumun devrikliği, kelimeleri de ele geçirmiş af buyur .. 





Ağlama .. Merak etme, iyiyim .. Daha iyi günlerim olduğu gibi, kötü günlerden bir adım öndeyim .. Güçlü olmak değil, güçlü görünmeyi marifet bildiğim için içime akar yine gözyaşlarım .. Diktim gözlerimi uçsuz bucaksız mavilikleri göreyim diye, yüksek katlı binalara çarptım .. Bir yıldız pusulam olsun diye gökyüzüne çevirdim bakışlarımı, ne çare ?.. Siyaha boyanmış mavilikler .. Peki sen ?.. İyi misin söyle .. Yeter ki sen bir nasılsın diye sor, ben iyi olmaya sebepler bulurum .. Ya ben soramasam da, sormuş varsayıp, iyi olmaya sebepler bulur musun ?.. Hedefi şaşırtmadan, umudu yoksaymadan, içi karartmadan yine geldim kapına deyip, gönlümün en masum yanına bir bağdaş kurar mısın ?.. 







Yeter ki adaletine yandığımın dünyasında, nefes alıyor ol şuan .. Kaybetmenin dehlizlerinde gidip gelirken, nefesinin kesilmiş olduğunu bilmek ağır gelir .. Sen hep bıraktığım yaştasın .. Ölüm soğuk yüzünü göstermemiş olsun, dalgalar vurmamış olsun hayatının falezlerine .. Sığınığına saklanmış ol, dalgalarla boğuşacak gücün her zaman var bilirim .. Takdir-i ilâhi'nin tevafuk'una çakılıp kalmayayım yeter .. Çünkü, ara sıra bazı bazı yaşadığını bilmek bile güven verir bazısının .. Kendimi bile affettim ben, her şartta seni de affettim .. Ruhumun olgunlaşmayan yerlerini, zımparalarla aşındıra aşındıra kazıdım, parçaladım, törpüledim .. Adresi bilmesen de yürekten bir dua gönder, kalbim titrer benim .. Hem neydi ?.. Elestten ruhun ruha tanıdıklığı .. Hepsini ezber ettim yokluğunda, diz çöktüm gerçekliğin acı yanının karşısında .. Başka özneler verip, gizli özne sen tuttum masum yanımda .. Sorulsa adın, düşmez dilimden; yasak ettim olduğum yerlerde anılmasını .. Sahi adın neydi ben bile unuttum .. Her insanın olduğu gibi, kadar şizofren yanımın baskın geldiği yerlerde itiraf ettim " sen " diye .. Yalanlar söyledim, biriktirdiklerimi kimseler duymadan anlattım sana .. Bir kere geçince yokluk hırkası bedene; buz tutmaz, çelik geçirmez oluyor .. Medet umdum bir yerlerden duyar mıyım nasılsın diye .. Bilmediğim yerlerde senden bir iz aradım, ardım sıra bir iz bile bırakmadım yolun bana çıksın diye ..





Her neyse .. Hiç duymamış, görmemiş, hissetmemiş gibi yap sen .. O şerbetten iç benim gibi .. Acıtmasın geçmiş canını .. Anıları bir yana, yaşan(a)mamış güzel günlerin hayalini başka bir yana bırak .. Bir şehri, bir hayatı, bir ömr'ü geride bırakmışlığımın diyeti olsun başa gelenler .. Bedduası değenlerin karşılığı böyle son bulsun .. Yine de göremezsem, karşılaşmazsak bir yerlerde iyi olduğunu varsayacağım .. Bin yıl geçse üzerinden sen hep bıraktığım yaşta olacaksın .. Olur da yaşlanacak kadar yaşayabilirsem bu ömr'ü, bıraktığım yerde, zaman da anlatırım seni .. Gelsin yıllar üzerimize ben kaçtığım, sen olduğun yerlerde huzura erelim .. Merakla bekliyorduk son'u .. Sona eremeden, bitmiş gibi görünen, yarım kalmış bir hikâye'nin artık yoksayılan kahramanları olduğumuz bence malumdur !.. 







GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
24Aralık'15 .. 03:20 .. 




9 Aralık 2015 Çarşamba

.. HOŞBULDUM !..

Uğruna savaşmadan, kolayına kazanıp, zafer ilân ettiğim bir ömür haritası değildi ve belki herkes kadar, olması gerektiği gibi, kaçılmayacak zamanda, yakalanmayacak anda kimbilir tam da olması gerektiği kadarıyla olandı payıma düşen .. İnanmayıp söylenenlere, fazlasıyla ciddiye aldığım oldu hayat denen yaşamak ağrısını .. Sancılandıkça daha fazla ağrıttı, yaralar açtı ve sonunda kaçınılmaz, bir ömr'ün orta yerine kocaman bir kara delik bıraktı .. Sıkı sıkı tuttuğum iplerini gevşetmeye başladım yavaş yavaş ortalama normal bitimin üçte birlik kısmını aşarken .. O kadar da zor değildi, umursamayı bir kenara bıraktıkça, maviliklerle buluşturdum uçurtmamı .. Gökyüzü delinmedi, gün geceye dönmedi, yıldızlar dizilmedi saçlarıma, güneş doğmaktan da vazgeçmedi ama ben içimde özgürlüğe kavuştum .. 




Küçük bir çocuk olmayı bir kenara bırakıp, küçük sayılabilecek bir bedene kaldıracağına inançla, yükledikçe ağırlıkları, omuzlar daha yere yakın oluyor haliyle .. Yoklarla; yolları, evleri, bacaları, ağaçları görüyor gözleri .. Kafayı kaldırıp gökyüzü deryasına dalamıyor,  kaybolamıyor maviliklerde .. Binbir çeşit hâlini göremiyor, cesaretini sol cebine saklıyor ki; saklandığı yerden çıkamasın diye özenle bakıyor sanki .. Eğip başını toprakla buluşturamıyor gözlerini .. Yağmur yağdıkça kokusunu anca çekebiliyor içine .. Aydınlıklarla barışık olamamasının sebebini bilmese de; korksa da karanlığın koynunda buluyor kendini .. Keşfedilmemiş yerler hayallerinde kalıyor, gidilmemiş şehirlerin hikayelerine rastladıkça okuyor, resmini gördüğü yemeklerin tadını merak etmeyeli hayli zaman vardır ki en son çıplak bir sesten dinlediği şarkı neydi diye hatrlaması da kolay olmasa gerek .. 




Bir cümlenin acizliğinden medet umduğu oluyor insanın istemsiz ..

" Ben kırılgan değilim, siz sert vuruyorsunuz .. " 

Hissine bürünüp, cümle hâline getiremediğimden hayıflanarak ve biraz da utanarak kullanabiliyorum yeri geldiğinde .. Oluyor öyle arada .. Severim aslında ben de herkes kadar güneşi, ağacı, kuşları, çiçekleri; çocuk gülüşleri ayrı severim misal ..  Çok sevdiğim, adını kalbime mühürlediklerim olduğu gibi yeteri kadar kalbimin ısınamadıkları da vardır .. Çok ağlayamadığımdan; hep imrenirim ağlayarak duygularını belli edebilenlere .. En son ağlayışımda yanağımdan sessizce süzülen yaşları kirpiğimin ucunda tutmak isteyip tutamadığımdan; intiharına yataklık eden göz pınarlarıma küsmüştüm .. Bir öncesinden beri de aslında kolay barış imzalamamıştık .. Herkesin güldüğü şeylere gülemediğimde de mahcubiyet yaşarım ki nitekim genel olarak herkesin güldüğü şeye, anda, yerde gülebilmişliğim vaki değildir daha .. 



Bahaneler üretme konusunda usta olabilirdim ben de belki ama malesef arkasına sığınacak gücü bulamadım kendimde; ortaya çıkarsa ne yaparım korkumdan dolayı .. Aslında çok şeyden korkarım ben .. Sanılanın aksine daha zor ifade ederim kendimi .. Çok çabuk pes ederim mesela, sonuna kadar ulaştırabildiğim şeyler nadirdir .. Yarım kalma, bırakma, vazgeçme konusunda kendime rakip olabilecek birileri tanımıyorum .. Tamamladığım ne var diye düşünsem çok az vardır belki de hiç yoktur .. Ortalama bir insan kıvamına gelemedim hiç .. Uykuyla bağışıklığımız da pek yok hem de çok sevmeme rağmen .. Her ne kadar rahat olduğum düşünülse de ilk'lere ve zamanı belirlenmiş şeylere karşı müthiş fobim var .. Sıradan olan şeyde dâhi stres basıyor .. Yetişeceğim yer varsa asla uyku tutmuyor, kaldı 3 saat 2 saat derken sabaha karşı uyuyakaldığımdan gün içerisinde asabi biri oluyorum .. Sonra asık suratlı, gergin, asabi, şaka bile kaldırmaz etiketi yapışıyor genel olarak alnına .. Kişisel yetersizlikler değil elbet mesele lafı uzatıp, merkezden uzaklaştırmayı seviyorum .. Bir de çok iyi becerdiğim birşey var ki; inat bir damarım var ki; yapma denilen herşeyi keyifle yaparım .. Cevap vermek istemediğim birşeyle de alakalı, alakasız herşeyi anlatabilirim .. Asıl takıldığım hatta ki takıntı hâline getirdiğim bir mevzu var ki; birine birşey anlattığımda misal dinlemediğini, önemsemediğini ya da geçiştirdiğini hissettiğim anda asla konuşmacı olamıyorum artık hep dinleyici kısmında yerimi alıyorum ve ne yazık ki konuya dair hiçbirşey anlatmıyorum bir defa .. Çünkü hevesim kırıldığında malesef tadsız tuzsuz bir insan olabiliyorum .. 



Yine alakasız bir laf kalabalığıyla zihnimi dağıttığıma göre asıl mevzu şudur ki;

" Ben kırılgan değilim, siz sert vuruyorsunuz .. " 


Sert yumruklar yiyorsam; kalınca bir duvar çekiveriyorum herşeyle arama ..   Nasılsa hakkım yok birçok şeye farkındayım, biliyorum .. Altın tepside de sunulduğu olmadı hiç .. Kolaya bile zorlanarak elde etmeye alışınca insan .. İçsel huzur diye uydurulan, içsel yalnızlık hâline geçiş o anda başlıyor .. Bir selam çakmaya geldim yine der gibi ve o hâlde ..



Hoşbuldum ..


Çok güzel günler görmeyeceğiz elbet .. Güzel günlerimizi aratmayacak sabahlara kavuşmak düşsün payımıza .. Daha iyi günlerim oldu cümlesi daha az yer kaplasın umuduyla hayatımızda .. Ve yine en umursamaz görünür hâlde; olması gerektiği, yer, zaman ve mekanda;
E Y V A L L A H ! . . 



GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR .. 
27Mart'15 .. 05:26 .. 






.. ÜZGÜNÜM, KAZARA ÇARPTIM HAYATLARINIZA, HASARI KARŞILAYIP, HESABI KAPATALIM !..

.. ÜZGÜNÜM, KAZARA ÇARPTIM HAYATLARINIZA, HASARI KARŞILAYIP, HESABI KAPATALIM !..

07 Kasım 2013 Perşembe 21:32:16


Üzgünüm, kazara çarptım hayatlarınıza, hasarı karşılayıp, hesabı kapatalım !.. Seyir halinde dalgındım, günlük olağan, rutin, karmaşıklığıma takıldı kafam .. Bir anlık dalgınlığıma geldi, her birinizin hayatına çarptım .. Kaçmak geldi içimden, arkamda ne bıraktığımı bilmeden gidemedim .. Hasarı karşılayayım dedim, altından kalkamayacakken, ağır bedeller ödedim, tüm kazançlarımı feda edip ayaklarınızın altına, sıfırdan geriye düşüp hesabı kapattık !.. Ama hoş geldiniz kadar doğal oysa Allahaısmarladık demek .. Sanki siz yanlış biliyordunuz bir şeyleri, hasar raporuna bakmadan farazi konuştunuz .. Kaldı ki; ben en az sizin kadar ağır bedeller ödedim .. Hem de geri döndüğümde bir daha kazanmamın imkansız olduğu şeyler ..


Kimilerine göre sıradan, kimilerine göre birazcık umursamadan devam eden hayattı yaşadığım .. Mutlulukları doruklarda olmasa da; küçük küçük şeyler de olsa mutlu olduğum .. Bile isteye bir yola girdim, pişman değilim bir daha olsa bir daha yaparım .. Farkeden ne oldu ?.. Esamem silindi bazı hayatlardan .. Üzgün müyüm ?.. Daha iç alemimde cevap veremediğim sorular sormamalı en güzeli kendime ..


Seyir halinde düz yollar anca sahile yakın olur, uzaklaşmaya başladığındaysaen çetin virajlar vardır ya insanın yolculuğu da öyle aslına bakılırsa .. Ilıman havalar hakimken hayatının üstünde, illa istersin birşeylerin değişmesini, adım atarsın, sonra virajlar çıktıkça karşına yalpalarsın .. Hele bir de dümeni kırdıysa cesurca, fırtınaya yakalansan da nafile .. Ya ölmeyeceksindir, ya da ölmeyeceksindir.. Sonuna kadar savaş, sonuna kadar mücadele .. Alternatifin yoktur, kaçışınsa hiç, bir de pes etmeye hiç hakkın yoktur ..


Bazı bazı anlamsızlıklar içine düştüğüm, artık gün gibi aşikar .. Kendimde bazı özellikleri en alasından keşfetmiş hallerdeyim .. Bir şeylerin içindeyken muhakeme gücümü yitiriyorum sanki .. Carpe diem felsefesi devreye giriyor beynimde sanıyorum .. Olaylar yaşandığında, bittiğinde idrak ediyorum hatalarımı sanki ve ne gariptir içindeyken keyif alıyorum .. Misal benim hata olduğunu bile bile zevk aldığım şeyler var .. O an yapmaktan keyif alıyorsam, kulaklarımı her şeye kapatıyorum .. Hayatın toplamından zevk aldığımız ne kadar an var ki aslında ?.. Oranlandığında bazen şanslı olduğuma inanıyorum zevk aldığım şeyleri yaptığım, yaşadığım için ve hatta ki hatalarımı bile örtbas etmeye yarıyor içimde ..



Herkesten bir "ben" çıkarıyorum dışarı yine bir şey farketmiyor .. Ben ki; herkes içinde kayboluyorum yine .. Hatalı, şaşkın, pişman halimle kendime savunmalar yapıyorum biçâre !.. Ama sonuç değişmiyor, üzgünüm bir kere çarptım hayatlarınıza, bedeli ağır da olsa ödemeliydim, ödedim, bitmedi ama ben çok eksildim !..

( İçten gelen bir âh !.. Sonu bulmayan, ucu bucağı olmayan bir yarım, kırık, dökük iç dökümü .. Belki bir gün devamı dökülür satr aralarına .. Kimbilir .. )


GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
07Kasım'13 .. 22:32 ..

.. ÖYLE BİR KOKU Kİ !..

Öyle bir koku ki; insanın burnunun direğini sızlatıyor .. Öyle yerlere fırlatıp atıyor ki; geçmişin en derin yerlerine saklanıp kalmak istiyorum .. Saklandığım yerde kimse bulamasın, gölgesinde sığındığım ağaç korusun istiyorum ve şefkât göstersin saçlarımı okşasın dallarıyla .. En mutlu anda dâhi bir korku kaplayıveriyor içerimi .. Gülümse diye bir şarkı değdiriliyor gecemin en karanlık yerinde gönlüme, en sevdiğim isimlerin başında olan birinden, onun parmaklarından ulaşıyor, " gülümse " diye düşünülerek ve nedendir bilinmez ağlatıyor o içli ses .. Duraksamaya bile zaman kalmadan, peşpeşe düşerek ıslatıyor damlalar yastığı .. Bileklerimde ya o koku halen, içime işlesin diye derin derin çekiyorum, paramparça oluyorum sanki, tüm hücrelerime nüfuz ediyor yavaş yavaş, en derinlerde saklıyorum .. 





Korkulu rüyaların sabahı gibi hep .. Bir sabah uyanacağım ellerim kalbimde kalıverecekmişim gibi, sevdiğim biri ardına bakmadan çekip gidecek gibi .. Oysa çok uzun zamandır kaybetmekten korkacak kadar çok içerime alıp, sevmedim ben kimseleri .. İnci tanesi gibi dizdim gönlümün en güzel yerine sevdiklerimi .. Zorlu ne kadar süreç varsa hepsini yaşayıp, kanlı savaşlardan mağlup olmaktan kurtulup, kâr tuttum onları kendime .. İyi günüm, kötü günüm olduğunda bir gel demem yetecek, ihtiyaç anında yanıbaşlarında biteceğim özelliğini başta tuttuğum isimler .. 



Ve tabi kapılarını kapattığım, duvarlar ördüğüm bir yeri vardı kalbimin .. Öyle ki; bazen duygularım mı köreldi diye kendimden şüphe etmişliğim de vardır o mevzuya dair .. Daha öncesi ne durumdaydı şuan bilmekte zorlandığım ki zaman aşımı yaşamış yeri işte .. O kısımdan sızabilen de üç beş günlük düşüncesiyle olmadı .. Yavaş yavaş inşa gerekir oraya bilindiği gibi, sağlam temeller atmak gerekir de; bir kaybetme korkusu düşerse içe işte o fena .. İlk düştüğü an hele nefes aldırmaz, boğazına yapışıyorlarmış gibi hem de .. Kötü birşey olacakmış gibi bir his .. Öyle bir his ki; merak ediyorsun, ettiğin kadar da ulaşma mesafende değil .. Tüm kötü senaryolar geçiyor zihinden anında .. Kaza yaptı, tüp patladı, düştü bayıldı vs vss ne kadar kötü senaryo varsa peşi sıra işte .. Haber alabilme mesafende olsun istersin, gözlerinin mevzisinden çok uzaklaşmasın, sen bir gitmek isterken o sana on adım gelsin, yalanlar söylese de seni üzmemek için söylesin bir tek .. Takıntılarınla kabullensin, uykusuzluğun tavan yaptığı noktada eziyet çekmektense seninle keyif almayı bilsin .. Seninle sen gibi olabilsin, darlamaktansa; birlikte nefes alabilmeyi başarsın .. Yapamayacaklarını vaat etmektense, olanlarla bir gelecek garantilesin önüne .. Öznenin yerini değiştirince aynı yüklemle dolaylansın cümleler .. İçinden geçenleri sen de onun için hisset .. O zaman işte daha kısa bir mesafede, daha ortak bir noktada buluşulur .. Yükler ağırlaştıkça, hafifliyor sanki varlığını bildikçe .. Güvende hissetmek daha kolay oluyor .. Başını yastığa koyduğunda hayaller kurabilmeyi öğreniyor yeniden .. Garip bir sorumluluk gelişiyor kuralları olmaksızın ve ihlâlini gördükçe daha sağlam toparlanıyor dağınıklıklar .. Yıllardır varmışçasına bir alışkanlık oluyor .. Kısa bir süre habersiz kalındığı da pek mümkün olmuyor böylece .. 



Birkaç kez deneyimlediğim kötü anları çağrıştırdı bir koku bana .. Unuttukça kendimden utandığım bir ben buldum .. İnsan ne nankör aslında .. Kilidi en sağlam yerine kilitliyor bazı şeyleri ve ne garip unutuyor da bir zaman sonra .. Ama kokular, nesneler, eşyalar, isimler dalga geçmeyi biliyor kendi dillerince .. Bir lisanı yok halbuki eksiklik duygusunun .. En komik şeyde bile hissediyor insan .. Tamamlanmaya çalıştıkça bir de kendini koruma iç güdüsü devreye gidiyor .. Tam teslim olacağım derken toparlanıp, şurda gizli bir kartım daha var deyip açıp onu gösterip hedef şaşırtabiliyor .. Hedef şaşırttıkça heyecan birikiyor içinde paylaşmaya dair .. O zamanlarda da gülümsemeye meylediyor içerisi istemsiz ve saklanma gereksinimi duymadan .. 




Bir iç dökümü mesafesinde, süresinde oysa benim kendime gelişim .. Bir terapi gibi, yenilenme süresi . Muadil ilaçlar kullanmadan, direk vücuda zerk edince başlıyor etkisini göstermeye .. Ahdım olan mevzular yanına, mutlu olduğum zamanları dizdim .. Değişime göz gezdirdim duvarların yıkılmasından beri .. Daha kendiyle barışık bir insan olmanın yanında, tahammül gösterilebilir insan olduğumun mutluluğunu da yaşadım .. Dünya döndükçe büyük acılar yaşanıyor birçok yerde, benim derdim tasam merak etmek olsun .. Ordan teselli vermezse Rabb'im daha başka, akla gelmeyen yerden teselli veriyor kuluna .. Eğer doğru yoldaysam, doğru kişiyle adımlıyorsam o yolu; kalemi kırmaya bir adım daha yaklaşmışım demektir .. Ne zaman ayaklarım kesilir mutluluktan o zaman efkâr kalemini kırar, mutluluk yazıları yazarım .. O zamana kadar biraz daha kendime tahammül eşiğim artacaktır elbet .. " Siz o gün bayramı kutlamayı görün .. " deyip uyku öncesi en güvenli, huzurlu, saf kısmı hayallerim ve rüyalarıma teslim edip, uykunun kollarında derman bulmaya gidiyorum .. 




GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR .:
10Mart'15 .. 04:32 ..










.. VE NEYSE EKSİK KALAN; İÇİNDEN GELEN SEN TAMAMLA !..

Bilmediğim dilde şarkılar söylesinler içerime; manasının gizine varmadan bir ezginin peşinden sürükleneyim gideyim .. Bilindik acılardan başka öznelerle bahsetmesin manşetler, sınandığı acının kaybedeni olan her bedene yazık .. Haykırdıkça şiddeti artsa da kırıklıklarının, isyanını bastırmak zorundalığına, sebebi olunmasın umursamayarak kimselerin !.. Herkesin özünde iyi olduğu saçmalığının yerleştirildiği ve dahası buna alıştırıldığı bir dünyanın - ve külliyen öyle birşey olmadığına büyük bahisler ortaya koyabileceğim - kopan gönül kıyametlerinden sonra hikâyelere kahraman edilen isimlerin hâkkı uğruna saygı diyesi geliyor insanın .. Kafa tutmaya gerek de yok tüm dünyaya .. Gözlerim değenler, sesimin çarptıkları, parmaklarımın dokunup vuruşuna şahit cümleleri okuyanlar duysa yeter .. Ve o masum çocuk bakışları, gülüşleri, bir yanı saf kalmış, kötülüklere bulaşmamışların hatr'ına dönüyor etrafımdaki dünya .. Herkes uğruna, birilerine rağmen, olanlardan başka değil; ne pahasına olursa olsun temiz bir gökyüzü var benim küçük gönül dünyamda şu sıralar .. 




Sanki bir masalın en can alıcı yerinden koparılıp alınmış, hayatın orta yerine bırakılmış bir kukla gibi hissediyorum bazen kendimi .. Gerçekliğine inandırmaya çalışıyorum herşeyi, karanlığı bölen bir beyaz perdenin ışığının kırıldığı yerde .. Ardından açıklama yapmadan bitirebildiğim bir cümlem yok, çünkü kuklalar ete bedene bürünmüş değildir gerçeğine inanır herkes .. Duvarlar örmüşler etrafa inanmamak için dikenli telleri de görünmez .. Yırtılıyor elbiselerim, tahtadan kalbimi delip geçiyor teller .. Ve acımasız bedenlere saplandı diye çıkarıp bir köşeye fırlatasım geliyor ara sıra tahta kalbimi, kaldırım kenarında tek başına ağlayan çocuk misali .. Başımı dizlerime yasladığım yerden ufacık bir boşluktan, yine de ıslak gözler görsem, hemen tek tek öpesim geliyor kirpik uçlarından küskünlüğümü unutup .. 




Birilerinin birilerini anlamak gibi bir derdi hiç bir zaman yok .. Deniz kenarına oturup izleyince göremez dipteki kumları insan, soğuk suya girme cesareti de gösteremez .. Öyledir işte ..  İçine girmeden bilemezsin, sadece suratı asılınca da iyi olmadığını anlayamazsın birinin .. Ya çok güler ya da çok konuşur .. Ama denizin kenarından izlenerek bilinmez, dibine gitmeden göremezsin derinliğini, farkedemezsin kıyıdan kumun varlığını .. Farklı da değildi kimseler diğerinden, sadece farklı bakmak, ayrı yere koymak, haddinden fazla, ona ağır gelecek beklenti yüklemek var o yüzden kıyıdan değil, dibinden görür umuduyla .. Belki bir sabaha bir başka uyanırız, beklenmedik değişimle, elinde bir avuç kumu gösteren olur .. Uzun cümleler kurarım çünkü ben etkisi dağılsın diye bir şeylerin o yüzdendir; eksik neyse içinden gelen sen tamamla .. Nasıl olduğunun önemi yok, hangi kelimelerle betimlendiğininde, süslü cümleler beklentisiyle de değil bu, içinden nasıl geçiyorsa; " varsa " en sevdiğin halimle .. Neticede kimseleri suçlamanın mânâsı yoktur belki .. Belki sandığımız kadar değere sahip olacak bünyelerimiz yoktur, sevmeye değecek en ufak bir özelliğimizde .. Bakılsa; kendi hayatımızın dâhi gizli öznesi olduğu gerçeği vardır kimbilir birilerine sitem ederken .. Kayıp şehirlerin, çıkmaz sokaklarının gizli öznesi olmak da daha kolay olabilir; en azından can acıtıcı olmaz .. Kendimizi gerçek özne bilip, kırılan kalbimiz kadar, kırdığımız kalpler vardır belki unuttuğumuz ya da gizli saklı tuttuğumuz bir yerlerde .. Ama inanırım ben; kalbin olduğu yerde harp çıkmaz, mağlup, galip aranmaz ki kırılsa da, yenilse de her zaman hak ettiği zaferi olur bir kalbin .. 




Öğrendim ki; değişen birşey yok aslında gidişâta yönelik .. Sadece insan büyüdükçe yollar gibi karmaşık oluyor cümleleri, kendini korumak için tali yollar seçiyor kendine gönüllü olarak .. İçinde tuttuklarını söylemeye cesaret bulamadıkça güçleniyor kalemi .. Ve ne acı; hiç kimse kendine söylendiğini bilmeden, anlamadan, yutkunduğu yerleri es geçerek kitabına uydurmaya çalışıyor kurduğun cümleleri .. 


Ben durduğum gece nöbetlerinde mektuplarla ortak ettim sevdiklerimi hayatıma .. Sevmeye dair çok şey gelmedi elimden ispata yönelik; böyle bir yol seçtim .. Ben sanılanın aksine sadece kendi hikâyemi yazdım gizli tuttuğum yerden, cesaret edebildiğim kadarıyla .. Ve neyse eksik kalan; içinden gelen sen tamamla .................




________________________________________




GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
28Mart'15 .. 04:35 .. 






.. KENDİ ÖZ ELEŞTİRİNİ VERDİN Mİ !?..

Tesadüflerine inandığın oldu mu hiç hayatın ?.. Kandırma kendini biliyorsun aslında tesadüf diye birşeyin olmadığını .. Tevafuktur o olsa olsa .. Vakti saati ayarlanmış şeyleri yaşamayı bekler kurulan beden saati, olması gerektiği yeri, zamanı, kişiyi bilmese de .. Bilir oysa vardır herşeyin doğru zamanı .. Çoğu zaman şaşsa da sana göre doğru zaman; muazzam bir düzen işlediğinden şüphe yok .. 




Hiç tanımadığın birinin gözlerinde acıyı gördün mü hiç ?.. Gözlerine bakamadan anlattığı şeyi içinin en derinlerinde hissedip, elinden bişey gelmeden dinledin mi hiç ?.. Elini, kolunu koyacak yer bulamadıkça zihnini okumak istedin mi yarım kalan cümlelerinde .. Kalbinin orta yerine yaklaşıp acıyan yerlerinden öpmek istedin mi ?.. Kanırtmak için acılarını damarına bastın mı zehrini akıtsın diye ?.. Ya da boşver .. Düşün !.. En son ne zaman nasıl olduğunu merak ettiğin için nasılsın diye sordun birine ?.. Ben yaptım cevabını verebiliyor musun bugün kendine ?.. İyi olmayan birine nasıl iyi olacağına dair adımlar attın mı ?.. Düzeninde giden şeyleri yoksayacak ne yaptın ?.. 




Deli derler bana diye düşünmeden ne zaman içinden geldikçe, fütursuzca birşeyler yaptın ?.. 




Önemi yok bunların değil mi ?.. Haklısın bence de önemi yok .. Hayatın gailesi içinde kendiyle bile ilgilenecek vaktin olmuyor .. Birşeylere yetişme telaşındayız bomboş şeylerle uğraşsak bile, kaldı ki iş, güç, eve, arkadaşlara, eşe, dosta, çoluğa, çocuğa o bu herşeye Zaman ayırmak gerek .. Hem neden hep senden bekleniyor ki herşey ?.. Neden sen yapmak zorundasın hep ?.. Sorumluluğun değil ki tüm bunlar senin .. Haksız mıyım ?.. 
Tüm kötülükler de senin başına geliyor değil mi ?.. Bak orada son derece, hiç olmadığın kadar haklısın diyecek sözüm yok benim de .. Başka acılar çekenler yok çünkü hayatta, senin derdin kadar hayatın ağırlığı .. Birilerinin bugün başlayan hayatı, birilerinin de son günüydü bugün .. Mukedderat değil mi ?.. Senin acını seni bilirsin, derdin başından aşkın sonuçta .. Kimse de sınanmadığı acının masumu saymasın kendini diye avunmalara devam mı peki ?.. 





Öğrendim ki; dünya insanın etrafında dönmüyor, kimse de vazgeçilmez değil .. Yaşanan acıların hep bir müsebbibi var nihayetinde, kolayımıza geliyor birilerini suçlamak .. Ama bilmiyoruz ki birilerinin de felâketi biziz .. Farkına varmıyoruz, hep iyi olan biziz, suçumuz, günahımız yok değil mi ?.. Büyük bir aldatmacanın kara deliği tam da orası .. Güzin ablalar aramamız işte o yüzden .. Ne tarafı işimize gelirse o tarafından anlatıyoruz da ya akışı nasıldır ?.. Kalbe ziyan noktasını neden montajlıyoruz ?.. 




Akreple yelkovan yer değiştirse tersine akar mı zaman ?.. Sabahtan akşama akan saatler akşamdan sabaha aksa mesela ?.. Yaşlılıktan çocukluğa dönebilsek isterdim .. Ölümsüzlüğü dilediğim zamanlar da oldu .. Sen de isterdin biliyorum .. Dalgınlığımıza geldiği yerlerde kayıp gidiyor zaman da dünyanın yörüngesi hiç kaymıyordu .. İnsanın şirazesi kayıyor, dalgalanıp duruluyor da onun nasıl kaymıyordu ?.. Öksüz, yetim kalan çocuklar vardı bir yerlerinde de ben orada değildim, kalbim yanıbaşlarında başını okşuyordu .. Ben birilerini suçlarken, sen hak veriyordun istisnasız .. Nasıl anlamıyorsun diye hayretle izlerken eminim aynını sen de benim için hissediyordun ama yine merkezkaç kuvvetine takılıyorduk .. Fizik kurallarını yerle bir edilen sevda türkülerini hangi ruh değişimlerinde dinledik, ortak paydada buluşuyorduk da anlaması mümkün değildi .. Peki ya sen o kadar farklı ben bu kadar farklı aynı kaptan yemekte nasıl farklı tad alabilirdik ?.. Birbirine değmeyen onlarca düşüncenin bir yerinde paraleldik sokakta aynı güzergâha yürüdüklerimizle bile .. Nasıl oluyordu da aynı yere varamıyorduk ?.. 




Âh benim cehaletim !.. Birşeyleri bildiğimi düşündürdüğüm, cahilliğimi anlatamadığım cümleler .. Kıskıvrak nasıl da kandırabiliyorum birilerini, kendimin de kandırılabildiğimi farketmeden ?.. Everest'e yalınayak yürüyebilme gücü diye tabir etmişti biri bir gün .. Onca gücü yürüme kudreti bir bünyede nasıl vukû buluyordu ?.. Ne kadar da yabancıyız aslında birbirimize bile aynı havayı teneffüs ettiğimiz açık hava cezaevimizde .. Görüş günleri diye nefes alabilmeler yaşıyoruz kendimize yakın bulduklarımızla .. Haşır neşirliğimiz birkaç çay kahve muhabbeti .. Ne kadar değebiliyoruz birbirimizin yaralarına, kabuk bağlaması için çaba gösteriyoruz, yüzüne sahte gülümsemeleri yapıştırmasına çabaladığımızın milyonda biri kadar bile olsa da yardımcı oluyor muyuz ?.. Hayır hayır hayır .. Senin yaptığın kadar bende yapıyorum o sahtekârlığı .. Seni suçladıkça kendi kabahatimin ne kadar farkına varabiliyorum ?.. Hiç !..



Her yeni gün bir milât diyorum usanmadan .. Peki kendi hayatımda milat sayabiliyor muyum ?.. Tabi ki hayır .. Neden ?.. Çünkü daha önce de dediğim gibi " zor zamanlar yaşadım, hep mücadele ettim sadece benim başıma geliyor sanki vs vs .. " Kocaman bir saçmalığın peşinden koşup duruyoruz ortak noktamız o .. Beni suçladığın gibi kendi hayatının suçlusu da sensin en az benimkinde olduğu kadar .. İnsan kendinde olmayanı hep diline düşürür ya, hataları da karşıya vurmak en kolayı .. Kelebek etkisi gibi aslında herşey .. Birilerinin hayatına dokunmak, birilerinde ne kadar iz bıraktığın aslolan .. O kadar da kendi hayatında buluyorsun o izi .. İzleri takip ettiğinde kendin gibilerle karşılaştırıyor Allah seni .. 



Ne kadar farkındayım hayatın, yaşamın sırrını ne kadar çözdüm bilmiyorum asla bilemeyeceğim ama bildiğim şey; kendini güvende hissettiğin zamanların toplamı gibi hayat .. Sonrası huzur, mutluluk .. Güllük gülistanlık yaşayıp gitmek bazı insanlara yakışmaz, onlara mücadele kısmı düşer .. Anlatılsa inanılmayacak herşey onun başına gelir gibi ona hastır bazı şeyler .. İdrâk noktasında içten içe kişiye hâz veren hâli yakaladıktan sonrası gülümseme sebebidir, tecrübe işaretidir herşey .. Güzel birinin bir yerlerde hayatına dokunduğum oluyor ara sıra bazı bazı .. Hayatın başrolü bendeyse; kendime yedi cihanın yapamadığını yapma konusunda becerim için kendimi kutladığım zamanlar oluyor .. Biliyorum ki; kendi yaptığım geçer, birilerinin yaptığı döner döner üzer beni .. Neresinden bakarsan bak bir gün son bulacak hayatın formülünü çözmek de bir işe yaramıyor .. Dönüm noktalarından ne kadar sağ çıktığın önemli .. 



Sahi hiç dönüp baktın mı kendine ?.. Özeleştirini nasıl verdin ?.. 





____________________________________________________

GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR .. 
20Kasım'15 .. 21:52 ..