Uğruna savaşmadan, kolayına kazanıp, zafer ilân ettiğim bir ömür haritası değildi ve belki herkes kadar, olması gerektiği gibi, kaçılmayacak zamanda, yakalanmayacak anda kimbilir tam da olması gerektiği kadarıyla olandı payıma düşen .. İnanmayıp söylenenlere, fazlasıyla ciddiye aldığım oldu hayat denen yaşamak ağrısını .. Sancılandıkça daha fazla ağrıttı, yaralar açtı ve sonunda kaçınılmaz, bir ömr'ün orta yerine kocaman bir kara delik bıraktı .. Sıkı sıkı tuttuğum iplerini gevşetmeye başladım yavaş yavaş ortalama normal bitimin üçte birlik kısmını aşarken .. O kadar da zor değildi, umursamayı bir kenara bıraktıkça, maviliklerle buluşturdum uçurtmamı .. Gökyüzü delinmedi, gün geceye dönmedi, yıldızlar dizilmedi saçlarıma, güneş doğmaktan da vazgeçmedi ama ben içimde özgürlüğe kavuştum ..
Küçük bir çocuk olmayı bir kenara bırakıp, küçük sayılabilecek bir bedene kaldıracağına inançla, yükledikçe ağırlıkları, omuzlar daha yere yakın oluyor haliyle .. Yoklarla; yolları, evleri, bacaları, ağaçları görüyor gözleri .. Kafayı kaldırıp gökyüzü deryasına dalamıyor, kaybolamıyor maviliklerde .. Binbir çeşit hâlini göremiyor, cesaretini sol cebine saklıyor ki; saklandığı yerden çıkamasın diye özenle bakıyor sanki .. Eğip başını toprakla buluşturamıyor gözlerini .. Yağmur yağdıkça kokusunu anca çekebiliyor içine .. Aydınlıklarla barışık olamamasının sebebini bilmese de; korksa da karanlığın koynunda buluyor kendini .. Keşfedilmemiş yerler hayallerinde kalıyor, gidilmemiş şehirlerin hikayelerine rastladıkça okuyor, resmini gördüğü yemeklerin tadını merak etmeyeli hayli zaman vardır ki en son çıplak bir sesten dinlediği şarkı neydi diye hatrlaması da kolay olmasa gerek ..
Bir cümlenin acizliğinden medet umduğu oluyor insanın istemsiz ..
" Ben kırılgan değilim, siz sert vuruyorsunuz .. "
Hissine bürünüp, cümle hâline getiremediğimden hayıflanarak ve biraz da utanarak kullanabiliyorum yeri geldiğinde .. Oluyor öyle arada .. Severim aslında ben de herkes kadar güneşi, ağacı, kuşları, çiçekleri; çocuk gülüşleri ayrı severim misal .. Çok sevdiğim, adını kalbime mühürlediklerim olduğu gibi yeteri kadar kalbimin ısınamadıkları da vardır .. Çok ağlayamadığımdan; hep imrenirim ağlayarak duygularını belli edebilenlere .. En son ağlayışımda yanağımdan sessizce süzülen yaşları kirpiğimin ucunda tutmak isteyip tutamadığımdan; intiharına yataklık eden göz pınarlarıma küsmüştüm .. Bir öncesinden beri de aslında kolay barış imzalamamıştık .. Herkesin güldüğü şeylere gülemediğimde de mahcubiyet yaşarım ki nitekim genel olarak herkesin güldüğü şeye, anda, yerde gülebilmişliğim vaki değildir daha ..
Bahaneler üretme konusunda usta olabilirdim ben de belki ama malesef arkasına sığınacak gücü bulamadım kendimde; ortaya çıkarsa ne yaparım korkumdan dolayı .. Aslında çok şeyden korkarım ben .. Sanılanın aksine daha zor ifade ederim kendimi .. Çok çabuk pes ederim mesela, sonuna kadar ulaştırabildiğim şeyler nadirdir .. Yarım kalma, bırakma, vazgeçme konusunda kendime rakip olabilecek birileri tanımıyorum .. Tamamladığım ne var diye düşünsem çok az vardır belki de hiç yoktur .. Ortalama bir insan kıvamına gelemedim hiç .. Uykuyla bağışıklığımız da pek yok hem de çok sevmeme rağmen .. Her ne kadar rahat olduğum düşünülse de ilk'lere ve zamanı belirlenmiş şeylere karşı müthiş fobim var .. Sıradan olan şeyde dâhi stres basıyor .. Yetişeceğim yer varsa asla uyku tutmuyor, kaldı 3 saat 2 saat derken sabaha karşı uyuyakaldığımdan gün içerisinde asabi biri oluyorum .. Sonra asık suratlı, gergin, asabi, şaka bile kaldırmaz etiketi yapışıyor genel olarak alnına .. Kişisel yetersizlikler değil elbet mesele lafı uzatıp, merkezden uzaklaştırmayı seviyorum .. Bir de çok iyi becerdiğim birşey var ki; inat bir damarım var ki; yapma denilen herşeyi keyifle yaparım .. Cevap vermek istemediğim birşeyle de alakalı, alakasız herşeyi anlatabilirim .. Asıl takıldığım hatta ki takıntı hâline getirdiğim bir mevzu var ki; birine birşey anlattığımda misal dinlemediğini, önemsemediğini ya da geçiştirdiğini hissettiğim anda asla konuşmacı olamıyorum artık hep dinleyici kısmında yerimi alıyorum ve ne yazık ki konuya dair hiçbirşey anlatmıyorum bir defa .. Çünkü hevesim kırıldığında malesef tadsız tuzsuz bir insan olabiliyorum ..
Yine alakasız bir laf kalabalığıyla zihnimi dağıttığıma göre asıl mevzu şudur ki;
" Ben kırılgan değilim, siz sert vuruyorsunuz .. "
Sert yumruklar yiyorsam; kalınca bir duvar çekiveriyorum herşeyle arama .. Nasılsa hakkım yok birçok şeye farkındayım, biliyorum .. Altın tepside de sunulduğu olmadı hiç .. Kolaya bile zorlanarak elde etmeye alışınca insan .. İçsel huzur diye uydurulan, içsel yalnızlık hâline geçiş o anda başlıyor .. Bir selam çakmaya geldim yine der gibi ve o hâlde ..
Hoşbuldum ..
Çok güzel günler görmeyeceğiz elbet .. Güzel günlerimizi aratmayacak sabahlara kavuşmak düşsün payımıza .. Daha iyi günlerim oldu cümlesi daha az yer kaplasın umuduyla hayatımızda .. Ve yine en umursamaz görünür hâlde; olması gerektiği, yer, zaman ve mekanda;
E Y V A L L A H ! . .
GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
27Mart'15 .. 05:26 ..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder