30 Ekim 2014 Perşembe
.. VE BUGÜN DE SENİ AFFETMEMEK İÇİN BİR NEDENİM OLDU !..
( İki şarkı peş peşe anca götürür bu iç dökümünü .. Önce Fatih Zengin Mutlu Ol Doğumgünü'nde ve peşinden Servet Kocakaya Doğumgünü'mde .. Bir fincan Türk kahvesi eşliğinde ya da benim yazarken yaptığım gibi bir Nescafé eşliğinde okunması tavsiyedir .. )
Varken yoksayılan varlığımın, yokken can çekişmesi bunlar .. Öyle bir saplandı ki yüreğimin orta yerine, bıçak gibi .. Öyle bir sardı ki etrafımı olmaman işte bu kadar acıtabilirdi !.. İyiyim diye düşünme dibine kadar kötüyüm, iyisin diye düşünmüyorum işte o kadar yanıyor için biliyorum .. Nefes alırken neyin ayrı gayrılığı bu ?.. Birbirimizin malını mülkünü mü çaldık biz, katili mi olduk, ne yaptık da ne oldu da nasıl bu hâldeyiz ?.. İyiyim dedikçe işte var ya orda sızlıyor burnumun direği .. Değilim işte .. Ve ne engel de bize çalamıyoruz kapımızı ?.. Bir avuç insan kutlarken dünyaya geldiğim günümü, beni mutlu etmek için çırpınırken buruk bir tebessüm edebildim yine .. Ayaklarım yerden kesildi çok özel hissettim kendimi evet bazı anlarında ve çokça kimsesiz .. Ama uzaklarda olsam da değsin isterdim bir kelâmın .. Bir bakışın, bir ses tonun, bir işleyesin içimde bir yerlerime .. Aslında çok önemli de olmazdı belki ne de olsa geçen sene ve önceki sene de unutmuştun .. Bu sefer unutmuş olsan kırılır, kızar mıydım hiç bilmiyorum ..
O kadar düşünmeye verdim ki kendimi .. O kadar tuttum gözümden akan yaşları o kadar engel sebebi koydum ki içimde .. Çıktım kendi hâlimde kendi kendime bir gün geçirdim aslına bakarsan .. Arada üç beş seneyi saymazsak bir pasta kesmelik bile doğum günüm olmadı .. Bugünkü gibi .. Ne çok kimsesizim .. Ne çok birikmiş içime birşeyler .. Ne kadar boğazıma dizilmiş lokma gibi hayatım .. Doyasıya sevilmemişim .. Her hevesin sonu hüsran nasılsa .. Çok görülmüş bir mutluluk hâli işte şükürler olsun .. Öyle hâllerde buldum ki kendimi bugün, kapı eşiğinde oturmuş kalmışım kulaklığımdan gelen yüksek sesle farkında olmadan bişeylerin, kapının aralığında karşılaştığım bir çift gözün sıcaklığıyla kalkabildim olduğum yerden .. Sonra hiç tanımadığım biri şahit oldu gözümden akan yaşlara .. Yol arkadaşı edindim yıllar yılı değişmeyen tek adresi .. Yine aynı cümleyle vuruldum !.. " Her sözümüz dudaklarda gülüş oldu, dönmek ihtimali yok artık, o gülüşler artık düş oldu !.. "
O kadar savaş hâli var ki içimde bir yerlerde .. Çalsan kapımı şuan, açar mıyım diye düşünüyorum .. Bir yanım hayır derken, öbür yanım daha çok hayır diye cevap veriyor hatta haykırıyor çılgınca .. Peki cevabı böyleyse neden hâlâ yaralı yerleri var içimin .. Sevgimden, sevildiğimden bile emin olamıyorum artık .. Ve çok garip ama ben gerçekten sevildiğime inanamıyorum hiç biliyor musun ?.. Hiç kimse beni sarıp sarmalayacak cesurlukta sevmedi sonucuna varıyorum .. Ne acı değil mi ?.. Sevilsem bile inanmamışım, inanamamışım .. Basit aslında, neden bile yok sevilmem için .. Neyimi severdim ki ben olsam kendim gibi birinin .. Vazgeçmekte o kadar haklıymış ki herkes .. Tek cümle edecek yüzüm falan olmaması da ondan .. Ama en azından yalandan da olsa mutlu edilemez miydim ?.. Azıcık, birazcık .. Kendi yazdığım cümlelerle vurulmasaydım ya .. Keşke şöyle güçlü bi insan olsaydım, güçlü görünen değil de .. Ya da kendi içimdeki buzdağını eritebilseydim biraz, yalandan da olsa inanabilseydim ben de .. Kabul görmek için mücadele etmek zorunda kalmasaydım .. Ve bu denli ağırlıklar yüklemeseydi omzuma, sırtıma ..
Sahiciye yakın öyküler yazsaydım da onlar bilinseydi .. Hikayenin başkahramanı benken, başka biri gibi anlatmak yerine; başkahramanı başkası olup yaşayanı ben gibi anlatsaydım .. Bu kadar çok kilometre yaparak hayatı yaşamak, her olduğum yere alışmak yerine benimseyebilseydim keşke .. Kaderin döneceği o noktadan sonra tek satr yazamamaya razıyım, yaşayışım yaraşır olsa .. Ben kendimi bir köşe başında terkedip gitsem, tanımadığım bir benle tanışabilsem bir gün .. Tek göz odaya razıyım, saraylara layık olsa gönlümün içi .. Ben aslında çok şey istemiyorum .. Dinmeyen ağrılarım dinse de beynimin içindeki sesler sussa istiyorum .. Aslında olduğum yerden yine gidip, hiç tanımadığım bir yerde ifşa olana kadar ki süreci yaşayıp, sonra ordan kaçıp gitme sarmalına geri dönsem .. Böyle bir rutinde gider mi hayat acep bilmiyorum ama huzurlu, kesintisiz bir uyku bile uyusam yetecek galiba herşeyden önce ..
Karmaşamın içinde tam seni affetmeye meyledecekken, yapamadım .. Herşeyi sineye çeksek, yolumuz ortak olsa yine dedim içimden ama daha cümlemi tamamlayamadan en sağlam yerinden vuruldum .. Bir daha ne yol arkadaşlığı yapmakmış seninle ?.. Bir bardak suya muhtaç olsam, susuz kalmayı seçip, senden istemeyecek kadar yıkıldım sana dair, senli şeylerden .. Allah muhtaç etmesin, yolumuzu denk düşürmesin .. Bir gün seni affedebilir miyim diye düşünüyorum yine çok üzgün şekilde cevabı tokat gibi yiyorum .. Sırf seni affedebilmek için yerden yere vuruyorum kendimi, aşağılıyorum elimden geldikçe ve alaşağı ediyorum tüm sahip olduğum şeyleri .. Ama sonuç değişmiyor : Bir yanım hayır diyor, öbür yanım daha güçlü hayır diyor .. Bu ağırlık olsun istemiyorum gönlümde seni affedebilmek istiyorum, inan herşeyden çok istiyorum bunu, hatta en çok istediğim şeylerden bu ve uğruna ne dualar ediyorum ama başaramıyorum, olmuyor, olduramıyorum ..
Ve bugün de seni affetmemek için bir nedenim oldu !.. İçime içime işleyişinin, duyduğum her cümlenin hatr'ıma yerleşmesi için çaba sarfediyorum .. Ben affetmeye meylettikçe Allah'a şükürler olsun kendime yenilmeyecek sebepler çıkıyor gün geçmesin ki karşıma .. Ben ne kadar kendime yenilecek olup da yenilmiyorsam demekki hâlâ affetmem için sebepler yok .. Ve olacağını da hiç zannetmiyorum .. Çünkü öyle güzel başarıyorsun ki her gün yeniden yeniden yerle bir etmeyi o hissi .. Bu kadar güzel nefret ettirilebilirdi sevilen bir faniden .. Helal olsun o kadar iyi başardın ki kızmasam, kırılmasam da artık öfke duymasam da güzel bir nefret var ki içimde zamanla azalsa da, bir zaman çok sevdiğime, hiç bitmeyecek !.. Bugün de olmadı yeni bir yaşa adım, bu sefer başka bir adım atış sayende !..
( İlktir belki yazmaya başlayıp, ara verip, ara ara gelip yazıp, uzun saatleri bulup, tamamlanması bir yazının .. Frenlemem gerekiyordu kendimi .. O duygu akışıyla yazamadım seri .. Bir dökümüm ortalama yarım saattir .. Normalde bitiriş saatimi not düşerim ama ilk defa başlayış saatimi not düştüm .. Oysa neler yazmak istedim, isterdim bu iç dökümümde .. Lâkin olduramıyor insan bazen, bazı şeyleri .. Bu kadarı oldu .. Dilek dilemedim yeni yaşa geçiş yaparken, dua ettiklerim çok oldu ve olması için hayal kurduklarım .. Senin için mi ?.. Allah çarşına pazar vere diyorum .. )
GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
29Ekim'14 .. 21:44 ..
27 Ekim 2014 Pazartesi
.. BEN KARŞILIĞI OLMAYAN MEKTUPLAR YAZIYORUM; BELKİ MUHATTABI OLMAYAN VE BELKİ HADDİNDEN FAZLA MUHATTABI OLAN !..
Olayın özü tam da şudur ki; insanlar sadece sizi merak ettiği için ve ettiği kadar hayatınızdadır, hayatlarındasınızdır .. İlk duyulduğunda kendini önemli hissettirecek gibi değil yani, gerçekten diğer insanların bilmediklerini öğrenmek için .. Tanışma faslından sonra hızlı ilerler sizinle muhabbetleri, derinlerinizde neler var bilmek isterler, kurcalarlar, didiklerler ve siz direndiğiniz kadar sağlamsınızdır .. Her insanın başına gelir bu durum .. Bir şekilde ilgi alanına girersiniz birilerinin, yakın markaja alırlar sizi sonra, birşeyler çıkarmaya çalışırlar yazdıklarınızın arasından, konuşma eslerinizden .. Bile isteye yapılır mı bilmiyorum, yani yeterince düşünme payı ayırmadım bu mevzuya ama bir yerde bile isteye yapılan noktaları vardır mutlak ya başında ya ortasında ya bitişinde, can yakma kısmına gelindiği zamanlarda da olabilir tam emin değilim o noktadan ..
- Benimle alakalı oldukça merak konusu olan mevzular çok yaşadım .. Şimdi malesef yazılı kısımlarını ayırt edebiliyorum hayatımın ve zihnimin izin verdiğince, birçok kesiti gözümün önüne gelmiyor .. Yazılı olanları okuduktan sonra kafa yormaya başladım gerçi mevzuya .. Öncesinin dayandığı yer de var elbet .. Bir şarkıyı popüler olduğu zamanlar dinlemem, bir kitap bestseller oldu diye de okumam, ilgi alanıma giren şeyler de gizli saklı kalanlardır .. Bunu Şundan dolayı söylüyorum: popülaritesi yüksek, tirajı yüksek kitaplara imza atan bir ismin yazılarına yoğunlaştım birkaç gündür .. Keşfettiğim şarkı, blog, kitap her neyse o günlerde muhakkak paylaşırım değer verdiğim birkaç isimle .. Ama bazen bencillik ettiğim şeyler olur, kendime saklı tutarım ki o deryaya tek başıma dalayım .. Öylelerinden yine .. Eski tarihlere geldikçe okumamda; suretini ifşa etmesi istenmiş yazan isimden ve gönülsüz de olsa ifşa etmiş kendini .. Bir mahlas ardında olmak ne demek iyi bilirim .. Aslında tam olarak gizem çabası içinde olmak değildir adını, suretini ifşa etmemek bana göre .. Yazanın kendini rahat hissetmesi, kaygı içinde yazmaması, acaba diye tereddütle uyuyup uyanmaması için de güzel birşeydir hatta .. Merak ettim mi diye sorulursa yazan kişiyi hiç merak etmedim çünkü yazdığı şeyleri kabullendi benliğim, zihnimde öyle bir portre oturttum .. Bir yerlerde hayatıma değdi belki o isim, belki yolda yürürken karşılaştık, ne bileyim aynı cafede oturup çay kahve içtik, ya da ömür boyunca hiç tanışma olasılığımız olmayacak .. Tıpkı Gece Nöbetinden Mektuplar'a gözleri değen, gönüllerini açanlar gibi .. Ben o yazdıklarını içselleştirdim, hissettim, yaşadım, okurken o gibi oldum .. Ama asla onunla karşılıklı gelme isteği doğmadı içimde .. Yani genel olarak da öyle bir isteğim olmaz insanlara karşı, geleni yaşar, çaba harcamam hayatımda olsun diye birileri .. Olmasını istediklerim vardır muhakkak ama illaki bir şekilde vurmuştur beni de öyle istemişimdir .. Hayatıma bir yerden değecekse de yaşamayı beklerim kapıyı zorlamam .. -
Önce merak edilir işte .. Ki son zamanlarda artık bu durum biraz da sosyal medyanın da verdiği meraktan bence .. Bir zamanlar kıyısından köşesinden içinde olduğum ama artık tamamen hayatımdan çıkardığım mecradan bahsediyorum ki baya zamandır haşır neşir değilim geldiği noktayı pek tahmin etmem çok zor artık .. O mecradan hayatıma değenler oldu benim de herkes kadar .. Bir bilgisayar, telefon ekranından taşınıp bizzat hayatımda olanlar .. En başta olan düşüncem konusunda haklı çıkmayı hiç dilemezdim, hiç istemezdim ama yaşanacağı varmış oldu .. Tabi ki bakıldığında temel nokta, merak edilmem yada o zamanki aklımla nasıl davrandım bilmiyorum ama merak etmem de olabilir .. Şimdilerdeki ünvansızlığımı bir kenara bırakırsak; kendi hâlinde, çapında, elinden geldiğince birşeyler yapmaya çalışan biriydim .. Bir mikrofon ardına geçip sesimi ulaştırırdım bir kitleye, belli bir düzen ve kural olmadan, an neler getirirse yaşadığım .. Suretimi saklayarak ama ismimi ayan beyan kullandığım zamanlar .. Sonra Gece Nöbetinden Mektuplar .. İsmim, cismim, suretim olmadan ne kadar zaman yazdım, çizdim bilmiyorum, hatrlamıyorum da ama sanki çok uzun yıllar geçmiş gibi geliyor bana .. Sesimin ardındaki ben, iç dökümlerimin ardındaki, bide sıradan hayatta var olan ben .. Öyle kimlik karmaşasına düştüğüm olurdu ki korkardım bir selam verenden bile .. İfşa olmaktan değil kesinlikle, sadece hayatıma dahil olunmasından korkardım .. Çünkü benim kendi içimde, kendi halimde, kendi kendime, kendime rağmen hatta kurduğum bir dünya var ki müdahil olunsun, müdahale edilsin istemem .. Kimbilir belki meraktan, belki bir ortak noktadan, belki bile isteye diye bahsettiğim şeyden olabilir insanlar girdi çıktı hayatıma .. Bir zamanlar bir tatil yöresinde geçirdiğim zaman süreci var daha dün dinlediğim .. Eksik parçaları tamamladığım .. Hayatıma gelenler hep bir merakla gelmişler yani .. Sonra derinlemesine, enine boyuna hayatımda olmuşlar ve ben sanki ömürlük garantimiz varmış gibi birşeyler paylaşmışım o insanlarla .. Tabi merakları bitince, hayatımı, yaşadıklarımı gören, öğrenen bir şekilde arkasında bırakmış gitmiş beni .. Çünkü merak edilecek yeni hayatlar keşfetmişlerdir muhakkak, benim hayatımdan alınacak malzeme tamamlanmış, sıkıcı olmaya başlamışım sessiz sedasız uzaklaşmışlar .. Bunları tabi açık yüreklilikle ifade edemeyecekleri için yada kendileri dâhi bunu kabullenmedikleri için açıklama yapma gereksinimi bile duyulmamış ..
Hayatında olduğum insanlardan beklentim çok yüksek değil benim aslında .. Çabuk sıkılan biriyim neticede birşeylerden, daha nedenini bulamadım da bunun .. Nefes almaya sıkça ihtiyaç duyarım .. Belli aralıklarla kendi içime çekilirim .. Üzüldüğüm, sıkıldığım, takıldığım birşey varsa kendi içimde çözmeyi beklerim önce .. Sinirlendiğimde misal 10 dakika kendi halime kalıp sakinleşmeye çalışırım .. Üstüme gelinsin istemem .. Kısacası hem kendim hem karşı taraf için nefes alma zamanları olsun isterim ki bu illa bir sorun olduğunda olması gereken birşey değil bana göre .. Özetle aslında kısa süreli nefes alma ihtiyacı .. Evet bir dönem fazlasıyla kendimi verdiğim oluyor karşımdakine ama kısa sürede kendimi toparlayıp şöyle bi kendine gel sillesi atıyorum hemen .. Çünkü artık biliyorum herkes birşeyleri merak ettiği için dahil oluyor hayatına, sonra içine giriyor ve bir zaman sonra bağımlılık oluyor, bir gün uyanıyorsun yolcun var vedalaşmadan gitmiş ve bir daha geri dönmeyecek .. Sık muhabbetin tez ayrılık getirmesi de denilebilir buna iz bırakıp gidenler için .. Yoksa herkes aynı kategoride değildir neticede ..
Yazarken gevezeliğim tutuyor, konuşurken o kadar değil aslında .. Yazdığım noktalarda kendimi frenlemeyi öğreniyorum yavaş yavaş, daha kısa cümleler kurmayı öğrendim, sorun olduğunu hissetsem de sormuyorum artık benden olanlar haricinde ne oldu diye .. Bana sorulduğunda da çabucak sıyrılmayı öğrendim .. Oysa ne çok şey öğrenmişim son zamanlarda ve ne güzeldir ki artık tek bir kişiye bağlamıyorum mutluluğu da mutsuzluğu da .. Yazarken acısı hafiflemiş oluyor ama yaşarken öyle değil .. Can kırıklarıyla dolu her yer ve ne yana adım atsak bir hüzün çarpıyor sağımıza solumuza .. Göz göze gelmek, bir ses duymak, bir şarkı sözü, bir satr herşeyi an be an yaşatabiliyor tekrar .. Ama yazdığında öyle değil .. Geri dönüp okumuyorum çünkü ikinci defa geçmiyorum üstünden, yazım yanlışlarını bile düzeltmiyorum, tek kelimesiyle oynamıyorum hissettiğim gibi kalsın istiyorum .. Ben karşılığı olmayan mektuplar yazıyorum belki muhattabı olmayan ve belki haddinden fazla muhattabı olan !.. Eyvallah'ımı da düşürmüyorum asla ne gönlümden ne dilimden ne satrlarımdan hamd ve şükr'ümle birlikte .. Eyvallah !..
GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
27Ekim'14 .. 01:16 ..
24 Ekim 2014 Cuma
.. ASLINDA SANDIĞIN GİBİ; DÖKTÜĞÜM SATRLARIN HİÇBİRİ SANA DAİR DEĞİLDİ !..
Aslında sandığın gibi döktüğüm satrların hiçbiri sana dair değildi !.. Hiçbir satr'a sığmayacak kadardı, uluorta ifşa edemeyecek denli büyüktü sol yanımda varlığın .. Ağır imtihan olması da ondandır belki .. Gizli kalmalı bazı sevgiler, gizemli olmalı insan biraz .. Siyahlarla örtmek gerek, ona değen hiçbirşeyin rengi belli olmasın diye .. Dillendirmedikçe büyüttüm içimdeki sevgiyi .. Kirlenmesin adın diye müsaade vermedim ağızlarına almalarına .. Uzak tuttum olduğum yerlerden, düştüğüm kuyulardan, karanlık gecelerden .. Aydınlatmak için varoldum hayatında karanlıkları, arındırmak için kirli yanları .. Ne kadar üstüne titredimse, o denli büyük oldu acısı .. Gizemli bir yanı olmalı insanın ya; sevdiğini de düşürmemeli herkesin diline .. Kaç geceyi sabaha vardırdık birlikte, ne dar zamanlara sığdırdık birbimizi, doymak diye birşey yok sevgide hep açlık duyuyor insan yaşamadığı günlere, özlem duyuyor gelecek zamanlara .. Vuslat olur mu bilinmez derdim öncelerden, şimdilerde vuslatımız yok bilirim ..
Yağmur da yok bu gece uzağında olduğum şehirde .. Gökyüzüne bakıyorum tek yıldız da göremiyorum .. Dinlediğim frekans durmadan kesiliyor, en güzel şarkılar yarım kalıyor gene bizim de yarım kaldığımız gibi .. Aslında ayarlayamayacak değilim ama uğraşmak bile gelmiyor içimden .. Bir başından bir sonundan işte kendi hikâyemi görüyorum bu gece de .. Hiçbirşey tam değil .. Kahvemin yarısı da duruyor kırmızı kupamda ilk anını anımsatırcasına, kıyamadım tamamını içmeye yada daha fazla değsin istemedim o kupa dudaklarıma ..
- İnsan bir sabah uyandığında en sevdiğinin artık hayatında olmayacağını yada öleceğini bilse; son gecesini son anlarını nasıl geçirir merak ederim hep .. Daha çok sesini duymak hatta sesini öyle kaydetmek ister ki hiç duymayacağı günlerde kulağında çınlasın diye sanırım .. Yüzünün her bir yerini, noktasını hafızasına kazır, eğer bir gün unutursam diye korkar sanki .. Bilirim ki; zamanla fotoğraflarda avutmaz insanı .. Özlemek gün gün bir parçanı feda etmektir .. Ruhunu, kalbini, elini, kolunu, benliğini; zamanı geldikçe vazgeçersin bir uzvundan .. Özlemekten ölen yoktur belki ama gün geçtikçe yer, bitirir, tüketir .. Acaba bugün en sevdiklerimden birine veda vaktiyse; ben uzaklardayım, ne sesini duyacak kadar yakınım birilerine, ne de son cümlelerini okuyacak dermanım var, yüzünün haritasını hafızama kazıyacak imkânım da yok .. Yine özlemek olur sonrası, tüketir öyle böyle .. -
Sesimin titrediği zamanlar bilirim hatrladığım sesin sesime değdiğinde, sana daha çok söz hakkı verip, dinleyen taraf olmam ondan mıydı ki ?.. Yada söyleyecek şeylerim yok muydu hiç ?.. Her bir cümle kuruşun, tonlamaların herşeyi kaydetmeye mi çabalamışım zihnime .. Bir aradayken; gözlerimi gözlerinden kaçırmam neden ola ki ?.. Yüzünün her bir hatı'nı hafızama kazıdığımı sanırken; neden gözümün önüne gelmiyor ki görüntün ?.. Fotoğrafları da nerelere dosyaladım kaldırdım, sakladım kendim bile bilmiyorum baksam ..
İstedim ki, bir yerlerde iyi olduğunu bileyim görüşmesek de hiç; ömürlük olsun hatta sonrası da .. Duymasak da sesimizi arada iki satr muhabbet edebilelim .. Bir gün karşı karşıya geldiğimizde acıyla değil, özlemiş olarak değsin gözlerimiz .. Neyi başaramadık da böyle oldu ?.. En acısı da ne biliyor musun ?.. Kızabilmek isterdim sana, sitem edebilmeyi, kırgın olabilmeyi en azından, içim acısın da olurdu .. Ama hiçbirini başaramadım, çok çabaladım ama olmadı .. Yapamadım .. Bugün de sayende kendimi affedemeden uykuya dalacağım .. Adın bile düşmüyor artık dilime .. Eyvallah olsun !..
GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
24Ekim'14 .. 02:19 ..
23 Ekim 2014 Perşembe
..EYVALLAH OLANA, BİTENE, GELENE, GİDENE !..
Daha ne kadar buz gibi havada dışarda soğuk içime işleyene kadar otururum bilmem .. Kaç gece daha .. Ne kadar vadesi var bilsem, sabretmekten vazgeçer miyim ?.. Soğumuyor içim .. Soğumuyor bir türlü .. İçerimde yanan yerlere buz yerine ne koysam, merhem niyetine ne sürsem ki sönse içimdeki yangın, geçse etkileri .. Kapanmayan yaralara ne çare buluyorlar, nasıl unutup vazgeçiyorlar hemen ?.. Acı, ağrı, güç eşiğim teste tabi tutulsa birçok insanı solda sıfır bırakacak cinsten diyorlar .. Peki ya şu zihnimin benle acımasız oyunları ?.. Başa çıkmak istedikçe, daha ağır yerlerden vurgun yemek ?..
Kalbi ağrır mı insanın en mutlu anlarında dâhi ?.. Bir eksiklik olur mu gülüşünde .. Şükr'ü daimken, aldığı nefesin lütuf olduğu hatr'ından çıkmaz, dilinden düşmezken, neden hâlâ eksiklik duyar ?.. Hiç değişmez aynı eksiklik .. Tokadın geldiği el bile aynıdır .. 5yaşında, 10 yaşında, 18 yaşında, 26 yaşında .. Hiç mi ağırlık azalmaz ?.. Artarak devam eder, omuzları yere yaklaştırır .. Nasılsa kaldırıyor, bir tane daha fazla olsa farketmez diye mi düşünülüyor ?.. Şayet öyleyse; bilinsin ki artık ne bedenim, ne ruhum, ne beynim, ne kalbim kaldıramıyor bir tane daha fazlasını .. Bünyeme ağır geliyor .. İnsanların yaptıklarını gördükçe de midem bulanıyor ..
Son zamanlarda geçmişimde kalanları hatrladığım artık yok denecek kadar az itiraf etmeliyim ki .. Kimbilir böylesi daha iyidir .. Daha sağlıklı adım atabilmem için geleceğe ihtiyacım vardır böyle şeylere .. Başlarda kendimi fazlasıyla zorluyordum hatta kendime eziyet ettiğim ve dahası hazmedemeyip kendime küfrettiğim çok oldu ama anladım ki varmış her şerde bi hayr .. Her gittiğim yeri ilk defa gidiyormuş gibi görmek de güzel, birşeyler yiyebilmeye hâlâ çiğneyemeden de olsa en azından tadını alarak hem de ilk defa deniyormuş gibi yemek, okuduğum kitapları yeni elime alıyormuş gibi yeniden başlamak, dinlediğim müzikleri yeni keşfetmişçesine, her insanla yeni tanışıyormuş gibi .. Yeniden doğmuş gibi; emekleyip, yürümeye başlamak .. Hem ben biraz sabrsızmışım erken gelmişim dünyaya .. Erken yürümüş, erken konuşmaya başlamış, erken okumayı sökmüşüm ikinci defa olması da değişik bir his .. Kötü yanı; daha önceden ne kadar bildiğim şey vardı, neler yapabilir, başarabilirdim mukayesesini yapamamak ..
Eksiklik'lerimi hissederken en büyük şey aslında ağlayamamak .. Dışa vuramamak, o kadar sıkmışım ki kendimi; istesem de yapamıyorum artık .. Ne kadar zamandır böyleyim bilmiyorum da; zaman hesabı yapamadan farkettiğimiz iki defa dökebilmişim gözyaşlarımı .. İlki; sargılarım çıkmamıştı daha .. Ağrımın artık dayanılmaz olduğu bir hâldeyim, artık herhangi bir ilaç takviyesi, enjeksiyon yapılamadığı, serum takılamadığı zamanlar ki o süreç daha zor ve ağır, ağrıyla acıyla baş etmek ve bir yandan da açık yara ağrısı baskısı cabası .. Yeter ki ağrı çekmeyeyim diye nefes dahi alıp vermekten vazgeçeceğim bir anda, erkek kardeşimin istemsiz bir şekilde çeneme çarpmasıyla, o ağrı sızıyla sanki dünyam allak bullak oldu hüngür hüngür ağladım .. Bir de birkaç cümle, kimsesizliğin içinde başımı okşayan, korkma burdayım hissi yaşatan cinstendi ..
" Sana bakamadım(foto) yüreğim dayanası değil.. Ama Rabbim' in elbet bu işte bir hayrı vardır.. Bize sabr ve metanet ile beklemek ve seyreylemek düşer. Bir adım daha yaklaşabildi isek Rabbimize çekilen her sancı mükafat olacak ecr olacak ahirette inşaallah.. "
Cevaben sadece :
" Bunu dedin ya; sana bakamadım ( foto ) yüreğim dayanası değil .. 14 Ağustos'tan beri dökmemek için direndiğim gözyaşlarımı akıttın .. "
diyebildim .. Sonrasında ağlatan cümlelerin sahibindeki o şefkât dolu ses, kulağıma, gönlüme yüreğime değen o tını tüm yaralarımı sardı, ağrıyan yerlerimin sızısı dindi sanki .. O konuştukça dinledim, tek kelâm edemedim belki ama her bir cümlesi kulağımda kalmadı, işledi aynı tonlamayla, aynı şekilde hatr'ıma kazındı .. Sayesinde vefâ göremediğim her bir ismin canı sağolsun deyip geçebildim, yanıma kâr kalanlara şükrettim bir kere daha .. Bir ömür uğruna harcadıklarımın ortak bir paydada birleşip, birbirlerinden haberdar olmadan aynı gerekçeyle uzaklaşmalarına eyvallah edebildim .. Neticede anlayışsız biri olduğuma inanmıyorum, vade isteselerdi, direk yüzüme gelip konuşsalardı anlardım muhakkak ama öyle olmadı .. Denseydi ki bana ben bu süreçte yanında olamam, seni böyle görmeye kıyamıyorum, hasta derdi çekemem, seni üzerim, ben üzülüyorum, sen iyileşene kadar görüşmeyelim, herşey kabulümdü müsaade etmezsem namerdim .. İçime sinmeyen, belki hazmedemediğim şey tam da oydu .. Onlar giderken tek kişilik gittiler, ben tek bir kişi uğurlamadım yalnız .. Her birinin acısı ayrı ayrı kaldı yanıma .. Hangi birine, neresinden, nasıl üzüleceğimi bilemedim .. Hangisi ağır hangisi hafif kaldı ayırt bile edemedim .. Yanlış insanlarla mı yol arkadaşlığı etmişim, ben mi gereken güveni, sevgiyi, özveriyi gösterememişim diye çok sorguladım kendimi .. İçinden çıkamadım bir türlü düşüncelerimin, kaldı ki yaşadım her birini tek tek .. Normal şartlarda olsa önemsemeyebilir insan, altından daha kolay kalkabilir belki ama hassas olunan bir süreçte böylesi de yıkıcı oluyor .. Ama önem sırası önemli işte hayatta; en önemli benim, en değerli şey benim inancına sahip oluyor insan zamanla ki dünyayı kendi etrafında döndürmeye başlıyor .. Ben de öyle yaptım ..
Gerçekten ağlamak kalbi yumuşatıyormuş, temizleyip paklıyormuş bunu öğrendim ..
Aslında ben hayatı kötü yanlarından arındırıp, temiz yanıyla yaşamaya devam etmekte zorlanırken; Rabb'im yine darda bırakmadı .. Hızır gibi yetişen yolladı bana ..
Aklıma gelmişken; ben hiç bir zaman biri gider yerine başka biri gelir inancında biri olmadım .. Dost kategorisinde kotayı aştım .. Dost hanemin kapısı bundan sonra geleceklere, öncesinde dost bilip de beni yaralayan geri dönen, padişahı da olsa kapalıdır .. Biriktirdiğim sağlam dostlarla yola devam .. Gayrısını Rabbim ne bu dünyada ne de ahirette yazmasın bana .. Ben dualarımda vazgeçtim son duamdan sonra ..
Çocukluğunuzun seslerine de kulak verin; hiç beklemediğim zamanlarda, üç yaşımda, gözlerim görmezken, bir kere gözünü aç, kalk gidelim oyun oynayalım diye yalvaran ses ve şefkât bugün aynı tonda .. Mevkisi makamı ne olursa olsun, çocukluğum saklı onda benim, hâlâ gözünden akan yaşlar aynı masumlukta, samimiyetsizliklere inat ben burdayım der gibi sanki .. Sesi titriyorsa bugün dâhi iyi misin derken, görüşmediğimiz yıllara inat, meydan okuyorsa zamana, mesafeye; ben ondan uzak kalıp dost bildiklerimle geçirdiğim günler de onu ihmâl ettiğim için utanırım sadece ..
Ve .. Sağlam bir dostunuz olacaksa; kesinlikle ve kesinlikle " Elif " olmalı .. En sağlam, en dik duranıdır neticede yanınızda zor zamanlarda .. Benim ihtiyacım var deme gereksinimi duymadan, yanı başınızdadır .. Birşey talep etmeye de gerek yok, o herşeyi düşünür, ölçer tartar biçer düzen işler sadece .. En önemli nokta; böyle bir dostunuz varsa tokat yemeye alışmalısınız .. Çünkü sağlam dili vardır .. Teselli vermez, avutmaz, acınızı dibine kadar yaşamayı göze almanızı ister, sonuna kadar gidip pişmanlığa mâhâl kalacak şeyler olmamasını ister .. İyi yol yordam gösterir, yol haritası verir ama o yolda önüne çıkan engellerle sızlanmadan sen baş edersin .. Şöyle bir düşmeye meyletmeyegör hele, eyvahlar olsun .. Öyle bir devreye girer ki; kendini daha güçlü hissedersin sonrasında .. Ama sâdıktır sevgisinde, istikrârı da oldukça iyidir .. Sabr'ına hayranlığım ayrı bir mevzu .. Bir de güzel cümleler kurmaya çalış ona, bence bir denemelisin varsa bir " Elif " hayatında ..
Yazmaya çok heves edip söyleyemeyenler, dökülemeyenler vardır bir de .. Kardeş, karındaş .. Bir ablaya ve bir erkek kardeşe sahip birinin onca yazı yazarken onlara dair iki kelimeyi bir araya getirememesi de ayrı bir mevzudur .. Ama en önemlisi yaşama sevincidir onlar, nefes almaya sebeptir .. En büyük dayanaklardır .. Elbet bir gün; dört kolun ikisi onlara ikisi anama babama emanettir .. Her ne yaşanırsa yaşansın aynı kanı taşımak, aynı anne babadan dünyaya gelmek bile bir lütuftur bu hayatta ..
Dökülmesi gereken daha niceleri vardır belki .. Yeri ve zamanı geldikçe dökülür elbet .. Ama şükürler olsun yapılan iyilikleri unutmam ben, vefâ'm ömürlüktür .. Kimisi güzellikleri yazdırır, kimisi de işte .. Her neyse; EYVALLAH olana, bitene, gelene, gidene !..
GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
23Ekim'14 .. 04:13 ..
21 Ekim 2014 Salı
.. VELHASIL; HER GÜN, HER SAAT, HER AN YAZSAM DA BİTMEK TÜKENMEK BİLMEYEN BİR ZEHİR VAR İÇERİMDE BİR YERLERDE !..
Biliyorum .. Susmazsam ağır bedeller ödeyeceğim .. Edebimi bozacağım .. Kavga gürültü can sıkıntısı her ne varsa peşinden gelecek .. Derdimi anlatsam birilerine, gün gelip kurşun olarak geri dönecek .. Dağlara taşlara dem vursam halimden ahvalimden taşa toprağa dönüp kulağıma çarpacak haykırdıklarım .. Kendi kendime sesli düşünsem yine can evimden vuracağım kendimi .. Alabildiğine yazıyorum ben de elimden geldiğince .. İmkânım olsa her gün, her saat, her dakika, her an yazacağım .. Zehrim o denli akacak, durmak bilmeyecek .. Lâkin geri dönmek istemiyorum, hatrlamak için çaba göstermek istemiyorum yaşananları .. Güzel anları, anıları hatrlamak için zorluyorum bazen kendimi sonra hatrlamamak daha güzel olacak diye vazgeçiyorum .. Ne çok dinlemek isterdim oysa hatrlamak da zorlandığım güzel günlerimi birilerinden .. Ona bile tâkâtim kalmadığına kanâât getirdiğimden yine boşveriyorum ve önceden beri yazdığım satrları dönüp okumamam bile ondan .. Bir veya birkaç cilt kitap olacak yayınlanmış iç dökümlerimi eleyip paylaşmak bile gelmiyor içimden ..
Bazen; düşünüyorum da bir başkası olsaydım, kendimle tanışmak, birşeyler paylaşmak, ortak anılara, acılara şahit olmak ister miydim ?.. diye .. Abartım varsa namerd olayım ki; asla, kat'a istemezdim diye net bir şekilde cevap verebilirim bu soruya .. Ve yoruma kapalı bir sorudur bu da !.. Sadece ve sadece kendimle hesaplaşmadır .. Çünkü bakınca - çok geriye gitmeye de gerek yok !.. - elle tutulur bir hayat başarım, biriktirdiğim dost, arkadaş namına bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar isim varken, hâlâ bağımlıyken birşeylere ve başa çıkma gücü olmayan biriyim ben .. Ve açıkçası ben de böyle biriyle yoldaşlık etmek istemezdim ve bu yüzden de haklı buluyorum etrafımdakileri ..
Bir savunma mekanizması vardır insanın karşılaştığı farklı zamanlarda, farklı yerlerde .. Sanırım sadece ben değilimdir bu durumlarla karşılaşan .. " Çok saf, iyi niyetli, temiz kalpli olduğundan kaybediyorsun yada herkesi kendin gibi görüyorsun en büyük hatan bu .." Bu ve bunun gibi cümleleri o kadar duymuşluğum vardır ki; o denli inanmışım, inandırılmışım .. Herkes kadarım, herkes gibiyim ben de .. Saflığım, salaklığım konusunda evet master seviyesine eriştim şükürler olsun .. Ve fakat anlayamadığım ben yılmışken, bıkmışken neden hâlâ neden insanlar bıkmadı ki ?.. Özel bir çabam yok benim hayatımda, etrafımda birileri olsun diye ki hatta fazlasıyla zorlayanlar vardır bunun için .. Bir zamanlar ben de zorlamışımdır belki birilerinin kapısını ama demek ki bugün yoklarsa ve ben hatrlamıyorsam o kadar da sağlam zorlamamışım .. Temiz kalpli olma hususunda herkes kadar olduğumu söyleyebilirim ki iddialı cümlelerim yoktur benim ki artık hayata dair en ufak elle tutulur cümlem yok .. Gerek duymuyorum kafa patlatmayı, çenemi yormayı .. Nasılsa benim ikna edeceğim, savunacağım bir durum söz konusu olmuyor .. Birileri benim yerime düşünüyor, karar veriyor, uyguluyor ben öyle haberdar oluyorum ki haberdar edilme gereksinimi bile duyulmuyorum ve acı bir tebessüm ediyorum sadece .. Bir zaman demiştim oysa o hâlimi arz eden cümleyi : " Acı'ma sağlık, acı'm sağolsun !.."
Bu da geçer Yâ Hû !..
Benim inancım, güvenim öyle beylik laflarla değildir .. Çünkü ben büyük konuşmayı sevmem .. Hele son büyük konuştuğum şeylerden sonra sanırım gerek de yol artık öyle doğal sarışınlık yapmaya .. Dibine kadar esmer biri olsam da alt yapımda doğal bir sarışınlık yatıyor benim buna inanıyorum .. Çünkü mantıklı bir açıklama bulamıyorum yaşananlara .. Mantık götürmüyor ya da artık benim devrelerim yandı mantığım devre dışı kaldı .. Bu kısmın konumuzla alakası olmadığının sonuna kadar farkındayım .. Neden yazdığımı ben bile bilmiyorum .. Sen de çözmeye çalışma .. Çünkü normal bir beyin o kadar hızlı çalışıyor ki; benimki de alakasız konularda, düşünceler de rakip tanımıyor ..
İnanç ve güven deyince söyleyeceğim o kadar çok şey var ki; belki konudan uzaklaştırmaya çalışmaktır yaptıklarım .. Ama arkadaş şunu öğrenin :
- Gerçi yaş ortalaması bana göre büyük olan bir mecrada ahkâm kesmek doğru değildir ama burası benim mecram memnun olmayan okumayabilir öyle bir tercihi var ..- sizin o ettiğiniz beylik laflar var ya; yazdığınız afilli cümleler hele, artı sosyal medyada döşendiğiniz şeyler var ya; inanın hiçbiriniz öyle bir karaktere sahip değilsiniz !.. Üzgün falan da değilim sizin için de; çünkü siz öyle birşeyi tercih etmişsiniz ki o sahtelikle devam ediyorsunuz .. Hemen gelecek soruya peşinen cevap vereyim ki peşin çalışayım borçlu kalmayayım borçlu kalmayı sevmem ne sevgimde ne ilgimde ne de maddi olarak .. Sen ne kadar samimisin ki bize böyle sallıyorsun diyecek güzel insanlar olacaktır muhakkak .. Güzel bir yazarın dediği gibi : " Ben hayatımı geri aldım, dilerim siz de geri alırsınız .." Ben samimi olmadığım bişeyi yapmam, yazmam .. Yaşamadığım bişeyi yaşadım gibi anlatmam .. Çünkü meşrebime ters .. Benim birinden bişeyler talep etmem bile çok zordur birilerini geçelim, dünyaya gelme sebebim babamdan bile talebim yoktur ki hayati meseleler dahil olmak üzere, diğer insanlar ne ola ki ?.. Dik durmayı bilirim ki bunun uğruna mücadelemde neler feda ettim birilerinin hayal edemeyeceği kadar, hatam varsa özrümü dilerim; kilometre tanımam, suçluysam, kırdıysam giderim gönlünü alırım muhakkak, gönlünü alamasam da helâllik almaya gittim herkesin kapısına bunun örneklerinden birileri de elbet orada bir yerlerdedir, aksini iddia ederse de hakkıma giriyordur ki Allah razı olsun günahlarımı hafifletiyorlardır, yani hakeden hakettiği kadardır nazarımda ve bunun gibi daha birçok şey .. Artık daha da dik duruşluyumdur misal, öyle sağlam fırtınalar olmadan yıkılmam Allah'ın izniyle .. Dilerim siz de farkına varırsınız bişeylerin .. Mükemmel değilim elbet, ben de yaşayarak hata yapa yapa bugüne geldim hataları düzeltmeye çaba göstererek, kendi doğrularımı oluşturana kadar ..
Velhasıl; her gün, her saat, her an yazsam da bitmek tükenmek bilmeyen bir zehir var içerimde bir yerlerde !.. Panzehirim ise çokça dua etmek, yazmak, kendimi korumaya almak .. Bu yüzdendir artık sessiz kalmak, suskunluğa bürünmek .. Sanılmasın da vazgeçtim birşeylerden de, benim hâlâ alacağım var hayattan mutluluğa, huzura dair .. Yolumu şaşırtacak olanlar da benim söylememe, yoksaymama mâhâl vermeden çekildikleri için yolumdan ve temizledikleri için yollarımı eyvallah !..
Dipnot : hatalarını anlayanlar, düzeltmek isteyenler mümkünse dönüp gelmesin bana .. Ben elimden geleni yapmışım kendi içimde vicdanım sonuna kadar .. Rabb'ime havale etmişim artık benlik bir durum yok .. Çünkü bendeki vade dolmuş, bitirmişim herşeyi .. Affetme lüksüm yok, hele öyle bir yetkim asla yok .. Gönülleri müsterih, vicdanları rahat olmasını isteyenler bir gün helâlliğe gelmesin bana, ben o yükün altına girmem giremem .. Helâllik vermemek meşrebime ters olduğundan, ahreti bekleyelim ..
GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
21Ekim'14 .. 01:00 ..
19 Ekim 2014 Pazar
.. KİMSE'LERİN SUÇU YOK, HAYATIMA DEĞİP GEÇEN YA DA BİR YERLERİNDE YER EDEN, KALAN GİDEN, ALAYININ VARLIĞININ BİR SUÇU YOK .. TEK SUÇLU AYNA !..
İzdüşümü yanılsamaysa hayatımızda "değer verdiklerimizin", gördüğümüzle yaşadıklarımızın farklı olması da tamamen aynaların suçu !..
- Sevdim dediğim " hiç kimsenin " suçu yok .. Ki; bugün sevdim dediklerimi 'kimse' saffına koyabiliyorum zorlanmadan .. Bakılmasın 'kimse' dediğime .. Oysa 'kimse' en benimsediğim şeylerdendir .. Nihayetinde; ben birilerinin muhakkak 'kimse'si olmuşum bir yerlerde .. Kendi zihnimle aynamı devleştirmişim minicik bedenler karşımdayken de küçük kalmışım karşılarında .. Güzel görmek istediğimde; gördüğüm gözlere mâna yüklemişim bomboş, donuk baksalar da .. Ve bazılarını bastırdığım duyguların etkisiyle çirkin görmüşüm .. Gizlediğim isimsiz sitemleri de hep kendime etmişim ben aslına bakılırsa .. Zira masum bedenleri suçlamış durmuşum; gururuma yediremediğimden ya da kendimle kavgaya tutuşmaktan korktuğum için .. -
Yo yoo, herkes masum, tüm bunlar içimdeki ayna'nın suçu !..
Sessizliğin kol gezdiği geceler vardır, ürkütür hani insanı .. Böyle bir huzursuzluk, iç sıkıntısı çöreklenir her bir hücrene .. Nedeni sorulsa; en ufak elle tutulur bir cevap bulunamaz .. Korku değildir aslında o, endişe hiç değil, tarifi mümkün olmayan bir buhran hâli .. Lâkin; o nedensizlikler içinde onlarca neden vardır ki; itirafı sessiz gecelerde yapılmaz, yapılmamalı . Çünkü; sessizliğinde bir sesi olduğuna inanıyorum; yoksa bu beynimin içindeki seslerin susmamasının başka bir açıklaması olamaz .. Bi'de bu geceki gibi gecenin sessizliğini bölen bir fırtına hâli var ki; benim asıl korkum böyle gecelerden .. Rüzgârın, yağmurla birleşip sanki ortalığı alabora etmek için el birliği ettiği .. Rüzgârın hoş bir tınısı vardır genelde, aromatik melodiler vardır gibi içinde; bazen ağır aksak bazen de tam dokuz sekiz havasında .. Şakaklarına değer geçer insanın ve tüm vücuduna yayılırcasına bir etki ya da mentollü bir şeker tadında ferahlık verir .. Bu gece ama bir başka .. Uykudan uyandıracak kadar şiddetli; tüm öfkesini, nefretini, kinini kusar gibi de hırçın; bir o kadar da kırılmış sanki birşeylere .. İlk değil elbet böyle bir gecenin ortasında kalışım ve fakat gürleyen her gök sesi sanki kalbime bir bıçak saplıyor, çakan her şimşek damarlarımın çekilmesine sebep oluyor ..
______________________________________________________
Sanma unuttum, sanma vazgeçtim, sanma silindi gitti izler, sanma yenildim .. Sadece ufak çaplı sarsıntılar geçirdim, yıkıldı, virane oldu evim ..
Bilirsin;
İki noktamsın sen benim .. Tek nokta (.) bitişin, üç nokta (...) çözümsüzlüğün arasındaki belli belirsiz devam edişim .. Yani; adres değiştirdin diye mesafeleri önemserim mi sanırsın .. Nefes alma vadesi doldu diye bedenin, ruhun varlığı yoksayılır mı ?.. Haber salarım her gün yağmur değer toprağına, bir dua yollarım değer ruhuna, gözüm dalar iki damla yaş birikir, kirpiğimin ucunda tutarım düşmeyesin diye .. Tek satr'a değdiremedim adını ve iki kelam edemedim bugüne kadar .. Sadece içime kadar üşümem geçsin diye, yokluğunun hırkasını geçirdim üstüme ..
Say ki; vazgeçmeye meyleder beynim, ruhum, kalbim mücadeleden .. İşte o zaman korkarım benliğimi yitirmekten ..
An gelir " Attila İlhan (gibi) ölür " giderim, o zaman hissetmem; yokluğunu, bıraktığın acının bile hazzını, kulağımda yüreğimde içimde her an duyduğum sesini ..
Tut ki; külliyen suçluyum, hatalıyım da; "sen" nasıl sevdin "ben " gibi birini ?..
Diyelim ki; tükenmedi cümlelerim, söyleyeceklerim, anlatacaklarım da; nasıl oluyor da tek kelime edemediğim zamanlar yoğunlukta ve aynı kelimelerle idame ettiriyorum hayatımı ..
Velhasıl; sen sözünde durmadın da; işte tam da bu yüzden bu haldeyiz .. Sen başka alemde, ben başka alemde buluşmayı bekliyoruz ki; bu alemde vuslatımız da yok ..
Söylenecek o kadar çok şey varken; yine kalsın içimde bir yerlerde çözümsüzlükler .. Düşmesin daha adın satrlara ve ben hatr'ımda tutmak için sana dair tüm anıları, yine olağanüstü çabalar harcayayım .. Bir gün bulup o ipin ucunu, peşi sıra varacağım en uca ve biliyorum ki o zaman nokta'ya dönüşecek varlığın(m) !..
______________________________________________________
Kimse'lerin suçu yok hayatıma değip geçen ya da bir yerlerinde yer eden, kalan, giden, alayının varlığının bir suçu yok ..
Tek suçlu ayna !..
GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
19Ekim'14 .. 03:51 ..
15 Ekim 2014 Çarşamba
.. KİŞİSEL TARİHİMİN İLK VE SON DERİNLEMESİNE ŞAHSİ "BEN" İÇ DÖKÜMÜ !..
Yorgun zamanlar ardına gelirmiş güzel günler .. Kara bulutları yarıp gelen güneş ısıtırmış insanın içini .. İliklerine kadar hani .. İliği, kemiği muhtaç kalırmış bir damla güneş ışığına .. Öyle sağanak yağışlı geçti ki son zamanlar, bir damla güneşe hasret beklemiş içerim .. Yangında kurtarılamayan yanlarından geri kalan köşeleri tutmuşum çaresiz .. İlk kurtarılacakları bile listeyememekten sebep sanırım, tek parça kurtaramamışım dahası da kül oluşuna şahitlik etmişim ..
Çok konuşan biri değilim yazdıklarıma bakınca .. Daha çok dinleyen taraf olmayı yeğliyorum epey zamandır .. Mağlup olan anlatma zamanlarının bakiyeleri olsa gerek .. Yanlış anlaşılmasın konuşmuyorum derken, gündelik telaşlardan bahsetmeyi seviyorum .. Dertlendiğim vakitler iç alemime başlıyor yolculuğum .. Biliyorum ki; yandığı yerden canımın; yanan birileri yok etrafımda .. O yüzden kaçıyorum kitap sayfalarına ve sığınağım blog'uma .. Kişisel tarih aslına bakılırsa sığınağım .. Bir gün arda kalacak şeylerden .. Gözü değenler var biliyorum bir yerlerde ki gönlü değerleri de iyi biliyorum .. Ara ara dökülenler var mı yeni diye ziyaret edildiği hissediliyor .. Var olsun, gözüne gönlüne kabul edenler ..
Ey okuyucu !.. Bir başka şehrin arka bir sokağında bir binanın katlarından birinde okuyorsun belki bu satrları gecenin bir vakti .. Yahut sabaha varan saatlerde hatr'ına düşüp acaba deyip ziyarete geldiğinde ben uykudayımdır; sen belki bir zamanlar adımladığım şehirlerden birinde günlük telaşlara yetişme zamanlarına yaklaşıyorsun .. Kimbilir hiç nefes almadığım bir şehrin, bir yerinde bu nöbetin sonu nereye vardı deyip bir banka oturup aralıyorsun satrlarımın aralarını .. Belki birbirimizin hayatına değip geçmişizdir bir vakit; acaba yaşıyormu diye merakından arayıp sorma cesareti bulamadığından gelmişsindir sığınağıma .. Koşuşturmacaların ortasında kalıp bir an aklına, gönlüne düşmüş de olabilirim ki en müsait anında buraya uğramak için düşüncelerini savmaya çalışırsın .. O kadar yoğunluk vardır ki; birkaç saat, birkaç gün, belki birkaç hafta aklının ucuna gelmez buraya uğramak ama elbet buluşuruz biryerlerde .. Sipariş ettiğin bir Türk kahvesini bekliyorsundur misal; derinlerden bir şarkı sözü duyarsın benim gibi hissetmişti bir zamanlar diye için sızlar ve istemsizde olsa yüreğin getirir seni Gece Nöbetinden Mektuplar'a ..
Nerde olursan ol ve ne şekilde çıkarsa çıksın karşına bu satrlar; ortak birşeyler var geçmişimizde be okur .. Ne kadar kabullenmek istesek de istemesek de .. Yoksaymaya çalışsak da; unutamasak da .. Bir yerlerde hayatlarımızın kesiştikleri oldu elbet ama sesimizin, gözlerimizin değmediği ve burda olduğumu bilen, orda olduğunu bildiğim nefes alanlar var .. Kişisel tarih demiştim ya; aslında hep bir özlem, bekleme, sitem, âh vs vss satrları okudun yer yer .. Ve bazen sanırım yazan, benim yürüdüğüm yollardan yürüdü, hissettiklerimi hissetti diye düşündüğün zamanlar da, yada yaşadıklarımı nerden biliyor diye şüphe ettiğinde .. Herşey bi yana; inanıyorum ki bir gün ihtiyaca binaen yollar kesişir öyle yada böyle .. Sen kısmetli olanlardansın belki, bu mektuplara ilk zamanlardan beri gözün değiyor, belki yazılırken şahit olmuşluğun var, kimbilir en samimi hallerine değdi gözün gönlün, eskaza denk geldiğinde olmuş olabilir .. Hiç kimse okumasa da benim bir sığınağa ihtiyacım var diyerek çıktım ben yola ki hiç kimse okumasa da olurdu .. İç dökümlerimi yazmaya başlamıştım ben .. Bu yolda şaşırtıcı şeyler yaşadığım çok oldu .. Orda biri vardı ve iç dökümlerime ortak oluyordu .. Bunu bilerek devam ettim ama okuyan birileri var diye kendimi kısıtlamadan yazmaya devam ettim .. Tüm bunları nerden biliyorum'a gelince .. Zaman çok, mesafe uzun oldu katedilen .. Bir yerlerde kesişti yollarımız var ve bunun bilinciyle yazıyorum ey okur !..
Azı hayatımda oldu okurların .. Çoğu hiç tanımadı yazanı .. Merak edildi belki ama o aradaki saygı muazzamdı .. Rahatsızlık vermeden dile getirildi çoğu şey .. Ki eyvallah'ımın en büyük kısmı zarif okuyanlara .. Ben kelimesi daha ziyade ortak hissettiklerimizin 'biz'in yerine geçen özneydi .. Oysa yaşadıklarıma şahit olunur, hissedilirken sadece ben değildim biliyordum .. Başta söylediğim gibi kişisel tarihimde özele dair şeylere yer vermedim hiç .. Gizem katmak değildi amacım ama en yakınlarım bile bilsin istemedim ki çoğu hâlen bilmez, sığınak olması da boşa değildir .. Nedeni çok basit aslında .. Güçlü bir imajın ardında olanları görsünler istemedim belki, güçsüz kaldığım zamanları yakalasınlar istemedim .. Çünkü bu hayatın bana öğrettiği en önemli şeylerdendir; insanı en çok en sevdikleri üzebilir, kırabilir, yıkabilir ve en önemlisi de hiç üstüne alınmaz bunları yaparken .. Farkında olmadan yaptığına inanırsın ama bir gün anlarsın ki; canın en çok ordan yanmıştır .. Ve ne kadar doğru karar verdiğini bir kere daha anlarsın .. Herkes gibiyim oysa bende .. Günahsız, hatasız değilim ama biraz detaycıyım sanırım .. O yüzdendir önceki zamanlarda kırılganlıklarım, alınganlıklarım .. Belki en büyük hatam; bir süre kendime kalıp, sorunu idrak edip, kendi içimde çözdükten sonra karşımdakiyle konuşmaktı .. Artık öyle yapmıyorum da, benim içimde kalacağına karşımdakinin yüzünde kalsın belki utanır düşüncesindeyim .. Tüm bu değişimin sebebi de milat zamanımdan kaynaklanmakta .. Son zamanlarda hafızamın azizliğine çokça uğramak, ilerde hatrlayabilmek için, bir yerde izi kalsın istediğim için dökülmekte sanırım bu satrlarda .. Ve gariptir hissetiklerim paylaştığım birkaç kısa satrdan ibaret ve anlattığım, konuştuğum, ailem dahil olmak üzere çok fazla kişi olmaması; şahit olanları saymazsak tabi .. Yine düşünmeksizin, gönlümden geçtiği ve hissettiğim gibi ve şekilde, rağmen yazıyorum ..
Ekim ayının sonuna denk düşer kimlik doğumum .. Ama sorduklarında artık 14Ağustos'u ikinci doğumum diye söylüyorum .. Kimine komik, kimine saçma belki aptalca, yersiz, abartı geliyor olabilir ama benim yaşadığım ve iç alemimdekileri düşününce; paylaşsaydım eminim anlaşılırdı yeniden doğum olayı .. Ama yine buzdağı kısmının arkasında kaldı hissettiklerim, sevgimi belli edememe gibi acımı yaşama olayım .. Çünkü güçlü görünme olayı var ya serde .. Düştüğümü görsünler istemediğimden, kaçtığımdan, saklandığımdan, gizlendiğimden, dalgaya aldığımdan, basite indirgediğimden .. Ben birşeyin çok farkındayım; Allah'a şükürler olsun ki; Allah büyük, derdim küçüktü .. Çektiklerimden kat kat fazlasını yaşayan insanlar var .. Onun idrakına varmam elbet kolay olmadı .. Ama vardıktan sonra hep basite indirgedim, kolay atlatacağına inanmaya çalıştım öyle olmasa da ..
İç dökümlerinin bazı gizli satr aralarında yansıtmışım yeri geldiğinde şimdi geriye dönüp baktığımda, okuduğumda anlıyorum .. Dualar istediğim olmuş, bir güç hissetme işareti görmeye çalıştığımda .. Bir buçuk yıldan fazladır mücadele halindeyim .. Kendimi bildim bileli aslında baş ağrıları olan, şiddetine alıştığım kronik ağrılarla baş etmeye çalışan yapım var .. Annemin dediğine göre; okul çantamı hazırlarken; kitap defterlerimden önce ağrı kesiciler alırmışım yanıma .. Ki ağrı eşiği düşük bir insan değilimdir, kolayına ağrım var demem, demezmişim .. Doktorların teşhisi, tanısı, tedavi şekli birazcık farklı olsa da genel olarak migren tedavisiydi .. Bir kırılma noktası olur ya herşeyin .. Benimde öyle bir günüm oldu .. Boynumda bir süre varlığını hissettiren, gün geçtikçe büyüyen, gözle görülür duruma gelince doktora gitme ihtiyacı hissettiğim kitleyle başladı herşey .. Klasik mr'lar, tomografiler vs vss .. Lenfoma testi için gün beklerken, o sıralarda bir gün, asıl aleme göç eden bir dostumla yaptığım ciddi bir telefon görüşmesi ve duyduklarımla beynimden vurulmuşa döndüğüm bir sıkıntının neticesinde geçirdiğim rahatsızlıkla acil serviste bulmuştum kendimi .. Serumlar, enjeksiyonlar, geçmeyen ağrılar .. Genel cerrah, beyin cerrahı, psikiyatr eşliğinde tetkik sonuçları açıklandı bana .. Beynimde bir tümörden bahsediliyor, ağrı merkezlerine baskı yaptığı ve tedaviye başlanılmazsa bir ay yaşarsam şükretmem gerektiği anlatılıyordu ama beynim uyuşmuş durumdaydı sanki, hareket kabiliyetimi kaybettim, yerimden kıpırdayamadım bir süre .. O koltukta ahir ömrümün en çaresiz gününü yaşadım .. Kemoterapi, radyoterapi, lazer tedavi vs vss hepsini sırayla anlatıyorlar ben öylece dinliyorum .. Düşünmek için süre isteyip, müsade isteyip hastane kapısından çıktığımda herşey donmuş gibiydi .. Yüzleşmem gerekiyor ama neresinden başlayacağımı bir türkü bulamıyordum .. Olduğum şehirden ilk otobüse bindim gittim .. Gece boyu düşündüm .. Tedaviyi reddetmeye karar verdim kendi içimde .. Ama hayata bağlanma sebebim; erkek kardeşimin sesini duyunca değişti herşey .. Daha çeyrek asır yaşamış bir insanım, geri kalan zaman ne kadar olursa olsun yaşamak istediğim şeyler, hayallerim vardı herkes kadar .. Pılıyı pırtıyı toplayıp, sağlık sektörüne hizmet eden ablamın yanına gidiyordum çaresiz .. Takdir edilir ki; enkaz haldeyim .. Ne yapacağımı bilemez halde .. Yavaş yavaş tedavi araştırması yaparken, doktor doktor gezerken bir yandan da veda turları atıyorum en sevdiklerime onlara hissettirmeden ..
Kaç hastane, kaç doktor, kaç tetkik yapıldı bilemediğim çaresiz zamanlar sonrası .. Ve ilerleyen dönemde asıl sorunun tam olarak beyinde değil, iç kulakta doğuştan kaynaklanan enfeksiyonun zamanla beyinciğe kadar yayıldığı .. Umutsuz, çaresiz gidilen her kapının yüzüme çarpılması .. Yavaş yavaş tükenirken umudum, edilen duaların yüzü suyu hürmetine, ettiğim bir hayr'ın karşılığı sanırım, olmadık bir yerden bir aydınlık belirdi karanlıkta .. Başkente vardı yolum Hacettepe Üniversitesinde .. Daha gidecek yer kaldı mı, çalacak kapı kaldı mı bilmiyorum ama en son yolun oraya düştü .. Beyin cerrahı yapılacak operasyonun kendisiyle alakalı olmadığını ama gerekli görülürse ameliyata gireceğini söyleyip, Kulak Burun Boğaz cerrahına yönlendirdi .. Aşamalı olarak her yönünü anlattı operasyonun .. Ve tarih alındı .. Tabi o süreçte gireceğim ameliyatın risklerinin boyutunda az biraz haberdardım .. Korkum elbet vardı .. Ama en kötü çözüm, çözümsüzlükten iyi inancına vardım .. Rabb'ime güvendim, inandım, duamı eksik etmedim ..
14Ağustos .. Tüm tetkikleri tamamladım, imzayı attım ama ameliyat sonrasına kadar bilmiyordum ölüm belgemi de imzaladığımı .. Yanı sıra riskleri de tabi .. Doktorumun beni rahatlatmak için kolay geçecek birkaç saat dediği ameliyata girerken son duyduğum şeylerdi, istersen vazgeçebiliriz cümleleri .. Son söylediğim de ben önce Rabb'ime sonra size güveniyorum hocam deyip girdim ameliyata .. 6 saatten fazla bir zaman kalmışım .. Gidip gelmişim birkaç defa ama yaşayacağım vadem varmış ki; tutunmuşum yalan aleme .. Tıp dilinde öncesinde korkmayayım diye anlatmadığı, yaşayarak öğrendiğim çok şey oldu .. Arada öldü sanılıp, ekrandan adımın silinmesi, ameliyat sonrası uyandırılamamak gibi ayrıntılı süreç .. Yediğim serum sayısını görevli hemşirelerin bile sayamadığı, kol, el dahil damar kalmadan morfinciler gibi mosmor eller, kollar .. Operasyon boyutu; kulak arkası kesiyle başlayan çeneden, beyne yayılan enfeksiyonun temizlenmesi, eriyen kemiklerin onarımı vs vss birçok ayrıntı .. Hacettepe gibi bir hastanede ana bilim dalı başkanının meslek hayatının en zor ameliyatından çıktım Allah'ın izniyle .. Sonrası oldukça ağrılı, sancılı .. Ameliyat sonrası 6 ay iyileşme süresi .. Ki hemen hastaneden çıkmayıp, kalsam sürecin bir seneyi bulması ve sonrasında ameliyatın tekrarlanması durumundan dolayı; en dirençsiz halimle bile direndim .. Narkoz etkisi bir haftayı falan hiç hatrlamıyorum .. Öncesini hayal meyal .. İsimleri bile hatrlayamadığım çokça .. Hâlâ çiğneme fonksiyonum yok .. 46 kiloya kadar düştüm .. Operasyon sonrası kan değerlerinin normale dönmesi için tedaviler, demir eksikliği, B12 takviyeleri bir sürü teferruat şu aralar .. Esneyebilmek, hapşurabilmek, duşa girebilmek ne büyük nimetlermiş .. Hâlâ da hislerim yok tabi yan etki olarak .. Nefes alabildiğine her an şükreden ben öyle ufak şeylerin bile kıymetini öyle bir anladım ki .. Bundan sonrası kalan 4 ayı inşallah sorunsuz geçirmem gerekiyor, sonrasında beyinde kalıntıların ne durumda olduğuna bakılacak .. Dileğim, duam temizlenmiş olsun .. Yoksa yine yorucu bir süreç bu dirençsiz bedenimi bekler .. Ama Allah büyük zoru atlattım o kısım da sorunsuz olur ..
Yaşananlar kısaca böyle .. Ama en çok göz ardı edilen durum psikolojim .. Bilenler bilir, yada göremeyenlere dipnot olsun .. Ben şımarık çocuk ilgisi bekleyen biri değilim, ki en ağır dönemlerimde bile hastalığımı kullanan biri olmadım, birçok kişinin haberi bile olmadı sadece en yakınlarım bildi .. Ama daha önce de dediğim gibi ben en zor imtihanımı verirken, en yakınlarım o imtihanı veremedi .. Hislerime gelince, konuşsam neler söylerim de edebimi bozmak istemiyorum .. Kırgınlığım, kızgınlığım kötü sözler söylememe sebep olabilir .. Bir yerlerde iz kalsın, şükretmekten vazgeçmeyeyim, nefesimin kıymetini bileyim isteyip; paylaştığım resimler, yazdığım cümleler için hastalığımı kullandığımı, abarttığımı, ciddi birşeyin olmadığını iddia eden ve utanmadan bunu dile getiren isimler, dilerim imtihan olduğum yerden imtihan olmazsınız .. İleride çoluğunuz çocuğunuz olduğunda, inşallah evladınızla sınamaz Rabbim .. Ben hâlâ en ufak kötü bir yorum yapmayıp, yine sessiz kalıp, gönlümü bozmadığım halde; ağzından böylesi cümleler düşürenler âh'ım asılı boynunuzda .. Bir değil, iki değil, üç beş kişiye değil; herkese tek tek cümlelerim .. Ben en zorunu yaşamışım, o süreçte yanımda olma cesaretini gösteremeyen arkadaş, dostlarımın artık olmayışı da çok dert değil .. Ağır olan kısmı geçti şükürler olsun, ben bu imtihanımı da verdim öyle böyle sonrakiler de geçer Allah'ın izniyle ..
Ey okur !.. Son söz yine sana .. Her nerdeysen, kimsen, nasıl bir hayata sahipsen; bir yaşamış, yazan olarak tavsiye .. Ki nasılsa uygulamaya dönüşmeyeceğinden adım gibi eminim ama böylesi imtihanlara düştüğünde çok iyi anlarsın, bir yerde okumuştum dersin .. Sen hele bir düşmeyegör, ilk darbe en yakınlarından gelir .. Yalnız ayakta durmaya, öyle yaşamaya alış, o gücü kendinde gör .. Şükür ki, idmanlıyım ben o yerden .. Çok dinle, az konuş .. Unutma, gelecekteki düşmanının adı; bugünkü dost hanende yazılı .. Ve son sözümde şudur : " Allah büyük, derdimiz küçük .." Yanında olmayıp, dualarımda her zaman diyenler de bir yer de iğneleyici cümle sıkıştırıyor her dem, her daim .. Canını yakmak için hazır kıta bekliyorlar ..
Kişisel tarih olunca işte, bu denli ayan beyan ilk iç dökümümdür ve son olacağı teminatım vardır .. Bir kişi okuyup, gözünü, gönlünü değdirirse ve en önemlisi bir cümleyi hayatında yer verirse daha da birşey istemem .. Seç beğen al içinden alacağını ve başına gelmeden uygulamaya dök ne olur .. İmtihan olan olsan da; imtihan olanın yakınıysan da; lütfen bir yerinden değsin hayatına bir cümle dahi olsa .. Çünkü herkes vicdanını rahatlatacak bir yer bulur her olayda .. İmtihan olanı haksız çıkaracak bir sürü şey bile sıralayabilir ama bir an sızlayınca içinde bir yerler ve âh'lar değince hayatına "keşke" der ve o zaman o vicdan nasıl rahat eder çarpıp gittiği kapı kendisine kapandığında ?..
Sabr'ına eyvallah be okur .. Ucu bucağı yok işte hissedilenlerin, hâlâ eksik kalan onca cümle var ki; yazılmayan, dökülmeyen, havada asılı .. Onu da yaşayınca anlıyor, öğreniyor insan .. Gerisi sen de .. Okuyan yüreğine sağlık olsun da; kaptığın şeyler olursa, tecrübe etmeden uygularsan işte o zaman da yüreğinden öptüm say !..
GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
15Ekim'14 .. 02:20 ..
14 Ekim 2014 Salı
.. " HİÇ !.. " KOSKOCA BİR HİÇ KARŞILIĞI; YAŞANMIŞLARIN, YAŞANANLARIN VE YAŞANACAKLARIN !..
Kaç beyaz sayfa eskitildi oysa hayat yolunda da seyir defteri sona dayandı .. Ne kadar dayanma gücü tükendi .. Tahammül eşiği aşıldı, dualarımızdan eksilenler bile tarihimizin tozlu raflarında yerini aldı ?.. Kaç cevapsız soru kaldı, nice kapı çarpılıp arkasında kalındı ve fakat hıçkırıklara boğulacak takate yer kalmadı gözyaşlarımızda ?..
Sorgusuz, sualsiz gidişlere ağladığımız zamanlar ardına gün geldi yerini yaşarken özlediklerimiz oldu bir daha hiç olmama ihtimallerine karşılık .. Zor olan sevmek mi, sevince acı yanını görmek mi .. Vazgeçişler mümkün değilken, kaç hataya denk düştü, kaç bahane sürdük öne de bir anda buzdağı ardına kaldı güzel günler .. Giderken hangi günahlara ortak olundu, yükün ağır yanı saklanıldı kendi payımıza da bahar sevinçlerini eksiltmeyi göze aldık, çiçeksiz zamanlarda cezalandırdık birbirimizi ?..
Farkına varıldığı yerde, farkındalık yaratmayı neden göze alamadık da geri dönüşsüz biletler kestirdik ?.. Geceler ağır, koyu karanlıkken unutmak hangi tarafa biçilmiş cezaydı ?.. Peki muhattabı olduğum sorunun açıklamasının hangi satr arasına denk düşer varlığın :
" Çok zor severken birilerini, kabul ederken benliğine nasıl bu kadar çok sevilmeyi başarıyorsun ?.. "
Yitip giden dünler ardına harap olmak biraz çalmaktır geleceğin temiz sayfalarından, kirletmektir haksızca ve fütursuzca .. Anlamı olmayan onca cümleyi birbiri ardına dizmek ve düşünmemektir nereye varacağını ?.. Hayatın devrikliğinden belki cümlelerimin de devrikliği biraz .. Hele karanlıkta kalamamak sanki artık kabuslardan uyanmaların bir sonucudur ki nedeni nedir o kâbusların Allahûalem ?..
Söylenenlere gönlü kapayıp, duymak istenmeyen herşeyi ardına dönebilmektir geleceğe adım .. Güneşli günler görme umudu belki sabaha varır varmaz .. Kara bulut kaplı deniz üstünde bir gökkuşağı beklentisiyle varmak sabaha .. Almış başını giden bir tekneyi izlerken okyanus ötesine ulaşan hayaller kurmak .. Çöl sıcağında yağmur damlası umudu taşımak her daim sol yanında .. Kurumaya yüz tutmuş tüm güllere sevgiyle bakmak .. Tanıdık tanımadık herkese selam vermek bilmediğin, yaşamak zorunda olduğun şehrin sokaklarında .. Acıları hafızadan silip, geleceğe bakma zamanı .. Gelecek güzel zamanlara dair dualar biriktirmek ve ortak edeceğin birileri olduğunu bilmek verilmiş tüm sözler hatr'ına yollar ayrılsa da ..
Kör bir noktaya dikip gözleri gariban hayaller kurmak ve ne olursa olsun çalmamak birilerinin hayatından .. Suskun kalmak, sessiz kalmak, kırmamak ama en sıradan bakışla bile olsa anlatabilmek derdini anlayan bir elin parmağı kadar kişiye .. Ve herkes olmaktansa; kimsesi olmak birilerinin .. Bir yerinden değmek hayatlarına ki iz bırakmış olmak .. Söz etmeye değmez bulduğun iyiliklerin yerini bulmasını dilerken, yenileri için güç bulmaya çalışmak ..
Sessiz harflerle, üçüncü tekil şahıs yada birinci çoğul şahıs kısmına koyduğum kendimle dertleşiyorum en çok sanırsam son zamanlarda .. Hiç beklenilmeyen bir anda çalan telefonun diğer ucunda beklenilene iki kelam laf edememek hali .. Günün çok uzun bir bölümünü unutmak için bedeni uyuyarak geçirmekteyim .. Ömrümün kalan diğer kısmı için; çok büyük beklentiler olmaya devam etme gücü diliyorum kendime .. Telkinlerle dolu, ders çıkararak, birçok kısmını ezber ederek geçiyor işte günler .. Beklenmedik zamanda gelenlere ve sürprizlere karşı da hâlâ temkinliyim nedense ve alakasız düşünceler kısmındaysa fena değilim hâlen .. Bahtsızlık konusunda rakibim olacak birileriyle tanışmadım daha ve oldukça uzun zamandır da yeni birileriyle de tanışmadım zira ..
En can alıcı yerleri hala dalgaya alarak atlatıyorum .. Güçlü olmasam da, zoru başararak güçlü gösterebiliyorum kendimi .. Hem en zoru da o değil miydi ?.. Bir sayfa daha eskitildi ve geri kalan ömrümüzden bir sayfa daha karalamaya başlarken bu dünyadan göçmeye bir an daha yaklaştık .. Daha nice uzun cümlelere yardım ve yataklık edecekken, bir gece nöbeti daha eksik kaldı .. Oysa ne cümleler var biriken içerimde ve sesime değmesini istediğim kelimeler .. O kadar tükenmişliğe uğramış ki bir yanım o gücü bile bulamıyorum artık kendimde .. Damarlarıma bulaşan zehir bile etkisini kaybediyor sanki ve ben sahipsiz bir beden olmak bile istiyorum bazen .. Yine her türlü şeye rağmen yaşamaya devam ederken usulca sığınabilecek bir liman ne zaman bulabileceğim düşüncesi kaplasa da zihnimi kısmetten öte de köy yok bilirim .. Ki bazılarına hep ...'dan öte köy yok .. Hep boşluk .. Tamamlanan onca kelimeye rağmen hep eksik .. Eksik demek bile koca bir boşluk ..
Bir zaman dediğim gibi :
" Hiç !.."
Koskoca bir hiç karşılığı; yaşanmışların, yaşananların ve yaşanacakların !..
GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
14Ekim'14 .. 02:56 ..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)