30 Ekim 2014 Perşembe

.. VE BUGÜN DE SENİ AFFETMEMEK İÇİN BİR NEDENİM OLDU !..



( İki şarkı peş peşe anca götürür bu iç dökümünü .. Önce Fatih Zengin Mutlu Ol Doğumgünü'nde ve peşinden Servet Kocakaya Doğumgünü'mde .. Bir fincan Türk kahvesi eşliğinde ya da benim yazarken yaptığım gibi bir Nescafé eşliğinde okunması tavsiyedir .. )



Varken yoksayılan varlığımın, yokken can çekişmesi bunlar .. Öyle bir saplandı ki yüreğimin orta yerine, bıçak gibi .. Öyle bir sardı ki etrafımı olmaman işte bu kadar acıtabilirdi !.. İyiyim diye düşünme dibine kadar kötüyüm, iyisin diye düşünmüyorum işte o kadar yanıyor için biliyorum .. Nefes alırken neyin ayrı gayrılığı bu ?.. Birbirimizin malını mülkünü mü çaldık biz, katili mi olduk, ne yaptık da ne oldu da nasıl bu hâldeyiz ?.. İyiyim dedikçe işte var ya orda sızlıyor burnumun direği .. Değilim işte .. Ve ne engel de bize çalamıyoruz kapımızı ?.. Bir avuç insan kutlarken dünyaya geldiğim günümü, beni mutlu etmek için çırpınırken buruk bir tebessüm edebildim yine .. Ayaklarım yerden kesildi çok özel hissettim kendimi evet bazı anlarında ve çokça kimsesiz .. Ama uzaklarda olsam da değsin isterdim bir kelâmın .. Bir bakışın, bir ses tonun, bir işleyesin içimde bir yerlerime .. Aslında çok önemli de olmazdı belki ne de olsa geçen sene ve önceki sene de unutmuştun .. Bu sefer unutmuş olsan kırılır, kızar mıydım hiç bilmiyorum ..



O kadar düşünmeye verdim ki kendimi .. O kadar tuttum gözümden akan yaşları o kadar engel sebebi koydum ki içimde .. Çıktım kendi hâlimde kendi kendime bir gün geçirdim aslına bakarsan .. Arada üç beş seneyi saymazsak bir pasta kesmelik bile doğum günüm olmadı .. Bugünkü gibi .. Ne çok kimsesizim .. Ne çok birikmiş içime birşeyler .. Ne kadar boğazıma dizilmiş lokma gibi hayatım .. Doyasıya sevilmemişim .. Her hevesin sonu hüsran nasılsa .. Çok görülmüş bir mutluluk hâli işte şükürler olsun .. Öyle hâllerde buldum ki kendimi bugün, kapı eşiğinde oturmuş kalmışım kulaklığımdan gelen yüksek sesle farkında olmadan bişeylerin, kapının aralığında karşılaştığım bir çift gözün sıcaklığıyla kalkabildim olduğum yerden .. Sonra hiç tanımadığım biri şahit oldu gözümden akan yaşlara .. Yol arkadaşı edindim yıllar yılı değişmeyen tek adresi .. Yine aynı cümleyle vuruldum !.. " Her sözümüz dudaklarda gülüş oldu, dönmek ihtimali yok artık, o gülüşler artık düş oldu !.. "



O kadar savaş hâli var ki içimde bir yerlerde .. Çalsan kapımı şuan, açar mıyım diye düşünüyorum .. Bir yanım hayır derken, öbür yanım daha çok hayır diye cevap veriyor hatta haykırıyor çılgınca .. Peki cevabı böyleyse neden hâlâ yaralı yerleri var içimin .. Sevgimden, sevildiğimden bile emin olamıyorum artık .. Ve çok garip ama ben gerçekten sevildiğime inanamıyorum hiç biliyor musun ?.. Hiç kimse beni sarıp sarmalayacak cesurlukta sevmedi sonucuna varıyorum .. Ne acı değil mi ?.. Sevilsem bile inanmamışım, inanamamışım .. Basit aslında, neden bile yok sevilmem için .. Neyimi severdim ki ben olsam kendim gibi birinin .. Vazgeçmekte o kadar haklıymış ki herkes .. Tek cümle edecek yüzüm falan olmaması da ondan .. Ama en azından yalandan da olsa mutlu edilemez miydim ?.. Azıcık, birazcık .. Kendi yazdığım cümlelerle vurulmasaydım ya .. Keşke şöyle güçlü bi insan olsaydım, güçlü görünen değil de .. Ya da kendi içimdeki buzdağını eritebilseydim biraz, yalandan da olsa inanabilseydim ben de .. Kabul görmek için mücadele etmek zorunda kalmasaydım .. Ve bu denli ağırlıklar yüklemeseydi omzuma, sırtıma ..



Sahiciye yakın öyküler yazsaydım da onlar bilinseydi .. Hikayenin başkahramanı benken, başka biri gibi anlatmak yerine; başkahramanı başkası olup yaşayanı ben gibi anlatsaydım .. Bu kadar çok kilometre yaparak hayatı yaşamak, her olduğum yere alışmak yerine benimseyebilseydim keşke .. Kaderin döneceği o noktadan sonra tek satr yazamamaya razıyım, yaşayışım yaraşır olsa .. Ben kendimi bir köşe başında terkedip gitsem, tanımadığım bir benle tanışabilsem bir gün .. Tek göz odaya razıyım, saraylara layık olsa gönlümün içi .. Ben aslında çok şey istemiyorum .. Dinmeyen ağrılarım dinse de beynimin içindeki sesler sussa istiyorum .. Aslında olduğum yerden yine gidip, hiç tanımadığım bir yerde ifşa olana kadar ki süreci yaşayıp, sonra ordan kaçıp gitme sarmalına geri dönsem .. Böyle bir rutinde gider mi hayat acep bilmiyorum ama huzurlu, kesintisiz bir uyku bile uyusam yetecek galiba herşeyden önce ..




Karmaşamın içinde tam seni affetmeye meyledecekken, yapamadım .. Herşeyi sineye çeksek, yolumuz ortak olsa yine dedim içimden ama daha cümlemi tamamlayamadan en sağlam yerinden vuruldum .. Bir daha ne yol arkadaşlığı yapmakmış seninle ?.. Bir bardak suya muhtaç olsam, susuz kalmayı seçip, senden istemeyecek kadar yıkıldım sana dair, senli şeylerden .. Allah muhtaç etmesin, yolumuzu denk düşürmesin .. Bir gün seni affedebilir miyim diye düşünüyorum yine çok üzgün şekilde cevabı tokat gibi yiyorum .. Sırf seni affedebilmek için yerden yere vuruyorum kendimi, aşağılıyorum elimden geldikçe ve alaşağı ediyorum tüm sahip olduğum şeyleri .. Ama sonuç değişmiyor : Bir yanım hayır diyor, öbür yanım daha güçlü hayır diyor .. Bu ağırlık olsun istemiyorum gönlümde seni affedebilmek istiyorum, inan herşeyden çok istiyorum bunu, hatta en çok istediğim şeylerden bu ve uğruna ne dualar ediyorum ama başaramıyorum, olmuyor, olduramıyorum ..



Ve bugün de seni affetmemek için bir nedenim oldu !.. İçime içime işleyişinin, duyduğum her cümlenin hatr'ıma yerleşmesi için çaba sarfediyorum .. Ben affetmeye meylettikçe Allah'a şükürler olsun kendime yenilmeyecek sebepler çıkıyor gün geçmesin ki karşıma .. Ben ne kadar kendime yenilecek olup da yenilmiyorsam demekki hâlâ affetmem için sebepler yok .. Ve olacağını da hiç zannetmiyorum .. Çünkü öyle güzel başarıyorsun ki her gün yeniden yeniden yerle bir etmeyi o hissi .. Bu kadar güzel nefret ettirilebilirdi sevilen bir faniden .. Helal olsun o kadar iyi başardın ki kızmasam, kırılmasam da artık öfke duymasam da güzel bir nefret var ki içimde zamanla azalsa da, bir zaman çok sevdiğime, hiç bitmeyecek !.. Bugün de olmadı yeni bir yaşa adım, bu sefer başka bir adım atış sayende !..



( İlktir belki yazmaya başlayıp, ara verip, ara ara gelip yazıp, uzun saatleri bulup, tamamlanması bir yazının .. Frenlemem gerekiyordu kendimi .. O duygu akışıyla yazamadım seri .. Bir dökümüm ortalama yarım saattir .. Normalde bitiriş saatimi not düşerim ama ilk defa başlayış saatimi not düştüm .. Oysa neler yazmak istedim, isterdim bu iç dökümümde .. Lâkin olduramıyor insan bazen, bazı şeyleri .. Bu kadarı oldu .. Dilek dilemedim yeni yaşa geçiş yaparken, dua ettiklerim çok oldu ve olması için hayal kurduklarım .. Senin için mi ?.. Allah çarşına pazar vere diyorum .. )



GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
29Ekim'14 .. 21:44 ..




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder