29 Kasım 2014 Cumartesi

.. ELDE VAR HAYAT !..



Gidemediğin her yer gurbet, ulaşamadığın her dem uzaklaşma, göremediğin her an özlem, duyamadığın her saniye sağırlaşma .. Doyamadığınsa karşılığı yok hislerin .. Neden istense sorulara yok bir çözümü, verilen her cevap yetersiz .. Muhattabın bir nefes uzağındaysa haykırıp, bağırıp, çağıramıyorsun .. Mesafe uzayacak ki içini dökebilesin .. Bir de gereksinim duyulmayan durumlar oluyor gün geçtikçe, zaman ilerledikçe .. O kadar israf edilmiş cümlen, karşılıksız kalmış sözün oluyor ki nefes tüketmeye gerek duymuyorsun .. Gerek duymadıkça şimşekleri üzerine çekiyorsun bir çırpınma hâli oluyor bir açıklama beklemediğin hâlde öyle ki garip bir tebessüm oluşuyor dudaklarında .. Ben görmedikçe sıkıntı yok, yüzüme söylenmeyeni üstüme alınmıyorum nasılsa; benimkiler de yoksayılsın ..




Ertelenmiş hayat yaşamak nasıl birşey iyi bilirim .. Bir yerinde hızlı yaşadınsa, dur deniliyor bir yerde ivme çakılma etkisi gösteriyor yavaş yavaş iniş göstermiyor .. Sevmeleri ertelemek de aynı şekilde .. Hislerim gariptir benim, bir işaretle hissedebildiğim çoktur birşeyleri .. Derim ki çoğu zaman; bir öleceğim zamanı bilmiyorum onu da eminim ki Rabb'im karşıma çıkaracak .. Birini sevmek, içselleştirmişsen eğer o sevgiyi bir zaman durulma istiyor yüreğin ki dalgalanmaları yüksek oluyor, hırçınlığı da cabası ağır gelmesin diye .. Dalgalanma sonrası dümdüz olur, durgunlaşır herşey .. Sevmek de öyle .. Unuttum deniliyor ya, öyle bişey değil aslında .. Durgun hâle dönüştüğü için dikkat celbedici olmuyor, olamıyor malesef .. Bu yüzden işte kırılmalar fazlaca, sessizlikler çokça, iletişim azca, elinde tutma çabası hiç yokmuşcasına oluyor .. Kaybetme noktasına gelince ne yapacağını şaşırıyor insan, dalgalanma sırası kendine geliyor .. Hırçınlığı arttıkça artıyor, durulacağı nokta kaçırılıyor, durgunlaşınca da kabulleniş başlıyor ..




Ara sıra bazı bazı insanın kendini sınaması gerekiyor belli durumlar için .. Yeri geldikçe sevdikleri için de geçerli .. Sıkı sıkı 

 tutuyorsa avuçlarında boğuyor, gevşek tutunca da her an kayıp gidecekmiş gibi sanki ve o dengeyi iyi ayarlaması gerekiyor .. Gözlerindeki o "şeyi" göremeyişim etkiyi azaltıyor .. Herkes bir gün vazgeçilir neticede .. Kendimi tartıyorum önceden vazgeçemem sandıklarım bugün neresinde hayatın ?.. Bir yerinde olmadıklarını görünce küçük çaplı da olsa bir hayal kırıklığı .. Ardından benim canım yandı feryâtları .. Sıkı sıkı sarılmışlık yok, bir yerinden tutunuluyor hayata .. Derinden içselleştirdiğin, senin, seninle olduğuna inandıkların dâhi bir gün gelince senden vazgeçmek de beis görmüyorlar .. Yüzüstü kalman falan da önemli değil, baş edememek diye birşey de yok dışarıya yansıttığınla .. Öyle yada böyle zorundasın birşeylere .. Hayatın dört yanından üçü zorundalıklarla örülü, kalan bir yanı da kesinlikle tercih hakkı sunmuyor .. Gelişine yaşamak kalıyor payına .. Memnuniyet neresinde ?..




Uzun uzun, bitmeyen, tükenmeyen cümlelerle uzayan mektuplar yazmak isterdim ben çoğu mutlulukla dolu olan .. Keşfedilmemiş  kelimeler yer alsın içinde bir yerlerde misal .. Şifreli yazabiliyorum 
   
 anca .. O da ne geçiriyor ki ele neye fayda yani ?.. Uzun uzun sohbetler yapmak istediklerim var, özlediğim .. Oturup caddeye bakan bir balkonda yine, kışın ortasında, kar yağarken şehre, battaniyeyle ısınıp eskimiş bir kanepeyi terketmeye kıyamadan sabaha varmak misal .. Sokak lambaları sönünceye kadar uzasın muhabbet, kimsede o muhabbetin tadına varılamadığı için belki .. Ve en acısı hiçbir zamanda o tada varılamayacağı .. Bir çok ses değer insanın gönlüne, kulağına ama bazıları vardır ki bam teline bastıkça basar sanki hiç susmasın istersin, işlesin derinden derinden .. Öylesi birkaç ses var ki, saatlerce, günlerce, yıllarca dinleyebilirim misal .. Huzur akar sesten, içine işler sanırsın .. Her yan arınır o sese konsantre olursun ne dökülecek şimdi dudaklarından diye .. Merak, heyecan, mutluluk, huzur ve daha birçok şeyi sunar altın bir tepsi de sanki .. Öyle insanların kıymeti bilinmeli, pamuklara sarılıp sarmalanmalı .. Tam da şuan isterdim gönlüme işleyecek bir cümle duymayı öylesi bir sesten .. Geri kalanı değer bilme ihtiyacı, teselli ikramiyesi ..




Olduğum yerin bir adım uzağı gurbet, sevdiklerim deniz aşırı ..

 Dağlar, yollar aşsam artacak gibi kilometreler, uzayacak mesafeler .. Gönlüme yakın bildiklerimin varlığı izole, ben gibi gördüklerim kırk kat yabancıdan farksız .. Sonuç ?... Elde var hayat .. Zorunluluktan yaşıyor, emaneten bir beden taşıyoruz !.. Bumerang ruh hâli de avuntusu, ağırlarına nazaran .. Gelene eyvallah deyip, zamanla yoksayma konusunda çığır açıyoruz ..




GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
29Kasım'14 .. 04:03 ..

.. ANDER SEVDALUK ..


Güzel bir alışkanlığım var radyo dinlemek gibi .. Günün farklı saat dilimlerinde, farklı frekanslarda, farklı seslere kulak veriyorum .. Gönlümü de açıyorum açıkçası .. Sanıyorum kaybetmediğim güzel alışkanlıklarımdan .. Tam hatrlamıyorum hangi frekansta denk geldiğimi ama güzel bir ses değdi kulağıma dün, duru bir ses aynı zamanda ve sevdiğim melodilerden biriyle .. Ander Sevdaluk Eylül Duru yorumuyla .. İlk defa dinledim ama beni etkiledi .. Birlikte dinlerken; gecenin en güzel zamanlarına gömülüp kendime zaman ayırayım .. Bir hasbihâl de yaraşır kendimle, geceye .. Eyvallah !..

28 Kasım 2014 Cuma

..EN ÇOK KENDİNİ KIRMAKTAN, ÜZMEKTEN ÇEKİNMELİ İNSAN !..





Bir şarkı oluyor bazen, tam bam teline basıyor insanın .. Bazı anlar geliyor o şarkılara ihanet etmek istemediğinden, başka şarkılarda teselli bulmak istiyor .. Ne aradığını bilmeden dalıyor bi bilinmeze .. Karşısına çıkan şarkılar ne hikmettir karşılamıyor o an içinden geçen duyguları bastırmaya .. Dinledikleri içinden bir tanesi boynu bükük duruyor gibi geliyor onu tercih ediyor .. .. Çok değmişliği vardır sesime bu iç yakan satrların .. Kendi sesimi bastırmak için ortak ediyorum geceye, ayaklarım yerden azıcık yerden yüksekte kalacak şekilde oturduğum sandalyenin sallantısına aldırmadan .. Bu satrları döken parmaklarıma yağmur damlaları değiyor aynı zamanda .. Bir sokak lambasının ışıttığı yerin gölge yanından izliyorum yağmurun yağışını da ..




Sözüm vardı .. Tutamadım .. İlerleyen saatlerde iç dökümü yaparım dedim, epey ilerleyen saat oldu .. Şu karanlığı giyip üstüne uyumak vardı ama gecenin en güzel zamanlarını kaçırıyor insan o zaman da .. Gün herkesin, gece derdi olanların .. Derdim olduğundan değil, sevdiğimden bu saatlere ortak ediyorum güzel sesleri, şarkıları, kitapları .. İnsan istiyor ki bazen; o an yanında olan, görüştüğü, konuştuğu, muhattabı olanla geçirdiği zamanlar gibi olsa her an diye .. Ama olmuyor işte .. Her insanla farklı şey yaşıyor .. Kısa bir süre önce güzel zaman yaşadıktan sonra, kısa bir an geçtikten sonra bile düşebiliyor guard'ı .. Aslında kısa bir zaman dilimi unutma ya da uyuşma hali olsa gerek .. Kafanın, beynin içinde dönen dolaşan şeyler biriyle konuşurken donup kalıyor, sonra devam ediyor gibi .. Garip .. İhanet etmek oluyor mu acaba diğer mevzulara, insanlara, şarkılara ve gibilerine .. Başka hayatların düşünü kuruyor farkında olmadan aslında çoğunlukla insan, acaba öyle bir hayata sahip olsa yine kurar mı aynı düşleri ve ya fırsat verilse yaşamayı tercih eder mi başkasının hayatını .. Sanmam .. Çünkü ne kadar sızlanılsa da en kötüsü sen de olsa da birilerinin düşünü kurduğu hayat da seninkisi neticede ..




İçsel ağırlığı, rüya olsa bitse uyansam herşey geçmiş olsa dendiği zamanlar yaşadım çokça yakın tarihlerde .. Sarsıntısı bol, artçısı depremi aratmayan mevzular, karmaşıklıklar silsilesi de denebilir .. Birinden çıkıp, diğerine geçiş yapmak .. Biri bitmeden öbürüne adım atmak yoruyor insanı .. Hazır alışmışken herkesin gelebildiği kadar, yorsun hayat yorabildiği kadar demiyor da değil insanoğlu .. Bir anda herbiri bitsin, izi silinsin geçsin, heyecanı da acısı da kalmasa tercihtir .. Zira ruh aleminin de kaldırabildiği kadardır birşeyler ve beklenildiği gibi konuşmamak, yazmamak ters köşe yapmaktır çoğu zaman en sevdiğimden .. Böylesi zamanlarda üst üste ekleyince hayal kırıklıklarını heyecana, acıya, inadına gülümsemeye, kavgaya, küfre ortak etmek hâli senin anladığın dilden başkalarının yabancı olduğu, anlamadan yüzüne bakıp kalmasını izlemek .. Sıradanlığa alışkın bünyelerin üzerine fazla yükleme yapınca kısa süreli gelgitlerle yalpalaması, acabalara sebep olup, derin düşünmesini sağlamak .. ( Gülücüklü ve sinir bozan smile )




Unutmasaydım öyle güzel bir mevzu vardı paylaşacağım lâkin an'ında paylaşmayınca etkisi, şiddeti, konuyla alakası olmuyor işte .. Böyle bir durumda da akla estiği gibi muhabbete devam etmek kendinle .. Seni üzen mevzulardan, kendi kendinle dalga geçerek uzaklaşmak iyi bir yöntemdir .. Tabi ki bunu yaparken karşı tarafa kapı açmamak en önemlisi .. ( Aklıma geldiği anda paylaşmak gerek alakasız olsa da .. ) Asıl paylaşmak istediğim şey, birazcık da kendimi tebrik etmek de diyebiliriz buna aslında .. İnsanın bazı ortamlarda fazlaca ağırlığı varken, bazı durumlarda kendini hafif hissettiği olur .. Okeye dördüncü olmak nasılsa öyle işte .. As değilsindir joker görevindesindir .. Bazen hissettiğim olurdu benim de herkes gibi herkes kadar .. Çok şükür ki; kendimi hafif hissettiğim tüm yerlerden elimi eteğimi çekmişim .. İkili ilişkilerde de geçerlidir bu durum .. Karşı taraftan eğlendiğin anlar fazla olduğu olur, gülmen, konuşman dozu aşar, kendini toparlama ihtiyacı duyarsın .. Sana dair dökülen onlarca satr'a eyvallah derken sadece, sen bazılarına onun sana döktüğünden fazla satr dökersin ki heba olur birçoğu .. Kurulan cümlelerin sesine de emanettir Eyvallah'ın .. Arayan değil, aranılan, akla düşen köşesinde olman .. Tam da ifade edemediğim bir hâl ama eminim ki yaşanınca anlaşılır ne demek istediğim .. Çoğu zaman bir ayna görevi görmekte satrlarım, yanıltıcı olmaması tercihimdir tabi ..





Nereye bağlayacağımı bilemem genelde konuşmalarımı dile de getiririm bunu ama gariptir iç dökümlerim bir bütünlük içerisindedir şaşırtıcı şekilde .. Kafam, beynim, duygularım karmaşık olduğu için sanırım yine nereye bağlayacağımı bilemedim .. İçimde tutmak istemesem de, kalması gerekenler oluyor işte .. Gönlünden geçen başka diline düşen başka olabiliyor tam da şuan olduğu gibi .. En çok kendini kırmaktan, üzmekten çekinmeli insan !.. Kendine özen göstermeli ki insanlara da tahammülü artsın .. Yoksa öyle zor ki hayatın yanında insanlara katlanmak .. Bu yüzdendir ki eyvallah'ı bol bir insanım en çok kendimi ayakta tutmak, kıymetimi bilmek için .. Yoksa zor olurdu muhakkak birileri için, uğruna kendi değerimi düşürmek, hafif hissetmem ve en kötüsü bu .. Eyvallah !.. ( Alay eder smile )





GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
28Kasım'14 .. 03:51 ..




26 Kasım 2014 Çarşamba

.. BEN YANILDIM HAYAT VURMA YÜZÜME !..


https://www.youtube.com/watch?v=BmO7M2UHas0




İsterdim aslında her iç dökümünü yaparken dinlediğim şarkıları da yayınlayayım .. İsterdim benim yakalandığım yerden yakalansın orda olanlarda .. Ama kıyamadım birçoğunu paylaşmaya .. Bana özel kalsın, kendime saklı tuttum .. Bu şarkı birkaç gün önce kısa bir dolmuş yolculuğunda kulağıma çalınan bir şarkıyı .. Sözlerini buldum internetten, dinledim kaldı öyle .. Bu gece; acılarımın ortak olduğu, dost olacaksa en sağlam olacağına inandığım isimlerden "Elif'in " tavsiyesiyle gönlüme değdi .. İlk defa bir şarkıyı paylaşmak istedim sığınağımda .. Ortak tutmak istediğim, en çok onunla dinlemek istediğim isimle burda dinleyelim bir daha !.. Fonda bu şarkı eşliğinde iç dökümüm de ilerleyen saatlerde inşallah .. Replay .. Replayy .. Replayyy !..



BEN YANILDIM HAYAT  / MÜMİN SARIKAYA


Ben yoruldum hayat gelme üstüme,
Diz çöktüm dünyanın namert yüzüne,
Gözümden gönlümden düşen düşene,
Bu öksüz başıma göz dağı verme.


Gözümden gönlümden düşen düşene,
Bu öksüz başıma göz dağı verme.



Ben yanıldım hayat vurma yüzüme
Yol verdim sevdanın en delisine,
O yüzden ömrümden giden gidene,
Şu yalnız başımı eğdirme benim.


O yüzden ömrümden giden gidene,
Şu yalnız başımı eğdirme benim.


Ben pişmanım hayat sorguya çekme,
Dilersen infaz et kar etmez dilime,
Sözlerim ağırdır dokunur kalbe,
Şu suskun ağzımı açtırma benim.


Sözlerim ağırdır dokunur kalbe,
Şu suskun ağzımı açtırma benim.

22 Kasım 2014 Cumartesi

.. NEFSİ MÜDÂFAAYA GİRİYOR MU TÜM BU YAŞANANLAR ?!..



Nefsi müdafaaya giriyor mu tüm bunlar ?.. Hafifletici sebeplerin ne kendine ?.. Vicdanı rahatlatmaya yeter mi ?.. Bence yetmez !.. Buram buram hissetmesi gerekir bazen insanın hatasını anlaması için, içini rahatlatacak sebepler uydurmakla olmuyor işte .. Üzüntü, acı, hüzün kimsenin tekelinde değil nihayetinde benim de olmadığı gibi .. İstemem de öyle birşeyi .. Çekilmeliymiş dibine kadar o acı, işlemeliymiş en derinlere ve batmak gerekiyormuş benim battığım yerlere .. Ben yaşarken nasıl görünüyordu bilmiyorum ama eminim ki memnun olunacak bir durum değil .. Ben omuzlarından öyle yükler attım ki; bir kenara bıraktım hepsini çünkü en ufak bir hatam oldu mu, var mı diye o kadar yargıladım ki kendimi; anladım ki benimkini bastıracaklar varmış .. Tüm bunları nerden mi biliyorum ?.. Vicdan rahatlığı var ya; öyle rahat uyuyabilme hâli, kafayı yastığa koyduğunda hiçbirşey düşünmemek işte onu yaşıyorum .. Şahsa yönelik değil kesinlikle benim dökümlerim, bazen bir etkilenmişlik, bazen bir çift gözde gördüğüm hezeyan sebep oluyor ve fakat tabi kendimde bulduğum ölçüde, içimi acıttığı yerden .. Bir gün yolu değen herkesin karşısına çıkacağı, canını acıtacağı, gözlerinin dalmasına sebep olması gibi ..



Birini atarken sırtımdan yükün bir diğerini atacak gücü de bulabiliyorum artık kendimde çok garip .. Sanıyorum yeni adımlar atmaya işaret bu ve galiba iyileşiyorum .. İyileşmekten kasıt; içsel dünyamdaki değişim etkileri .. Yavaş yavaş umut etmeye başladım birşeyleri, yeni filizler yeşertiyorum içimde bir yanımı yerle bir ederken .. Değişimin eşiği burasıysa; sanıyorum sabr'ımın mükâfâtını alıyorum .. Somut değişimler var mı ?.. Yok aslında .. Ama inancım var en azından .. Değişecek nokta belki yarın, öbür gün, bir ay sonra, bir yıl belki 3-5 yıl sonra bilmiyorum ki ama bildiğim kambur olan şeylerden kurtulmaya çaba gösterdiğim .. Demek değil ki; bir gün her şey yoluna girdi, rayına oturdu ben sığınağımı öksüz bırakacağım .. Yok öyle birşey .. Kimse'm yokken, ayazlarda kaldığımda, en "ben" gördüğüm insanlardan yediğim hançerlerin izini taşırken, sükûnete büründüğümde, ne hâlde olursam olayım buraya sığındım ben .. Ne kimseler derdimi okuyup üzülsün diye, ne de hâlime acınsın diye ve üzüntülerimi kullanıp birilerinin gözünde değerim artsın diye, kaldı ki birileri benden haberdar olsun diye kendimi buraya atmıyorum ben kendimi .. En sadık dost olduğu için, her hâlimi kaldırabildiği için kimbilir belki bir gün mutluluktan ayaklarım yerden kesilir de o zaman da burda dökerim içimi ..




Telaşım kalmadı insanların beni anlamasına yönelik .. Çünkü ben içimden geleni konuşuyorum - bilenler bilir ki eskiye nazaran öyle azdır ki bu hâl - samimi şekilde hissettiğimi yazıyorum, - birileri itiraz etse de buna - ben fikrim zikrimden, dile getirdiğimden sorumluyum karşımdakinin anladığından değil .. Bunu idrâk edemediğimden yükün fazlası üstüme kalıyordu sanıyorum .. Artık o idrâk noktasına eriştim .. Zerre umurum değil, kim ne yapıyor, ne düşünüyor, ne hissediyor ben böyleyim, bu kadarım ve oldukça sıradanım her zaman dediğim gibi ve küçücük bir dünyam var .. O dünyanın dışında kalanlarla da ilgilenecek, düşünecek durumum, gücüm de yok açıkçası .. O kadar derdim tasam varmış ki ötelediğim bunların farkına vardım .. Belki dertlerimin etkisi azalmıştır o arada üzüldüklerimle meşgulken bilmiyorum ki .. Herkesin kendine göre sıkıntısı, derdi, uğraştığı şeyler, hayat gailesi var .. Kimseye benim hâlim ahvâlimle meşgul olmak zorunda değil .. Öyle bir beklentiye hiç girmedim ama hep öyle lanse edilmiş şimdi şimdi anlıyorum .. Aslında ne saf bişeymişim .. Ortalama her gün bir defa da olsa - ki dahası da abartısız vardır - duyduğum bir cümleyle farkına varıyorum bunun .. "Senin kalbin temizdir .." O benim kalbimin temizliğinden değil çözdüm olayı da geç oldu .. O benim bam telime basma cümlesiymiş .. Her neyse geç de olsa büyüyorum ..




Sorgum, sualim, bir açıklama beklentim olurdu eskiden .. Derdim ki; bir açıklama yapılmalı .. Ve her insana üç şans verilmesi gerektiğine inanırdım .. Ama birinci hatayı yapan, ikinciyi eskaza yapsa, üçüncüyü muhakkak bilerek yapar ki acıtır seni .. O yüzdendir artık fazla tahammülüm yok birçok şeye ve o kadar kredi verecek dermanım ve dönüp dönüp aynı şeylere üzülecek lüksüm hiç yok .. Olan olduğu yerde sağ olsun, gerisi de olmak istediği kadar hayatımda benim en ufak bir talebim yok kalması yönünde .. Nasılsa nefsi müdâfaa ayağına yatacak, kendini aklayacak birşeyler çıkaracak karşıma yada vicdanını rahatlatacak .. Herkes tertemiz, püripak, kirlenmiş olan ben olayım eyvallah .. Karmaşık denklemler çözülecek, oyunlar bitecekse razıyım ben .. Çünkü kendimden eminim zorladığım hiçbirşey yok hayatımda olan, çıkan, değen her kimse .. Ve en ufak talebim olmadığını biliyorum .. Sürekli yanımda birilerini isteyen biri değilim, yalnızken de gayet meşgul olabilecek şeyler bulurum, birilerini sık sık peşpeşe aramam, sormam, sıkmam, işim düştüğünde kapısını çalmam, mesajım ulaşmaz .. Ki bunun sitemi de edilir, canım istemedi, içimden gelmedi diyebilecek cesaretim var artık diyorum .. Hâlâ neyin derdidir bilmem, adım geçirilir böylesi muhabbetlerde ..




Böylesi hafifleme gerekiyormuş bazen .. Senin elin, dilin gitmese de, muhattabını yoksayman gerekir .. İlk defa önce davranan ben oldum garip .. İnsanları olmak istedikleri o çok yüksek görüş mesafemde tutmak istemiyorum .. Bunun için en çok sevdiğim, uğruna çok şey yapabileceğim insanlarda dahil ailem dışında kalanlar yoksaymaya başladım .. Çünkü her zaman derim, kapını kapatınca herşey, herkes dışarda kalıyor .. Biraz'dan fazla müsade ettiklerim oldu sağolsunlar öyle yapmamam gereken dersi verdiler ..



- Beyanımdır kendime .. Düşsel bir yoldaşlık ettiğim isim de gönlüm dışıdır artık .. Haklı sebepleri yarıştıracak durum yok, olsa herkes kendi açısından haklı ve olduğu yerde mutlu olsun, huzurlu olsun .. İstişaresini edecek durum hiç yok kendimle kapım, telefonum, hesabım kapı duvardır .. Kilit vurdum, erişim dışı .. Unutmamak için notumdur kendime .. Arada geri dönüş yapıp başvuruyorum buraya ki unutup saçma sapan şeyler yapmayayım diye .. Ve her insan sınandığı yerden bilir sınavının ağırlığını, zorluğunu .. Ben sınandığım yerden biliyorum, dileyen kusura bakabilir o onun sorunu kendime iyi gelmem, kendimi iyileştirmem gerekiyor önce ve kimseye iyi gelecek hâlim kalmadı ..



Dönüp dolaşıp aklımı, beynimi, kalbimi kurcalıyor .. Nefsi müdâfaaya giriyor mi tüm bu yaşananlar ?.. Hafifletici sebepler var mı ?.. Yoksa tamamen iç rahatlatıcı şeyler mi ?.. Her neyse cevabı ayırt edemiyorum .. Âh'ım asılı birçoğunun boynunda hesabı mahşere kalan .. Hâk katında hesaplaşır elbet .. Yine bana pay kalan eyvallah !..




GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
22Kasım'14 .. 03:40 ..


20 Kasım 2014 Perşembe

.. EYVALLAH HER BİRİNE, DEĞEN GEÇENE, KALANA, VAR OLANA, YOK OLMAYI SEÇENE, ALAYINA !..



Ne çok boşluklu bir gün yaşadım, düştüm battım derinlere .. Nice duyguyu bir araya sığdırdım farkına bile varamadım .. Öyle inişli çıkışlı gittim geldim ki; " ötenazi " istemek istedim herşeye, bedenim haricinde kalan şeylere .. Günahı vebali boynuma olmasın ne olur, acısıyla diyetini ödedim çok şeyin .. Ne dolu dolu geçmiş oysa geçmiş yıllarım .. Ne acı, acıları bile kanıksamak duygusu .. Sanki uyuşturulmuş gibi hislerim, zamanında ne denli üzülmüşüm bugün hissizleştiklerimle .. Senesi dolmuştur muhakkak sesini duymayalı, görmeyeli kaç seneler oldu bilemediğim bir sesle buluştum .. Sesinden önce, sabahlara dek dinlediğimiz şarkıları dinletmesi bile ayrı bir şey .. O " Mahur Beste " ne geceler ortak olmuştur o şehirdeki var olma mücadelemizde ve daha nice Ahmet Kaya şarkısı .. Şimdi yine kulağımda aynı sözler melodi ve fakat öylesi gibi değil işte, tutmuyor yerini bugün o günlerin .. Unutulmamak güzelmiş velhasıl .. Güzel demek karşılamaz belki tam olarak, anlamı da iz bırakabilmişim demek ki; eski bir dost'un sesindeki o buğuyla karşılaştım, dokunsan ağlayacak hâli vardı istedim ki hiç bugünlere gelmemiş olayım .. Hep o bir yerlerde bıraktığım çocuk kadar masum olabileyim, geriye döneyim, o çatı katındaki küçücük evimin bir köşesinde sabahlayalım yine .. Olmadı sıkılıp, gecenin bir yarısı atalım kendimizi sokağa, sabahlara kadar muhabbet edebilelim .. Ne kadar istese de insan dönemiyor o eski günlere .. O kadar yabancı olmuşum ki kendime bile .. Bugün olsa o kadar unutulmaz olmaz eminim de işte özlüyor insan ve zaman geçtikçe karşılaştıkça bi tuhaf oluyor .. Bi burukluk, kaybetmişlik, kirlenmişlik, vazgeçmişlik gibi karmakarışık duygular adı tam olarak ne bilmediğim ..





Değiştikçe insanın yaşadıkları, yaşam tarzı, beklentileri mi yükseliyor bilmiyorum ki .. Daha dün gibi oysa okul yıllarında aç kalmışlığımız, bir tostu yanına yoldaş arkadaşınla paylaşmak, küçücük bir ısıtıcının önünde ısınmaya çalışmak şehrin tüm acımasız soğuğuna karşın, bir bardak içecekle sabahı etmek .. Ne oldu birden ne değişti hiç farkına varamadım .. O kadar küçük şeylerden mutlu olan hâlim, beklenti içinde biri gibi yansımaya başladı ki .. Bir mektup ulaştı elime bugün aynı zamanda .. 22 gün önce, doğum günümde ulaşması plânı içinde olunan .. Ne yazık, gönderenini ulaşmayacağı düşüncesine sokup, üzülmesine neden oldu .. Biliyordum ki; gelecek, ulaşacak elime ve ayaklarımı yerden kesecekti .. En ufak bir umutsuzluğum olmadı, geleceğine, gözlerimin o el yazısına değeceğine, bir ablanın kaç bin kilometre öteden de olsa kardeşi sarıp sarmalayacağına emindim hatta .. Hediye kabul etmek pek adetim değildir .. Sebebi de öyle trajik bişey değil aslında ama sadece üzüldüğüm bir durumdan dolayıdır .. Ama öyle zarif, öyle naif, öyle güzel birşeydi ki bugün karşıma çıkan o mektup .. Hani uzun zaman ağlamak isteyip, güvenli bir omuza yaslanmak gibi .. Yada ne bileyim içinde tuttuğun bir derdi öylece dinleyen biri varmış gibi karşında .. Hani sevgiye, ilgiye, şefkâte muhtaç bir çocuk gibi sarıp sarmalanmak, başının okşanması hissi .. Tüm sevgisizliklerin ortasında, sevgisizliklere inat bir sevgi gösterisi, manifestosu gibi .. Sihirli bir değnek değdi bugün kalbime sanki aldı götürdü tüm kötülükleri, sildi kötü izleri, hatıraları .. Ayakları yerden kesilir mi insanın kesiliyormuş ara ara yaşamak daha bi değerli kılıyormuş bu hissi .. Hele zorlukları aşarak, değiyorsa hayatına, geliyorsa kapına öyle bir kesiyormuş ki; tarifi mümkün değil .. Gönlümün en güzel yerinde saklı kalacak teminatı taşırım .. Dua dua döküldü kalbimden adı, yoksaydım tüm mesafeleri yüreğinin ortasından öptüm güzel o kadının .. Öyle sevgiyle öptüm ki; dokunduğum yerlere zarar gelmesin, kötü şeyler değmesin diye geçirdim içimden her yerine dualar değdirdim ..





Minik bir adamla akşam saatlerimi geçirdim .. Zamanı unutup, onunla çocuk oldum, taklitler yaptım, kılıktan kılığa girdim ama yüzündeki bir gülümseme var ya dünyalara bedel .. Güldüğünde gözlerinin de gülmesi insanı Bir an bile durmadan ordan oraya koştururken peşinde dolanmak, düşmesin, bir yere çarpmasın diye arkasını kollamak bile huzur verir mi insana, veriyormuş .. Öyle böyle bir huzur değil .. Kokusu gitmiyor ya insanın üstünden, elini bile yıkamak istemiyor o koku gitmesin diye .. Başka birinin evladını böyle seven bir insanın, kendi evladı olduğunda aklını kaçırmaması içten bile değil sevgiden ..





Bir an'lık bir iç sıkıntısı da yaşamadım değil, sebebini bilmeden ama .. Sandım ki kalbim çıkacak yerinden, midemden giren kramp ne kadar zaman olduğunu bilmeden gitmedi, geçmedi .. Bide ben ilk defa teyze oldum .. Teyze deyince yaşım ilerliyor hissine de kapılıyor insan arada - :).. - Şakası bir yana öyle güzel bir duyguymuş ki .. Rabbim insana öyle güzel vesileler veriyor beklemediği anda .. Aslına bakılırsa, Kasımın on dokuzu ömrüme kazınmış günlerden biridir .. Dost hanemin en sağlam yerinde adı yazılı, kazılı birini toprağa verdim o günde .. İki koca yıl geçti yokluğuyla .. Onunla konuşmadan, dertleşmeden, beni teselli etmediği, güç vermediği iki koskoca yıl geçirdim .. Nasıl ayakta kalınıyormuş öğrendim, diğer sağlam dostlarımın gidişiyle de ayakta kalmaya çalıştığım gibi .. Bugün böyle bir karaktere sahipsem, kirlenmişliklerin içinde kaldığım ya da öyle böyle o kirlenmişliğin içinde bırakıldığım yerin aksine temiz, saf kalabilmiş yerlerim onların sayesindedir .. İtirazı olanlar çıkacaktır ki, o da onların zann'ına kalmıştır çünkü ben öyle eminim ki öyle bir yerin varlığından orası benim gerçek dünyam, güç bulduğum köşe yoksa zordu ayağa kalkıp kaldığım yerden devam edebilmem .. Onların bana öğrettikleriyle, verdikleri güçle, öğütlerle, yanımda sağlam şekilde durdukları içindir .. Kaybetmişliğime üzülürken, kazanmışlığımla mutlu olacağım artık aynı günde .. Bir kayb'a bir kazanç yolladı Rabb'im şükürler olsun ama öyle garip bir karmaşıklık ki iç alemimde .. Kelimelere dök dense anlatamam .. Usta deyimiyle " Yaprak döker bir yanım, bir yanım bahar bahçe .. "


Daha iyi izahı mümkün değil benim kelimelerimle .. Hikayemiz de bir garip, ilginç bu küçük mucizeyle .. Daha cenin olarak varlığı test edilmemişken, rüyamda gördüm varlığını, dünyaya gelişini, adına kadar, belli yaşa geldiği hâlini .. Annesine anlattım yaklaşık 10 gün sonra varlığı ortaya çıktı .. Ve bugün küçük bir mucize olarak dünyada .. Böyle kötü bir dünyada, kötülüklerin arasında tertemiz bir ömrü olsun inşallah .. Rüyamda gördüğüm adı verilmemiş ama olsun o küçük mucize benim için o ad'la var olacak ve belki hep o ad'ı taşıyacak gönlümde ..




Öylesi duygu geçişleri sığdırdım ki koskoca bir güne .. Kendim bile anlayamadım, anlamlandıramadım, farkına varamadım nasıl nihayete erdi .. Son bir hamleyle sonlandırdım öldürücü darbeyle .. Geç saatler ve genel olarak da pek fazla telefonla konuşma taraftarı değilim bir süredir ve artık yani en son kaybedişimin ardına .. Çünkü tadı biriyle var birşeylerin .. Başkalarıyla tat vermiyor belki veriyor da özdeşleştirdiğinle verdiği kadar vermiyor .. Bir telefon görüşmesiyle özetlenecek ağırlıktaydı aslına bakılırsa .. Geçmişin tozlu raflarında yerini alan bazı kesitlerle, kendi iç aleminde fırtınalar yaşayan birine ufak bir dokunuş yapayım derken, kendi ruh hâlimi mahvetme başarısına sahip oldum .. Öyledir ama genel olarak alışkanlığım birilerine iyi gelirken, kendime iyi gelecek şeyler hep uzağımda artık, mesafelere yenildi, saçma sapan olaylara yenildi .. Herkese iyi gelmem mümkün değil o yüzden Don Kişotluğun manası yok farkındalığına varışım epey zaman olduğundan kısa kesiyorum bir çok şeyi .. Hayır demeyi de öğrendim biraz biraz ..




Asıl içimde yenildiğim şey, kulaklığımdan ihtiyacım olan sesin değil de kırık, buruk bir şarkının sözlerini duymam .. Ne kadar saçma şeylere yeniliyor insan ve bir sese bile muhtaç kalabiliyor .. Hadi anlat denilse anlatacak ne var ?.. Hiçbirşey .. Koca bir hiç .. Ne var ki ?.. Geçmişte yaşanan o kadar şeyi unuturken insan neden bugün bu kadarcık meselelere takılıyor kendimi de anlayamıyorum neden bu saçmalık diye .. Ama insanın kendine yaptığını yedi cihan bir araya gelse yapamaz buna inanıyorum .. Ve kendime o kadar güzel işkence yapıyorum ki tebrik etmek istiyorum kendimi hatta ayakta alkışlıyorum .. Bir gün daha uzaklaştık işte kaybetmiş onca güzel şeye rağmen .. Böyle devam etmeliyim bence yoksa ne gerek var ki mutlu huzurlu olmaya sevdiklerimle .. Yük gerekiyor illa sırtıma yetmiyormuş gibi olanlar .. Yalanım yok; çarşamba sabahı adını görerek güne başladım saçma sapan, bir hiç uğruna kaybettiğimin ve elim ayağım buz kesti, beynime şarjör mermiyi boşalttılar sanki .. Olduğu hiç bir yerde yoktum çünkü .. Görmemek için, kendime yenilmemek için olduğu her yerden tamamen, külliyen, pılıyı pırtıyı toplayıp gittim ve çok merak ettim ama bir kere dâhi bakamadım .. Ben kendimi böyle frenlerken, " sizi ekledi " mailini görünce, insan hayatından gitmiş birinin ardından nasıl üzüleceğini bilemiyor .. Öyle vefâlıyım ki ben, yaşadıklarıma bile sadığım, acıma, toprak olmuş sevdiklerime bile .. Tüm dünya onun aleyhinde duruyor belki ama benim gönlüm aleyh'ine dönemedikten sonra ne çare .. Bilsem ki ya da emin olsam tamamen çekip gittiğine, artık sevmediğine, aklına gelmediğime, adımı duydukça içinin yanmadığını öyle işte .. Hâlâ adını gördüğümde böyle acı vuruyorsa sol yanıma .. Ne denir ki ?.. Tebrik etmeli bir an daha uzaklaşmayı başardığımız için birbirimizden .. Ve itiraf etmeliyim ki; kanıksamak istemiyorum bu durumu, sıradanlaşsın istemiyorum .. Tüm olağanüstü hâliyle, olduğu, yaşandığı, her şekliyle var olsun öyle ya da böyle ..




Öğrendiğim birşey var ki, kanıksamak acı birşey .. Acı, mutluluk, kavga, heyecan hepsi bir şekilde olmalı ama kanıksanmamalı .. Kanıksanınca sıradanlaşıyor, özelliği kalmıyor .. Diyeceğim o ki, öyle bir savruldum ki ordan oraya bir günde .. Eyvallah her birine, değen geçene, kalana, var olana, yok olmayı seçene, alayına !..




GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
20Kasım'14 .. 03:36 ..



19 Kasım 2014 Çarşamba

.. BORCUM OLSUN !..



Ne cümlelerim, ne özlemlerim, ne feryâdım vardı bu gece .. Dökemedim .. Bir dökmeye başlasam; ağır gelecekti .. Bu gece değildi o zaman, zamanı .. Şerh düştüm tarihin en acı yanlarından birine .. Borcum olsun, en kısa zamanda ödemeden nasip olmasın gitmek .. Olduğum yerden kalkayım, borcumu ödeyeceğim şerefim üzerine sözümdür .. En saf, en temiz cümlelerle anlatacağım "sana" özlemimi, kirletmeden anıları .. 2 koca yıl nasıl geçti, neler oldu bitti tek tek anlatmak zor ama kısa bir özet, kesit borcum olsun .. Mıh gibi aklımda, unutursam " ben " olamam !.. Ama " bir ölünün en iyi dostu " olmak nasıl anlatılır, o özlemek hangi kelimelerle ifade edilir bilmiyorum .. Bilmediğim için bu geceki suskunluğum, kalbimin üzerinde bir ağrı, elim kalbimin üstünde tüm dualar adına bu gece, her gece olduğu gibi .. Huzurla uyu olduğun yerlerde .. Ahirette buluşuruz, mahşer günü tanırız belki yaralarımızdan birbirimizi .. Kimbilir, bu dünyada eksik kalmış tüm hasbihâllerimiz sonsuz alemde tamamlanır, özlemini çektiğimiz herşeyin acısı orda diner .. En can-ı gönülden dualar edip, en saf yanımla aminliyorum ..



Gittiğin günden bu yana, bugün tastamam "iki" yıl özetim, hasbihâlimiz borcumdur .. Sözümdür ..





19Kasım'14 .. 03:37 ..

17 Kasım 2014 Pazartesi

.. GÜN GEÇTİKÇE İYİ OLUNMUYOR, YAVAŞ YAVAŞ ÖLÜNÜYOR !..





Öyle bir tükenmiş ki cümlelerim .. Kelimelerim dökülmüyor bir türlü .. Kefareti nedir, neye mâl olacak bu sefer hiç bilmiyorum .. Nasıl desem, nasıl anlatsam hâlimi, ahvâlimi içimi nasıl döksem bilemez hâldeyim .. Sorsalar kötü değilim ama bilinsin ki iyi de değilim !.. Gördüm benim gibi hüzünlü bakan gözleri, akıtılamayan gözyaşlarının asılı kaldığı kirpik uçlarını .. İntihara meyilli uç orası, vazgeçmeye meyyalim de işte tam o nokta !.. Kayıtlara geçsin, bir gece nöbetçisinin hâl beyanıdır, iç dökümüdür .. Gün geçtikçe; iyi olunmuyor, yavaş yavaş ölünüyor !.. Duyulsun en ücra köşelerden dâhi çığlıklar, sağır kalınmasın hiç bir feryada .. Ne yüksek sesli ve fakat bir o kadar suskun çığlıklardır .. Adı muhabbete düşen, meze edilen, harcanıp gidenleriz biz arda kalanlar olarak .. Sorulmasın nasıl yaşanıyor diye, en son ölmüşlüğün ardına kolay değil .. Yetmiyor nefes, yetişmiyor peş peşe olsa da .. Öyle bir çarpıntı, darlanma hâli ki; tarifi mümkün değil .. Gırtlağına yapışmış ellerden kurtulmak kuvvet ister, kendini korumak da cesaret .. Hayli zaman var oysa güçten, kuvvetten düşmüş bedenler dolanıyor sokakların kaldırım kenarlarında .. Değmiyor gözler birbirine, belli aynı yerden vurulmuş, aynı sebepten faili meçhul kalmış, on künye asılmış parmak ucuna .. Omuzları dâhi daha yere yakındır yükü ağır olanların ve usanmadan daha fazlasını kaldırmaya hazırdır garip bir şekilde .. Sorsan hiçbirinin ağzını bıçak açmaz, gözlerinden dalmaya başlar o boşluğa .. Sonrası alabildiğine yıkık, dökük, viranelik .. Ne acı aynı yerden canı yananın bir kelimesinin bile cana bedene bürünüp diğerine ulaşmaması, ulaşamaması .. Sahi en son ne zaman birini sevmişti kaybettiklerinden sonra hatrlar mıydı ?.. Hatrlamaması daha mı elzemdi kötü anları, anıları yaşamaması için ?..



- Son resmimizde ve her bir resmimizdeki o anda takılı kaldı tüm iyi niyetlerim ve omzuma yüklenmiş zorlukların acısı !.. En ağır yükün ne olabilirdi de sırtlayamayacağım kadar ?.. Hangi derdin altından kalkamazdık, hangi zorluk yıldırırdı bizi ?.. Diye sormak bile istemiyorum .. Çünkü bilirim en kanlı kavgalarda yenilmez de insan, gider bir bakışla, sözle yer'le yeksan olur .. Ateşler düşer sonra ortalığa, yangının orta yerinde çaresiz kalınca herkes önce kendini kurtarır ve hiç akla dâhi düşmez yangında kurtarılacak ilk şey !.. Yangında kurtarılacak anılarım'ız var, başının yere düşüşünü engellediğim anlar var, birlikte durduğumuz kaç gece nöbetimiz var .. Bir bilsen .. Bir benim hatr'ıma düşenler düşse hatr'ına da .. Sahi hiç mi düşmüyor güzel zamanlarımız hatr'ına, gelmiyor mu aklına birlikte güldüğümüz muhabbetler .. Sadece ikimizin anladığı şakalara şimdilerde başkalarıyla gülüyor musun sorusunun cevabının evet olmaması için bile feda edilir bir çok şey .. Seni temin ederim ki; hiç bir dudaktan dökülmesine izin vermedim sana has iki hitabın ve kimselere hitabım olmadı o iki sihirli kelimeyle .. Ve nadiren de olsa 'canım' demedim binde bir sana dediğim gibi .. Çünkü benliğim kabul etmedi öylesini .. Çöpe atılması gerekenlerin arasına konulanların arasından defalarca aldım senden hatıra kalanları ve her gün en az bir defa değdirdim ellerime, dokundum ki yokluğunda buz kesen ellerimi ısıtsın diye .. Şimdi düşünüyorum da; neye faydası var ki bundan sonra ?.. İnan hiçbirşeye faydası yok ama avunacak en ufak şey arıyor insan kaybetmiş olduğuna dair birşeylerde, kelimelerle dâhi olsa .. O olsaydı kesin bilirdi dedim bugün yine o takıldığım yerde, şey için elim gitti sormak için yapamadım ..



Nasıl bir gecenin ardına sabaha varıyorsun bilmiyorum .. Ne acı .. Ne saçma .. Gözü durmadan kayıyor telefona insanın istemsiz, bekliyor ki yollansa bile o mesajın engeli aşıp gelme ihtimalinin bile ihtimalinin olmamasına rağmen .. Kişi listesinde belli harften öteye gidemiyor malesef, olur da gözü değer adına diye, silmek her an içinden geçse de silemiyor bile işte .. Sonuna ünlemler diziyor adının, insan en çok kendisine yenilir, yenildiği zamanlarda dâhi aramasın diye .. Sorsalar adı anılmaz, sır gibi tutulur içinde, bir zaman gözünün bebeği kadar kıymetliyken şimdi itiraf bile edilemez .. Gizli bir özneyim artık hayatında adı bile açık açık söylenemeyen ve sen de en açık yaram, gizli öznemsin .. Ve bilsen nasıl özlendin .. İfşası zor olsa da; gizli özneyle haykırırım ben de adın olmaksızın ..




Ve aslında merak ettiğim asıl yere geliyorum, sormak için ısrarla beklediğim yere yani .. Soğudu mu için, rahatlattın mı vicdanını ve ardımsıra söylediklerin hafifletti mi acımızı, kaldığın yerden gönül rahatlığıyla devam ediyor musun yükü benim üstüne yükleyerek ?.. Ediyorsan ben neden hâlâ acı çekiyorum içerimde bir yerlerde suçsuz olmama rağmen ?.. Neden dindiremiyorum sızlayan yerin sızısını ?.. Hiç soğumuyor içim .. Ve bilsem ki hatalı davrandığım zamanlar olduğunu, inan ki böyle hesabı kapatmadan bırakmazdım .. Yapışırdım yakana yine de hesabı görürdük .. Sarsıntılar arasında hiç aklıma gelmemişti bir gün böyle sessiz sedasız hayatımdan gideceğini .. Ne bileyim olayların sıcaklığı geçince hep düzelirdi birşeyler, bu sefer böyle olacağı hiç aklıma gelmemişti, ihtimal bile vermezdim hatta .. Ağır geldiğinden susuyorum her zamankinden daha fazla .. O hesap hiç kapanmayacak, gün be gün açık artmaya devam edecek içimde .. Ve sen artık hiçbirşeyi bilemeyeceksin ki önemsediğini de düşünmüyorum ya neyse .. -





Diyorum ya işte; gün geçtikçe iyi olunmuyor, yavaş yavaş ölünüyor !.. Yine de eyvallah olsun, elimden, dilimden, gönlümden geldikçe eyvallah !.. Bilirim en kilit odur .. Eyvallah der susarım ziyadesiyle ..



GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
17Kasım'14 .. 05:32 ..

12 Kasım 2014 Çarşamba

.. GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..



Bir Gece Nöbeti'nin kırılma noktasından, en ağır yanından yazıyorum bu satrları .. İki kelâmına muhtaç, Hızır gibi yetişmeni bekler hâldeyim açıkçası .. Ne zaman dara düşsem, kanlı kavgaların orta yerinde savunmasız kalsam açardın kilitli kapıları .. Derdimi dökmeden de anlarsın sen, kelime oyunlarından çıkarırsın hâl beyanımı .. Beylik laflar olmasa da heybemizde, bir nasılsın'ın yanıtı " nasılsan öyleyim " olabildiği günleri özlüyorum .. Geri dönüşüm yaptıkça özlemim artıyor .. Özledikçe; vuslatımızın yakın olduğu inancımı perçinliyorum .. Gece Nöbeti'nden hasbihâle durayım, ruhumun faili meçhul'e kurban gittiğini gördükçe zor geliyor .. Ve biliyor musun öyle acıtıyor ki bazı şeyler beni durdurmana ihtiyacım var .. Bir sen başarırsın ..




Mutlu etmek bazen güzel şeylerle olmaz .. Iskaladığın yerlerle de mutlu olur bazıları .. Bir ses, bir nefese muhtaçken sen; öyle yerle bir olur ki bir yanın .. Şaşkınlıkla izlersin sevdiğin, değer verdiğin, kıyamadığın, öfkene yenilip adını dâhi diline düşürmediğinin sözleriyle .. Ne acı .. Öyle güzel yerinde saklarsın ki sen, engelleri yoksayacağın günün zorluğuyla tutunursun bir yerinden, tam da tutunduğun o yerden kırılırsın !.. Gönlünü kirletmemeye özen gösterdikçe, fütursuzca vurulur ya sana .. Oysa bazen inanmasan da durabilmek gerekir sevdiklerinin yanında, sırf özne o olduğu için, vefâ borcun olduğu için, en ağır eleştirileri yüzüne yapıp, meydanlarda arkasında durmaktır sevdiğin birinin .. Sorgu sual etmem, dünyanın en yanlış insanı da olsa yanında durmaya çalışırım ki bunun hasbihâlini önceleri yapmışlığımız vardır .. Dost zamansız, mekansızdır derken içinde bunları da barındırırdı ortak düşüncemiz buydu .. Gönlümün mutmain olması için gelmene ihtiyacım var işte ..





- Çok başka yerinden yakalıyorum hayatı şu sıra .. Aram çok iyi olmamıştır bebeklerle, çocuklarla genelde .. Ama şu sıralar; bir bebeğin emeklemesinden, ayağa kalkışına, yürümeye başlamasına şahidim ki bir köşesinde yerde oturduğum odanın hâlini görünce dağınıklık bile rahatsız etmiyor bu gece beni .. Ve ne güzeldir ki; sadece anne baba diyebilen bir ufak adamın dilinden ilk adımı, abla abla deyişini duymak muazzam bir duygu hem de kan bağım olmamasına rağmen .. Her an düşecek korkusuyla, her hareketini kontrol etme hâli, yediği şeyler çok azken; ellerimden yedikleri, içirdiğim su, yıkadığım eli yüzü nasıl bir iç huzurudur .. Yüzündeki o gülümseme, gözlerine yerleşen mutluluk, konuşmaya başlamasını dört gözle beklerken; dudaklarımı takip edip ona söylediğim şeyleri, daha tam anlamlandıramasa da sesleri çıkarmaya çalışması .. Öyle arındırıyor ki ruhumu, etrafta olan biten kötülükleri öyle güzel izole ediyor ki; bir bebekle, ufak adamla ilk defa bu kadar fazla zaman geçirdiğimden belki daha güzel görüyorum birşeyleri .. Öpüp, kokladıktan sonra üzerime sinen o bebek kokusu var ya; en pahalı parfümlerin kokusuna bile değişilmez .. Günlerdir ayağa kalkamayan bir bedenim var, yatağa bağımlı, geçmeyen, geçirilemeyen bir sırt, bel ağrısı hâkim bedenimde, ona rağmen kapıdan girince üstüme atlayan, kucağımdan bir an indirmek istemediğim ve o gücü bulduğum bir mucize o, öylesi güzel .. -




Tüm bunların içinde, ne zaman içim darlansa, nefes alamadığımı hissetsem, öyle güzel ağırlığımı alanlar var ki sanıyorum belki de günahlarımı hafifletiyorlar .. Ben hiç değişmedim, hiç eğilip bükülmedim, olduğumdan farklı davranmadım ama öyle güzel yerimi değiştirdiler ki; sanki tüm saldırıların hedefi, ana düşmanı ben oldum .. Gayet insani davranıyorum oysa, ne cümlelerim ne hareketlerim, ne savunduklarım değişti, en iyi sen bilirsin cümlelerimin arkasında gizli olanları .. Beylik cümleler kurmadım ki ben hiç, altında ezileyim .. Tek yanlışım, en güzel eleştirin şahsıma kırmadan, kırılmadan; hep hayatımda olacakmış gibi davrandım, öyle şeffaf paylaştım içimden gelenleri ama şimdi öyle bir eziliyorum ki onun ağırlığı altında .. Hep haklı çıkacağını bilirken, aklıma estiği gibi davrandım, bildiğimi okudum .. Neyse çok da dert değil, kötü bilineyim ben ama acıtıldığım yerler dediğin yerler oldu ya; en çok ona üzülüyorum .. Eyvallah derim yine, bir hatadan daha ders alıp devam ederim .. Adın düştü diye satrlar bile hafifledi, hâlet-i ruhiyye'm gibi, ağırlığı azaldı içimdekilerin .. Yine devam ederim yaşamaya, bir yerinden tutunurum, yollar eskitirim, kilometreler yaparım, ben olduğum yerleri adımlarım, sağlığımı geri kazandığım kapılardan geçerim hafta dolmadan .. Geleceğime kapı açacak dokunuşu yapmaya gideceğim Allah'ın izniyle, hayr'ı için de dualarına ihtiyaç duyarım gene .. Hayr olanın da gönlümün razı olması için şer'lere odaklanmaktan vazgeçerim belki sayende .. Kulağımda yine o şarkının sözleri, içimden geldiği gibi eşlik ediyorum huzur içinde devrediyorum bir geceyi daha .. Derim ya hep; iyi bir insan denmesin hakkımda ama en azından kötü biri denmesin yeter diye .. Dilerim öyledir, çünkü hatalarım çoktur ama kötü biri olduğuma inanmak istemiyorum .. Denmesin ardımdan da, dualarında en çok bunun için olayım, kötü anılmamak için ..





Gizlediğim, saklandığım yerlerden yine gönlünden dökülen satrlarla nihayete erdiririm hasbihâlimi :


" Öldüm Dildar... Kimse bilmiyor ...


Masum bir kahr ardından şakaklarımda sancı,
iki damla kan ve yegane Yar ...
Avuçlarımda recmlere gelesi yüreğim kan ve revan ..
Sual ediyorlar halin nicedir..
Öldüm diyorum Dildar .. Kimse anlamıyor ...



Masum bir yalan ardından talan ahımda asılı kalan
Sağnak sağnak yağdı har ve Yar...
Duvarlarımda cellatlara verilesi can pürmelal..
Sual ediyorlar halin nicedir ..
Öldüm diyorum Dildar... Kimse anlamıyor ... "




GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
12Kasım'14 .. 03:10 ..



11 Kasım 2014 Salı

.. ÖYLE ASIL VE ASİL DOSTLAR YOLCULAMIŞIM Kİ SONSUZLUĞA, ARDA KALINMIŞLIĞIN PÜR TELAŞIYLA TÜM BU KİRLENMİŞLİKLER !..



Baharın ilkinde dünyaya gelip - Mayıs ortası - baharın sonunda kaybettim - Kasım - en sevdiklerimi .. Nerden baksan, neresinden baksan hazan mevsimi .. Peş peşe fütursuzca gidişler dönmeksizin geri .. Ve yadigâr acılar aynı yerinden tükenmişlikle .. Sessiz sedasız, vedasız gidişler .. En onarılmaz hatıralar kaldı yanıma, en iç yakan köşesinde durur hâlâ ilk günkü gibi .. Öyle asıl ve asil dostlar yolculamışım ki sonsuzluğa, arda kalmışlığın pür telaşıyla tüm bu kirlenmişlikler !.. Hâlime nedenler aranmasın, biçilmesin üstüme yakışmayan giysiler çünkü en deli çağlarımda vurulmuş uçurtmam .. Yoksayılan bir geçmişin, geri dönülmez yanları birikmiş heybemde .. Cümlelerimi süslemişim kırık alfabemdeki harflerimle !.. Her şair biraz sahtekârdır'ın ispatı olmak istemedikçe merkez üssü olmuşum .. Sormasınlar hâl beyanımı; en son öldüğümden beri kalıntılarla yaşıyorum .. Kendini aklamaya çalışanların yanında sahtekârlığımın esâmesi okunmaz; lâkin en derin âh'larım asılı boyunlarında sahtekârlığıma sebep olanların !.. Bu dünyada ödedikleri her bedel için şükretsinler benim gibi, âhirete kalırsa âh'larımdan tanıyacaklarım var ..



Ne kolaydır oysa cevap vermeyeceğimi bile bile sallamak ardımdan .. Susuyorsam asaletimden değil; kinimin edebimi aşmasından, isyana varmaya korkumdan !.. Bir ölünün ardından ne kadar cevap hakkım olur ki ve ne acıdır hâlâ bir ölünün dostu olmak ?!.. En ufak cümlemin ona değmeyeceğini, değemeyeceğini bile bile bunca zaman sonra neden çıkar karşıma satrlar ?.. Ölüm acısı sinsidir, yavaş yavaş yayılır insanın damarlarından .. Ve zaman geçer anlarsın ki daha derindir artık izlerin, ne acıdır bir türlü kabuk bağlamaz .. Kanadıkça kanar, yakar kavurur, dağlar yüreğini ve elinden en ufak birşey gelmez .. Sene-i devir öyle zordur ki, hâlâ kabullenememişken gittiğini, anca avunursun geçen sene bu zamanlar cümleleri ve fotoğraflarıyla .. Bir zaman sonra onlar da teselli vermez; özlersin işte muhabbetini, gülüşünü, derdini, suskunluğunu bile .. Nefes alsın varsındı; bilmek yeterdi, nasıl olduğunun önemi olmadan .. Bir taş oturur yüreğinin tam orta yerine kalkmak bilmez .. Yaşadığın en ufak bir sıkıntıda, can yangısında " Ölüm Var " aklına gelir utanırsın tüm hissettiklerinden !..



Geldi yine kasım .. Götürdüklerini geri vermeyecek biliyorum, acısını da o kadar derinden hissediyorum .. Teselli için gelenleri de bir Temmuz gününde yitirdim .. Adım gibi biliyorum ki; bu acının adı ihmal, pişmanlık, geç kalınmışlık ve dahası ne sıfat varsa alayı .. Bugün yarın derken kaybedince farkına varılan ihmal .. Geç kaldım ben birçok şeye öyle ağır ki sorumluluğu; hep erken gitmeye, yetişmeye, bir adım önden adım atmaya çalıştım sonrasında ama nedense onu da başaramadım .. Hangi birini başarmıştım ki bunu başarayım .. Çaresiz bekleyiş sonrası işte mahşeri, yaralarımızdan tanıyacak sağlam dostların varlığına inanç !..



Bir de geç kalınmış olmam var .. Herşeye geç kalamaz insan, geç kalanları da olur .. Geç kalındıklarım vicdanını rahatlatmaya çalıştıkça bir o kadar uzağa düşüyor yolum onlardan .. Nasıl bir öfkeyse dinmiyor, içim soğumuyor bir türlü .. Çünkü hani dua'lar değecekti sadece üstüme bir zamanların sevilmişliğinin mükâfâtı olarak ve sevmekten vazgeçilmeyecektim ?.. Yanlış olan neydi ?.. Ben külliyen yanlışsam nasıl adıma dualar biriktiriliyordu vaktiyle ?.. Yoksa gerçekten tam da o kadar saf, salak mıydım da, o kadar sahici sanıp, o kadar gönülden mi inanmıştım ?.. Âh'lar biriktiriyorum gün be gün, öyle büyüdü ki içimde satrlara emanet etmeyi uygun buluyorum .. " Acı bir elveda'dır arda kalan " yol harita'm olmuşken; pusulamı nerde kaybettim de yolumu bulamıyorum ?.. Kişisel tercihler üstüme yük ediliyor ve hangi günahıma kefaret olacak acaba gıyabımda kurulan cümleler ?.. Ne acı değil mi : Bugün düşman hanemizde adı kazılı olanların, dün dost hanemizde adı geçmesi ?.. Ayrıca; ne cüret ki elemeler yapılırken, eleğin altında kaldıkları hâlde en doğru onlarmış gibi poz kesmeler ..




'Bir Delinin Seyir Defteri ' diye yola çıkarken, ömürlük yol hedefledim ben .. Dün, geçmiş, bugün diye kısıtlamadım, kategorize etmedim .. Dün kaybetmişliğim, bugün acılarım yer aldıysa sayfalarda, yarın bir gün mutluluklarım olur elbet .. Hayatın her anı bir değil, güneş bir yerden doğar elbet işte o zaman kapı eşiğinin dışında kalanlar uzaktan izler mutluluğumu .. Sabr'ediyorum ısrarla .. Şimdilik müsade ediyorum, hesabı kilitlemeyip acımı görsünler diye lâkin kaderimin değiştiği noktayı yaşadıktan sonra tamamen devre dışı kalacaklar ve ben o zamana kadar umarım ki affedebilmiş olurum o isimleri ve üzgünüm bugün de affedemeyecek sebeplerim oldu ..


____________________________________________________________


Saymak isterdim gidişinin ardından ay ay, hafta hafta, gün gün, saat saat hatta dakika ve saniyeleri ..
Yapamadım, beceremedim, sâdık olamadım yokluğunda geçen zamana affet ..
Öyle saçmalıklar silsilesiyle doldurdum ki hayatı; değmeyecek insanlar uğruna sensiz geçirdim günlerimi ..
Sensizlik deniyor adına yok öyle bir şey aslında ..
Yâdigar kalanlar var kıyıda köşede kalan müzikler, tozlu raflarda saklı kitaplar, keşfedilmemiş filmler ..
Oysa ne üzülürdün bilsen, görsen öyle olduğunu, yaşadıklarımı, boş geçen zamanları ..
Sesimiz değmeden birbirimize günü bitirmezdik, bir iyiyim mesajımız ulaşmadan gözümüze uyku girmezdi ..
Ben ki asil acılarımla meşgul olmak yerine, kaç gecelerimi feda ettim, unutmuş gibi davranarak, gündelik telaşlara düştüğümü sanarak !..
En ufak vicdan azabı duymamam da ne tuhaf, ne acı, ne saçma ..



En acısı da ne aşamada olduğumu bilemediğim şeyleri hatrlamaya çalışıyorum ..
Unutmak isteyip, unutamadıklarım cabası !..
Öyle tutunacak dala ihtiyacım olduğu zamanda, tek bir şey'le yıkıldım ama birkaç şeyle tutundum hayata bil istedim ..
Yoksayılmış, engellenmiş, bitmiş, susturulmuş seslerin çıkardığı çatlak seslere ne kadar yer verilir ki artık ?..
En fazla kendi sokaklarında, rahatsız edici sesler çıkarırlar bir süre sonra susmak zorunda kalırlar değil mi ?..
Ne elzem'din oysa sen ömrüme !..
En olman gereken zamanda, yerlerde yoksun ya,
Beraber, aynı yerinden yürüdüğümüz kaldırımlarından hayatın, ben düşmeden geçtim de sen nasıl tökezledin, yerle bir oldun ?..
Öyle zor ki; yol arkadaşını feda edip yürümeye devam etmek ..
Toprağa verdiğin yanının acısını hep sol yanında taşımak ve hiç azalmaması aksine artması ..


Anıların sonsuza dek en unutulmaz yerindedir ömrümün ..
Emanetlerin en sağlam, yıkılmaz kalelerime teslimdir ..
En korktuğum şey nedir bilirsin, her gün daha da çok dua ediyorum korktuğum başıma gelmesin diye ..
Alışılanların zorluğunun altından kalkılıyor, baş ediliyor da,
Beklemediğin yerden gelen sille serseme çeviriyor insanı ..
Bil ki; yediğim sillenin etkisiyle İhmâl etmişimdir seni ..
Ve bilirim ki; dost yargılamaz, sorgulamaz, olduğu gibi kabullenir ..
En riyâsız olduğum sensindir nihayetinde,
Neyi, neden yaptığımı en iyi sen bilirsin ..
Ondandır en çok özlem duyduğun nedir diye sorulsa;
Sen, her an sen, her dem sen, sonsuza dek sen !..
Çünkü sen benim onarılmaz yanım, merhem sürülemeyen kırığım, kabuk bağlamayan yaram, dinmeyen acı'msın !..
Bu sefer de acı'ma sağlık, acı'm sağolsun be !..


______________________________________________________________



Özlemek nedir bilmeyenlere en güzel cevap olması gerekenler vardır .. Ama haketmeyen masalara meze, muhabbetine mavra edilesi değildir benim özlemim, dinmeyen yaram .. Azalır gibi geliyor, yok öyle bir şey gün geçtikçe artıyor bilinsin .. Geç kalmamak, ihmâl etmemek, pişman olmamak dileğiyle ..


Ayrılık da sevdaya dâhilken, sonsuz ayrılık neye dâhil ?..





PS : ( Bu kısım kişiye özel mesajdır, konu başlığı açmak istemediğim için, nasılsa alır üstüne alınacak arkadaş .. Ve ayrıca bilesin ki; hiçbirşeyimsin artık !.. Açıklama sadece siteden blok yememek için, son uyarı mesajını aldığım için siteden, ondandır esasında ..

Söylemezsem içime dert olur artık bunca şeyin üstüne ki bu kadarı fazla bile artık, birkaç zamandır yaşam felsefem şudur ki; benim içimde kalacağına, karşımdakinin yüzünde kalsın ..


Muhattabım tam da sensin, o kadar cesur olsaydın, ben de o kadar cesur olur gözlerimi diker gözlerinin içine, sesimi en olması gereken tona alıp haykırabilirdim duyacağın tonda .. Hem de yan çizmeden, dilediğimce, içimden geldiği gibi .. Ama malesef tek kelime açıklama yapacak cümle, durum, olay, konu sunmadan çekip gittiğin için inan tek cümlem yok artık sana !..



Neden geliyorsun ki hâlâ bu denli suçladığın, aynı kategoride olmadığın, eleştirdiğin, sevmekten vazgeçtiğin kişinin olduğu yerlere .. Hadi anlarım hâlimi âhvalimi merak edip okumayı da; yorum düşecek kadar artık neyin kafası, yüzsüzlüğü bu demezler mi adama ?!.. Yorumlar devre dışı, onay gerekiyor ve ben ısrarla, itinayla yoksayıyorum .. Ne kadar emekse sevgi, fedakarlıksa yol arkadaşlığı, en önemlisi kurduğun cümleler kadar sağlam olmadığındandır bugün artık burdan izleyişin !.. Geç kaldın üzgünüm .. Son kez düşürmüştüm adını dilimden, ruhuna fatiha okumuştum !..


http://gecenobetindenmektuplar.blogspot.com.tr/2014/09/ruhlarina-da-bir-fatiha-okunsun-icimde.html




Yokum olduğun yerlerde, izin yok en az hayatımda .. En ufak kelimem düşmüyor, düşmez adına .. Özneler artık sen değil, üzgünüm ben sildim izlerini, izlerinizi, sen gibileri .. Değmiyor çünkü, geç anladım ama şükür anladım .. Mümkünse içinde kalsın cümlelerin, değmesin ulaşmasın, bir burası kaldı blok'lamadığım, sebebi olmasın kimse sığınağımın !.. Ki selametle, herkesin yolu açık olsun, bildiklerini, söylemek istediklerini içinde tutsun, açıklamayla ve yorum yazmaya zaman ayırmayla uğraşmasın .. Ben yorumsuzum, yokum, vazgeçildim, bu kadar !.. )





GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
11Kasım'14 .. 06:35 ..




9 Kasım 2014 Pazar

.. ŞİMDİ ÖYLESİNE OLDUĞU KADAR ÖLDÜRESİYE BİRŞEYLER !..




Olur böyle şeyler, düzen böyledir .. Sen mutsuzken; herkes inadına inadına gülüyormuş gibi gelir .. Mutluyken; gelir mi aklının ucuna mutsuz olanlar ?.. Sanki birileri senin mutsuz olmanı bekliyormuş gibi, şen kahkahalarını çıkarır zulalarından, gözlerinin içine baka baka atarlar !.. Ne acı sen de öyle bir gizlemeye çalışırsın ki hüzünlü bakışlarını, böyle güzel sahtekarlık böyle güzel gizlenmişlik böyle güzel yoksayış resmi çekilmez .. Abidin'in yerinde olsam ben de çizemezdim mutluluğun resmini .. Birilerinin mutluluğu, birilerinin mutsuzluğuysa ve en fenası birilerinin mutsuzluğundan geçiyorsa mutluluk kabullenemezdim .. Yine kalsındı yanıma kâr mutsuzluğum, ki birilerinin mutluluğunu çalmaktansa böylesi yeğdi .. Sebep gerekmez bazen mutsuzluğa .. Sebep götürmez çünkü bana kalırsa, baktığında mutsuz olacak sebepler çoğunlukta hayatın dört bi yanında nasılsa .. Mutluluk bir lüks, mutsuzluk temel ihtiyacı ruhun .. Ne denli yaralanırsa ruh, o denli büyük olur ecr'i, şükr'ü, tevekkülü ..




Şöyle hesapsız kitapsız, düşünmeden planlamadan çıkıp gidesim var şu kapıdan yeni şehirlere, sokaklara .. Olmadığım her yer özlemimi saklar koynunda .. Yaşamadığı, bilmediği, tatmadığı duyguları özler mi insan ?.. Belki özlemez gibi gelir ama bence özler .. Hem de öyle işkence bir hâlidir ki o yakar kavurur insanın içini .. Anlatmaya kalksa kelime bulamaz, tarif edecek en ufak e tasviri olmaz lâkin sadece hisseder .. Öyle bir hâl bendeki de .. Bilmediğim, tatmadığım şeyleri özlüyorum .. Ne tuhaf .. Ne saçma .. Böyle zaman zaman aklıma gelen şeyler oluyor kelimelere dökemediğim ama kalbimi sıkıştırıyor .. Aslında dile getirebilsem bu histen kurtulacağım ama ne mümkün .. Anlatamıyorum, tarif edemiyorum .. İçimde kan revan şeyler var bir türlü ete kemiğe bürünemiyor ..




Aslında o kadar acı şeyler var ki bir yanında bişeylerin .. İnsan bir dönem hayatına değmiş geçmiş insanları, olayları hatrlayamıyor ya çok fena bişey .. Biraz yolculuk yaptım zaman tünelimde geçmişe yönelik .. Ufak tefek şeyler not düşmüşüm, isimler, resimler gizli saklı kalmış .. Ama ne kötü ki şimdi hatrlayamıyorum bir türlü .. Hafızama savaş verirken çıldırasıya ağlayasım geliyor bir yumruk var oturuyor öyle boğazıma bir yere .. Boğuyor sanki beni .. Ne yaparsam yapayım olmuyor atamıyorum geçmiyor bitmiyor .. Oysa ne çok isterdim bir yerlerinden yakalayabilmeyi .. Kızgın demirlerle dağlansın gerekirse, kıskaçların arasına sıkıştırılsın istiyorum belki en ufak bi ipucu olsun diye ama ne mümkün .. Olmuyor işte .. Hatr'ımdan çıkmayan şeylere takılıp kalıyorum böyle olunca da .. Acı çekiyorum, kendimi yiyip bitiriyorum, içinden çıkamıyorum ..




Aslında yazmak istediğim, döküp saçmak istediğim onca şey var ki kendimi aşıp dökemiyorum .. Ağırlaştıkça ağırlaşıyor .. Yoksayayım diyorum o da olmuyor, dinsin istiyorum ne çare olmuyor ve ben yine bişeyleri olduramıyorum .. Ne kadar çabalasam da olmuyor, herşeyi feda etsem yine çözümü olmazmış gibi, karmaşık denklemmiş gibi .. Uzun zaman var ki; şöyle yastığa başımı koyup sızıp kalamamıştım bu akşama kadar .. Güzel bir duyguymuş birkaç saat dahi olsa da .. Belki ağrıların yoğunluğu yarıyor insana bazen .. O kadar farklı bir ağrıya direniyor ki bedenim şu birkaç gündür .. Allah'ım dayanmam için sebepler ver ağrılarıma diye dualar ekliyorum peşpeşe .. Zihnim o kadar dağınık ki; toparlamakta çok zorlanıyorum .. Bir dd dalga geçer gibi şeyler çıkınca karşıma yine de şükürler olsun .. Şu girdabın bir yerinden çıkma gücü bulabilsem, yeniden birşeylere adım atabilsem şöyle bir sorunsuz şekilde .. O dönüm noktası olsa, kırılsa makus talihin zincirleri .. Bir hayr çıksın karşıma artık, değişsin değişme ihtimali olmayanlar azıcık da olsa .. Bu da an'ın resmi olsun anlamsız göründüğü kadar anlam barındıran, karmaşıklığın faturası olsun, öylesine dizilsin cümleler peşi sıra .. Şimdi öylesine olduğu kadar öldüresiye birşeyler !.. Tükenen cümlelerim bir yerinden anlamlanmaya başlasın yeniden .. Tarihimin tozlu raflarında bir gün rastgeldiğimde şu cümlelere acım dinmiş olsun .. Eyvallah diyebileyim yeniden birşeylere ..



GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
09Kasım'14 .. 03:13 ..

6 Kasım 2014 Perşembe

.. ATTIĞIMIZ HER ADIM BOŞLUĞA DEĞİL, BİRBİRİMİZE GETİRSEYDİ BİZİ !..



Bak gördün mü ne oldu .. Ortak derdimiz bitti, kaderdaşlığımız sona erdi, hüznümüzü bıraktık bir yana, adlarımızı dâhi düşürmüyoruz artık .. Ne geçti elimize, ne kaldı kâr yanımıza, apayrı hayatlar, farklı muhabbetler, yabancı sesler .. Saydım iki koskoca ay ve üstüne on dokuz gün daha .. Bir mevsim geçmiş üstüne de .. Kaç farklı şehre adım attım o zaman zarfında saymak istemiyorum .. Kilometre hesabına vurursam ayrı kaldığımız zamanlarda, aynı şehirde nefes almak bile nasip olmadı .. Korkarım bir zaman sonra o da olacak ve ben her saniye salağı oynamaya devam edeceğim .. Biliyorum attığım her adımda bir parça daha uzaklaşacağım senden .. İtiraf etmek gerekirse, düşman safına koyulduğum olmuştur birileri tarafından ve fakat ben en sevdiğim senken, gönlüme düşman eyledim seni .. Oluyormuş .. En sevdiğin en azılı düşmanın olabiliyormuş iç aleminde ..




- Hissizliğimden dem vurduğum olurdu eskiden .. Hissetmemek bazen iyi yanı oluyormuş .. Yani hissetmemek fiziken değil, ruhen .. Birkaç zamandır geçmeyen bir hâl var üzerimde .. Ve bunları hatr'ımda kalsın diye not düşüyorum .. Yine karşılaşırsam böyle bir durumla diye, yaşamışım diye farkında olayım .. Günün üçte ikisini uyuyarak geçirdiğimden belki algı tarafı işlev görmüyor benliğimin .. Anlık kopuşlarım olurdu önceleri ama böylesini ilk yaşıyorum .. Beynimin devre dışı kalan bir yanı var sanki ve o tarafı nasıl bir uyuşmaysa, hiç geçmeyecek gibi bazen .. Devrelerim yanıyor dünyadan kopuyorum .. Ayaktayım ama hareket eden ben değilim gibi, vücudum benden bağımsız hareket ediyor, yer ayağımın altından kayıyor ben öylece duruyorum sanki .. Elim ayağım buz keserken, tüm vücudum cayır cayır yanıyor resmen .. Ameliyat kesiğinin olduğu noktadan tüm beyin hücrelerime kadar geçmeyen bir ağrı, beynimin zonklaması cabası ve en fenası ne kadar zaman geçiyor öyle bilmiyorum .. Gün içinde birkaç defa aynı hâlleri yaşıyorum .. Kaide de hiç değişmiyor hâlâ doktor randevum olduğu günün bir gece öncesi uyku girmiyor gözlerime .. Bu sefer ertelemek, savsaklamak hiç değil durum ama kontrole gidecek derman bile bulamamak bedenimde .. Ölü gibi kendimi yatağa atıp, saatlerce kendimin farkında olmamak, elimi kolumu dahi kıpırdatamazken, sonrasında hiçbişey yokmuş gibi kendime gelip, rutin şeyleri yapmaya devam ederken bir anda yine kendimi yatakta bulmak .. Nedeni çok basit bu sefer ki dökümlerimin, tam son engeli aşmaya çalışırken; korkulan şey başıma gelirse, o zor olur altından kalkamayabilirim, toparlayamayabilirim bu sefer düşüncesi .. Belki ondandır kontrollerimi geciktirmem, kötü giden şeyler olursa diye azıcık erteleme .. Daha geri dönülemeyecek şeyler olursa diye korkudan bir yandan da doktor kontrolündeyim .. 





Şimdi birine anlatsam bunları gelecek cevap yine şaşırtmayacak .. Çok ağır şeyler ameliyat, tedaviler, ilaçlar, takviyeler atlattın, çok zor süreç geçirdin, sinir stresten böyle olmuşsundur, sigarayı bırakmandan kaynaklanıyordur gibi şeyler olacak biliyorum .. Ki en ufak sallantıda olduğum halde aynı şeyleri duyuyorum .. Nedeni sigarayı bırakmaktır inşallah ki; sigara içilen ortamda bulunmadım şu haftalar içerisinde pek, öyle olsaydı bu akşam canım çekerdi dayanamaz yakardım belki bi sigara ama canım istemiyor hiç, aslında ne canım istiyor artık hiç bilmiyorum .. Hiçbişey yapmak gelmiyor içimden, sokağa çıktığımda biraz mesafe katedip yürümeye kalksam düşüp bayılacakmışım gibi, ses duymak istemiyorum hiç, kendime gelemeyecekmişim gibi .. Hiç bilmiyorum aslında neden böyle ve en önemlisi hâl çaresi nedir .. Şu düzlüğe çıkayım, son engelleri aşayım düzenli bir psikolojik destek sürecim olacak Allah izin verirse .. Süreci yaşarken almak istemedim o desteği, zehrimi akıtmam için gerekliydi bana göre bu .. Biraz da kendi kendime terapi aslında burası benim için .. Dile getiremediğim, anlatamadığım şeyleri dökme hâlim, kendi kendime kaldığım, artıları eksileri hesaplama sığınağım .. -




Şu saatte ne hâldesindir, ne yapıyorsundur kimbilir .. Ben bu hâldeyim bil diye döktüm içimdekileri .. İsterdim ki sadece sen bil, sana varsın yazılan cümleler, yalnız senin gözlerin değsin ve endişelerime ortak ol isterdim .. Ben ezilirken birşeylerin altında senden güç alayım, desteğini ta içimde hissedeyim .. Birazcık dağılmaya kalksam kendi kendimi toplamak zorunda olmasam ve maskemi kaldırsam isterdim seninle .. Ne acı en ağır şeyleri yaşarken hep bir mesafe vardı aramızda, sessizce uzaklaşırdık birbirimizden .. Ama seslerimiz değince birbirine ne kırgınlık ne dargınlık ne sorun ne sıkıntı hiçbirşey kalmazdı ki varsa başka problemlerimiz onlar bile çözülüverirdi sihirli değnek değmiş gibi ..




Olsaydın, kanlı canlı senle paylaşsaydım tüm dertlerimi, ortak acılarımıza yansaydık gene, canı yandığı yerden yansaydı diğerimizin canı .. Attığımız her adım boşluğa değil, birbirimize getirseydi bizi !.. Başarabilseydik dimdik durmayı, aslanlar gibi ardında dursaydık verdiğimiz sözlerin en çok da bu kadar acıtmasaydık, yaralanmasaydık birbirimizi, kötü hatıralar değil güzel zamanlar düşseydi hep hatr'ıma .. Yine erkenden uyumalarına kızsaydım, cevabı gelmeyen mesajlardan sitem etseydik birbirimize, iki dakika dâhi olsa duysak sesimizi yeterdi .. Ama şu koca boşluğu yerleştirmeseydik hayatımızın, hayallerimizin orta yerine .. Ne siler götürür bunca yokluğun acısını, ne kapatır bu koskoca boşluğu ve ne zamana yazılmıştır yazgımız birlikte ?.. Cevabı ne ağır, ne acı .. Hiçbirşey, hiçkimse, hiçbir zaman .. Eyvallah olsun buna da ..





GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
06Kasım'14 .. 03:59 ..



3 Kasım 2014 Pazartesi

.. NE KADAR SEVİLSE DE; BİR GÜN VAZGEÇİLİP, FEDA EDİLMEYİ GEREKTİRİR SAHİP OLUNANLAR, DAHA BÜYÜK YARALARA ENGEL OLMAK İÇİN !..



Bırakmak istiyorum .. O kadar çok şey vardı ki bırakmak istediğim yavaş yavaş adım attım .. Ve başlamak istediklerim de aynı zamanda var .. Önce hayatımı geri aldım sanallıktan, yalanlardan, dolanla örülü yanlardan, şükürler olsun adım adım sağlığıma kavuşma gayretindeyim, hiç bir sorun kalmadı sapsağlamsın cümlelerini duyacağım zamanlarda gelecek inanıyorum .. Sonra bana kötü gelen şeylerden uzaklaştım, beni geri çeken isimleri yok ettim hayatımdan .. Sıra sigaraya geldi .. Zorlu bir mücadeledeyim, en zor olan kısmı atlatmaya çalışıyorum haftaları devirdim, ayları hatta yılları devirmek de nasip olur inşallah .. İrade kısmından hiç söz etmiyorum bile .. İnsan en sevdiklerinden de vazgeçmek zorunda kalıyor .. Zorlansa da, acıtsa da, yaksa da, yıksa da .. Sanıyorum dört küsur yıldır elime almadığım fırçayı aldım, darbeler vurmaya başladım tuvale .. Ne ortaya çıkacak düşünmeden, nasıl yapacağımı bilmeden devam ediyorum .. Yürümeyi öğrenmeye çalışan bebeğin emeklemesi gibi ama olsun varsın koşacağım günlerde gelecek Allah'ın izniyle ..




Bir yerden başlamak gerekiyormuş hayata, kaybettiklerine bakıp zaman harcamaktansa bugünden itibaren yeni şeyler biriktirmeye başlamanın dayanılmaz hafifliği var üzerimde .. Nicedir ihmal edilen kitaplar var misal okunacak, hayli zamandır izleyemediğim filmler dizdim sıraya .. Seha Okuş sesinden Hasretinle Yandı Gönlüm dinlerken rast geldiğim 1972 Yapımı Dönüş'le dönüş yaptım zevk aldığım şeyler yapmaya .. Gün geçtikçe güzel şeyler dökülecek inanıyorum ve güzellikler oldukça da sığınağımda yaşayacağım mutluluklarımı Gece Nöbetinden Mektupları'mda .. Sık iç dökümü yaptıkça uzun zaman, aylar içime çekilme hâlim olurdu .. Artık öyle değilim .. Yorgunluklar olduğu kadar dinginlikte var hayatta .. Düştüğü kadar kalktığı da oluyor insanın ve güç bulmak için sebepleri kendisinin bulması gerekiyor .. Nihayetinde kendim için, kendi isteğimle, birileri ortak olsun telaşı yaşamadan adımlar atıyorum ben .. Takdir görmek ya da eleştirilere kulak asıp vazgeçmek de değil niyetim artık .. Her ne olursa olsun, nefesim üstümde oldukça, imkânlarım elverdikçe zaman zaman ihmal ettiğim sığınağıma daha çok özveri göstereceğim, değer vereceğim, zaman ayıracağım .. En kadim dostum benim başka kimim, neyim var ki derdimi paylaşacak .. Olanlar varsa da bir gün çekip gidiyor ardına bakmadan sığınağım her daim olduğum gibi kabulleniyor, yargılamadan, sorgulamadan .. Çünkü dili yok olsaydı da yaralamazdı beni eminim, acıtmazdı birileri gibi ..



Birilerinden yardım almadan, eksik kalan kısımları tamamlama gayretindeyim .. Muhtaç olduğum şeyler başkalarında değil artık biliyorum, tüm beceri kendi ellerimde, yüreğimde, benliğimde .. Gayrısına ne hacet ?.. Uzun zaman buluşmadığım bir dostumla buluştum bu akşam senelerdir kahrımı çeken bilgisayarımla yani .. Ne anılar saklıymış içinde, neler sığdırmış içine de emanetlerime ilk günkü gibi sahip çıkmış .. Uzun zamandır ihmal ettin diye naz bile yapmadı .. İhtiyacım olan tüm anıları sakladığı yerlerden çıkardı .. Esasında 3-4 fotoğraf alıp çıkmakta niyetim .. Ankara'nın soğuk zamanlarında bir buluşmaya şahitliğin delili niyetine saklanılanlara ulaşmaktı .. Sorulsa ne zamandır birbirimizin hayatındayız sorusuna cevap bile bulamayacağımız çok uzun yıllardır birlikteymişiz hissine sebep, Seslerin Resmi'ne imza atan, bir dostu olacaksa insanın en dik en sağlam olanından Elif olmalı dediğim ve zerre pişmanlık yaşamayacağımızı hep istediğim, dua ettiğim dosta ulaştırılmak üzere aldım emanetlerimi ..




Tevafuk olduğuna inandığım bir kayıt da çıktı karşıma hiç o zamanlara ait kayıtların olduğunu bilmeden .. Sızısı ilk günkü gibi içimde duran bir kayıpla buluşturdu bu gece beni .. Yarım Kalanlara Rağmen diye diye başlamışım söze, yarım kaldıklarımıza, yarım bıraktıklarımıza ithafen; dokunsalar ağlayacak kadar hüzün yerleşmiş sesime .. İnsanın canı nasıl yanar, acı ilmek ilmek nasıl işlermiş içine dudaktan dökülen cümlelerle an be an yaşadım kaç sene sonra hem de kendi sesime yerleşmiş hüzünle, kendi cümlelerimle .. O yumruk aslında hiç kalkmamış benim boğazımdan, kalbimin üstüne oturan taş öylece duruyormuş .. Özlemek damarlarını çekiyormuş insanın, kanına karışıyormuş o zehir .. Kendi kalemimden çıkma cümlelerin ağırlığı altında ezildim .. Karşıma çıkan birkaç tanesi bile vurmaya yetiyor .. Peşpeşe vurunca dudaklarında yarım kalan gülümsemeyi bile dondurabiliyormuş hatta .. Gördüm, vurulduğum yerden vurdular seni de !.. Tekerrür ediyormuş tarih, vurulduğu yerden defalarca vuruluyormuş insan .. Adın o kadar eğreti duruyor ki artık dudaklarımda, dökmeye kıyamadığım zamanlardan utanıyorum !.. dediğim zamana saygı duyuyorum .. Vakit geçsin diye yaşıyorum, öyle amacım falan da yok yaşamak için .. Vekaleten nefes alıyorum, Allah'a emanet yaşıyorum .. Diyecek kadar vazgeçmişliğimin zirvesinde gezinirken halen aynı kan dolaşıyor damarlarımda .. Bu kadar güzel el olur mu, bu kadar güzel el olunur mu ?!. Diye ta o zamanlar sormuşum ve bugün bu soruyu tam da gözünün içine sokup, iliklerine kadar hissetmeleri için haykırmak istediğim bedenlerin yoksunluğunu yaşıyorum hayatımda ..




Ömr tüketiyor insan günden güne .. Kaybettiklerini unutmuyor asla ama nankör davranıyor zaman .. Elinden aldıklarının acısını hafifleterek dalga geçiyor sanki hayat .. Seyyah oldum ömr'ler biriktirdim, ses oldum hikayelere ortaklık ettim, kalem oldum gözyaşı dökt(ürd)üm !.. Ama bir ben olamadım bu yalancı alemde !.. Verdikçe daha fazlasını istiyor hayat ve insanda bundan cesaret alıp, göz dikiyor hep bir fazla çalınabilecek tebessüme, mutluluğa, huzura .. Zira ikinci el hayatlar yaşıyoruz, az kullanılmış sunuluyor, elimize veriliyor da kırık dökük adam etmeye çabalıyoruz elimizden geldikçe öyle emanet ediyoruz bizde sonrakilere .. Sıfır kilometre sahip olan çıkmadı daha karşıma ve zaman dolsun diye bekliyorum az kullanılmış elime kalan için .. Bir adım sonrasını yaşadığıma yetişmeme az zaman kaldı ki dilerim diner o zaman sağanak yağmurlar, bir yerinden güneş yüzünü gösterir .. Kaybettiklerimin geri dönüşü olmayan kısmına gecikmem umarım .. Çünkü giden geri gelmiyor ve hatr'ıma yer ettiği gibi toprak geri vermiyor aldığını .. Neyi zamanında yaşadım, mücadele etmeden zamanında yakaladım birşeyleri, tedavüldeyken payıma düşeni aldım diye düşününce daha çok sarılıyorum dualara bu sefer geç olmasın diye ..





Âh !.. Diyorum içimden defalarca, durmaksızın, alabildiğince, olabildiğince dile getiremediklerim, cesaret edemediklerim, kafa tutamadıklarım için .. Alayının varlığını feda etsem bir sen geri getirse bana desem de fayda etmiyor, dünyaları versem de mümkün değil işte .. Heybesine yeterli azığı alan yol alıyor, hızlı gidiyor ki; buluşacağımız durak ne kadar mesafe de bilemiyorum, kestiremiyorum .. Çok şeyi kaybedeli beri, getirileri yaşıyorum .. Ne getirir bilinmez yarınlar .. Hayr'lar getirsin, hayr'yla gelsin diye de ne dualar ediyorum .. Bir yanım yorgun bitkin, bir yanım daha yeni dinginliğe erişmişken; güçsüz görünme zamanı değil bu zamanlar .. Her zamankinden sağlam toparlanmalar gerektirir ki; sevindirmemeli düşüşü bekleyenleri .. Hem ne zaman kolay oldu ki ?.. Bundan sonrakiler içinde harfiyen geçerli herbirşey .. Ondandır; tökezlesem dâhi yere kapaklanmamak için yara bere içinde kalan yerlerimi siper etmem !.. Ne kadar sevilse de; bir gün vazgeçilip, feda edilmeyi gerektirir sahip olunanlar, daha büyük yaralara engel olmak için !..



GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
03Kasım'14 .. 04:05 ..





2 Kasım 2014 Pazar

.. YİNE ZİHNİM OYUN OYNUYOR VE BEN BİR ADIM DAHA UZAKLAŞIYORUM BİRŞEYLERDEN !..



Sevmek ne zor, ne ağır, ne acı .. Ayrı gayrı düşmek bir o kadar boğazı düğümleyesi .. Zaman aşımı sonrası seslerin birbirine değmesi ne buruk ve üzücü .. Bir zamanlar sesini duymadan güne başlamadığın, geceyi sabaha erdirmediğinin gün geldiğinde sesine yabancı olmak .. Tanıdığının aksine cümleler duymak sesinden ve külliyen farklı biriyle karşılaşmak yorucu sadece .. Hem ruha, hem bedene, hem zihne yük demek bu .. Tanıdığını sandığın sokaklarda kaybolmak, her bir köşesinde adımladığını bildiğin arka sokaklarında çaresiz kalmak diyebilirsin adına .. Uzun zamandır tadına bakmadığın yemeğin bu sefer lezzetinin bir başka gelmesi hani genzi yakar gibi, tuzu fazla gelmiş olmalı ki yemekte tuz kullanmadığını bilmeyen ellerden çıkmış sanki o yemek .. Servisi bile ters açmış olmasından da anlamış olman gerek ilk anda ..




Gizli saklı köşelerde saklandıkça, uzaklaşmanın vermiş olduğu bir sonuç olabilir belki .. Tanıdık sesin bu sefer yabancı bir numaradan sana ulaşması zor .. Önceden rehberimden numara silmek zor gelirdi bana .. Sanki sonsuza dek hayatımdan yolluyorum gibi gelirdi o ismi .. Şimdilerde zorlanmıyorum numara silmek hatta bir adım ileri gidip numara engelleyerek devam ediyorum .. Yanı sıra engellenebilecek bilumum yerlerden de sırayla gidiyorum .. Sağlam gerekçe bulmaya çalışırdım önceden kendime engellemek için, nihayetinde kesin bir şekilde yok olması demekti, sesi sesime değmeyecek, iki satr kelâmı ulaşmayacak artık ve ortak bir noktamız kalmayacak ve ortak birşeyle hemhâl olamayacaktık .. Olsun varsındı, bir yerlerde nefes alsın da benden uzak olsundu bazı hislerimi kaybettiğim isimler .. Acımasız geliyor bazen kendi kendime engel listeme bakınca ..




Çok şey öğrendim ben hayata dair bir anda .. İçimdeki çocuk yanımla bakıyormuşum herşeye eskiden .. Daha öncesinden öldürmediğime pişman oluyorum o çocuğu .. Çünkü onun yaşadığı her an ben bağlı kalmışım geçmişe .. Affetmem daha kolaymış birilerini ve kırılganlığım, alınganlığım daha fazlaymış .. Şimdilerde bakıyorum da kırıldığım anlar daha az .. Muhasebelerim hep geçmişe yönelik, yakın zamandan yaşadığım şeyler hiç yok .. Her muhasebe sonunda kapattığım kalemler var artık başarabiliyorum .. Alacaklı olduklarım da ısrarla içimde tüketip bitirmediklerimden .. Son devirleri yapıyorum aslında biliyorum, kapanması da çok uzun zaman almaz .. Uzatmaları oynuyoruz golü atan kazanır demiyorum; nasılsa golü yesem de kazandığım şeyler olacağına adım kadar eminim ..


_____________________________________________________



Çıktığım yolun, birlikte ulaştığımız yerinden sonrasında gelme sakın ..
Düştüğüm yerlerde kendim kalkabilirim uzatma elini ..
Boş yere kandırmışım kendimi, umut bağlamışım sağlam olmayan gemilere ..
Fırtınaya karşı gelmek şöyle dursun, ardımızdayken bile alabora olmuş teknem ..
Bilirim son sözü dalgalar söyler hırçın denizlerde ..
Lâkin boğulmaya niyetim yok daha, boğuşmaya dermanım var ..
Sımsıkı kapadım ya gözlerimi görmemek için, biliyorum açınca bitecek kabuslar ..
Ölü toprağı atılmış hayatımı silkeleyeceğim, güneşle yıkayıp, asacağım ardı dağa, önü denize bakan yerlerde ..
Aklımın kaldığı yerlerden çekip alacağım, eksik kalan yerlerini tamamlayacağım hikayenin ..
Yalan değil, bakışlarım hayallere dikilmiş, gerçeği yoksaymış ..
Derinlerden bir yerlerden duyuyorum sesi, uzak değil ..
Nihayetinde gitmediğim, görmediğim her yer gurbet ..
Kalbim buz gibi havalarda esir kalmış, güneşe hasret ya ..
Gidiyorum hayallerin ortasından gerçeğe ..
Vuslata vuruyor zamanlar hissediyorum ..




İtiraf edemediklerimin acısı oturmuş içerime ..
Suçluları bulmuşluğun sızısı daha sıcacıkken; ifşa edememişliğin ağırlığı omuzlarımda ..
Sessizce uzaklaşmanın cevabı bugün açıklanamazken, bir gün anlaşılır mı ?..
Mevsimler hızla yer değiştirip, tarihler birbirini kovalarken, unutulur mu bir yerinde hızına yetişip ?..
Karanlıklar aydınlığa kavuştuğunda hangi birisi yer alır bugünkü acıların ?..
Bir yanı ölüm bir yanı zulüm olan hayatın güzelliği kaç arşın sürer ki aslında ?..
Ne kadarına yeter bir ömür, ne kadarına yetebilir yetişebilir insan ?..
Beraber olmam olamam dedikleri hayatında yer ederken, arada yaşanan sıkıntıları kim hatrlar ki ?..




Eskiyormuş her insan nihayetinde yenilerine yer açılsın diye ..
Israrla giyilen, en sevilen ayakkabının eskidiği gibi ..
Sahip olmak için çaba harcanan, sabredilen elbiselerin eskiyince yüzüne bakılmadığı, sadece toz bezi işlevi gördüğü gibi ..
Nerde görülmüş ömür boyu eskimeden kalan eşyalar ..
Antika diye değer görenler hariç, hangisine yeterli değer verilmiş ?..
Yıllar yılı aynı sesten dinlenilen şarkı bile vazgeçiliyor yeni bir sesten dinlenince eskisinden ..
Elbet her insan da vazgeçiliyor bir gün,
Hangi kitap yazıyorsa ayrılığın olmadığı sevmeleri, ömürlük yol arkadaşlığını külliyen uydurmadır ..
Merak ederim düşlerle gerçeğin bir arada yaşandığı hayatlar var mı diye ..
Gözünü açtığında devam eden, kaldığı yerden yaşanan ..
Olmaz denilen olur, başa gelmez denilen herşey elbet gelir de,
İnsan kendini vuracağı bir dağ bulamaz ..
Dillere destan da bir hikaye kalır geriye ..
Düşlerle gerçek işte o zaman düşman olur birbirine ..


___________________________________________________



Biraz daha çok ağlıyor birkaç gündür şehir .. Ne derdi var da kendini bu kadar sert vuruyor yağmur kimbilir .. Derdi hiç azalmıyor mu acaba .. Nasıl da bu kadar dermanı kalıyor ki .. Durmaksızın bırakıyor kendini dağa, taşa, denize, toprağa .. Teselli eden olmadığından mı, teselli yeterli gelmediğinden mi çaresizliği .. Bir umut diyor belki anlayan olur yordum kendi kendine .. Ellerimi uzatıyorum pencereyi açıp .. Avuçlarımda biriktirdiğim damlaları izliyorum, ben baktıkça küçülüyorlar, bakışlarımla öldürüyorum sanki onları ve yine teselli bulamayıp çaresizce boşluğa adım atıyorlar .. Sonrası tanıdık düşünceler, anlamını yaşatıyor .. Ben de teselli bulamadıkça boşluğa düşüyorum işte ..




Tüm bunlar yine bir yanılsama sanıyorum .. Öyle olmasaydı, susmuş olurdu beynimdeki sesler ve birkaç saat öncesine kadar yaşananları yoksaymaya başlardı zihnim .. Yine zihnim oyun oynuyor ve ben bir adım daha uzaklaşıyorum birşeylerden !.. Dün çok sevip, bugün daha az sevdiklerimden ya da artık sevmediklerimden, çok önemsediğim halde önemini kaybedenlerden, başarısızlıkla sonuçlanan denemelerimden, yaşarken özlediklerimden misal, ne bileyim olmasını istediklerimden, sanırım acılarımdan, yazmak istediğim şeylerden, konuşma çabalarımdan ve birçok şeyden git gide uzaklaşıyorum .. Ve buna yardım edenlere de en sağlam yerinden bir eyvallah bırakıyorum, kabul etsinler .. Etsinler ki kolaylaştırsınlar işimi ..



GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
02Kasım'14 .. 03:38 ..