11 Kasım 2014 Salı

.. ÖYLE ASIL VE ASİL DOSTLAR YOLCULAMIŞIM Kİ SONSUZLUĞA, ARDA KALINMIŞLIĞIN PÜR TELAŞIYLA TÜM BU KİRLENMİŞLİKLER !..



Baharın ilkinde dünyaya gelip - Mayıs ortası - baharın sonunda kaybettim - Kasım - en sevdiklerimi .. Nerden baksan, neresinden baksan hazan mevsimi .. Peş peşe fütursuzca gidişler dönmeksizin geri .. Ve yadigâr acılar aynı yerinden tükenmişlikle .. Sessiz sedasız, vedasız gidişler .. En onarılmaz hatıralar kaldı yanıma, en iç yakan köşesinde durur hâlâ ilk günkü gibi .. Öyle asıl ve asil dostlar yolculamışım ki sonsuzluğa, arda kalmışlığın pür telaşıyla tüm bu kirlenmişlikler !.. Hâlime nedenler aranmasın, biçilmesin üstüme yakışmayan giysiler çünkü en deli çağlarımda vurulmuş uçurtmam .. Yoksayılan bir geçmişin, geri dönülmez yanları birikmiş heybemde .. Cümlelerimi süslemişim kırık alfabemdeki harflerimle !.. Her şair biraz sahtekârdır'ın ispatı olmak istemedikçe merkez üssü olmuşum .. Sormasınlar hâl beyanımı; en son öldüğümden beri kalıntılarla yaşıyorum .. Kendini aklamaya çalışanların yanında sahtekârlığımın esâmesi okunmaz; lâkin en derin âh'larım asılı boyunlarında sahtekârlığıma sebep olanların !.. Bu dünyada ödedikleri her bedel için şükretsinler benim gibi, âhirete kalırsa âh'larımdan tanıyacaklarım var ..



Ne kolaydır oysa cevap vermeyeceğimi bile bile sallamak ardımdan .. Susuyorsam asaletimden değil; kinimin edebimi aşmasından, isyana varmaya korkumdan !.. Bir ölünün ardından ne kadar cevap hakkım olur ki ve ne acıdır hâlâ bir ölünün dostu olmak ?!.. En ufak cümlemin ona değmeyeceğini, değemeyeceğini bile bile bunca zaman sonra neden çıkar karşıma satrlar ?.. Ölüm acısı sinsidir, yavaş yavaş yayılır insanın damarlarından .. Ve zaman geçer anlarsın ki daha derindir artık izlerin, ne acıdır bir türlü kabuk bağlamaz .. Kanadıkça kanar, yakar kavurur, dağlar yüreğini ve elinden en ufak birşey gelmez .. Sene-i devir öyle zordur ki, hâlâ kabullenememişken gittiğini, anca avunursun geçen sene bu zamanlar cümleleri ve fotoğraflarıyla .. Bir zaman sonra onlar da teselli vermez; özlersin işte muhabbetini, gülüşünü, derdini, suskunluğunu bile .. Nefes alsın varsındı; bilmek yeterdi, nasıl olduğunun önemi olmadan .. Bir taş oturur yüreğinin tam orta yerine kalkmak bilmez .. Yaşadığın en ufak bir sıkıntıda, can yangısında " Ölüm Var " aklına gelir utanırsın tüm hissettiklerinden !..



Geldi yine kasım .. Götürdüklerini geri vermeyecek biliyorum, acısını da o kadar derinden hissediyorum .. Teselli için gelenleri de bir Temmuz gününde yitirdim .. Adım gibi biliyorum ki; bu acının adı ihmal, pişmanlık, geç kalınmışlık ve dahası ne sıfat varsa alayı .. Bugün yarın derken kaybedince farkına varılan ihmal .. Geç kaldım ben birçok şeye öyle ağır ki sorumluluğu; hep erken gitmeye, yetişmeye, bir adım önden adım atmaya çalıştım sonrasında ama nedense onu da başaramadım .. Hangi birini başarmıştım ki bunu başarayım .. Çaresiz bekleyiş sonrası işte mahşeri, yaralarımızdan tanıyacak sağlam dostların varlığına inanç !..



Bir de geç kalınmış olmam var .. Herşeye geç kalamaz insan, geç kalanları da olur .. Geç kalındıklarım vicdanını rahatlatmaya çalıştıkça bir o kadar uzağa düşüyor yolum onlardan .. Nasıl bir öfkeyse dinmiyor, içim soğumuyor bir türlü .. Çünkü hani dua'lar değecekti sadece üstüme bir zamanların sevilmişliğinin mükâfâtı olarak ve sevmekten vazgeçilmeyecektim ?.. Yanlış olan neydi ?.. Ben külliyen yanlışsam nasıl adıma dualar biriktiriliyordu vaktiyle ?.. Yoksa gerçekten tam da o kadar saf, salak mıydım da, o kadar sahici sanıp, o kadar gönülden mi inanmıştım ?.. Âh'lar biriktiriyorum gün be gün, öyle büyüdü ki içimde satrlara emanet etmeyi uygun buluyorum .. " Acı bir elveda'dır arda kalan " yol harita'm olmuşken; pusulamı nerde kaybettim de yolumu bulamıyorum ?.. Kişisel tercihler üstüme yük ediliyor ve hangi günahıma kefaret olacak acaba gıyabımda kurulan cümleler ?.. Ne acı değil mi : Bugün düşman hanemizde adı kazılı olanların, dün dost hanemizde adı geçmesi ?.. Ayrıca; ne cüret ki elemeler yapılırken, eleğin altında kaldıkları hâlde en doğru onlarmış gibi poz kesmeler ..




'Bir Delinin Seyir Defteri ' diye yola çıkarken, ömürlük yol hedefledim ben .. Dün, geçmiş, bugün diye kısıtlamadım, kategorize etmedim .. Dün kaybetmişliğim, bugün acılarım yer aldıysa sayfalarda, yarın bir gün mutluluklarım olur elbet .. Hayatın her anı bir değil, güneş bir yerden doğar elbet işte o zaman kapı eşiğinin dışında kalanlar uzaktan izler mutluluğumu .. Sabr'ediyorum ısrarla .. Şimdilik müsade ediyorum, hesabı kilitlemeyip acımı görsünler diye lâkin kaderimin değiştiği noktayı yaşadıktan sonra tamamen devre dışı kalacaklar ve ben o zamana kadar umarım ki affedebilmiş olurum o isimleri ve üzgünüm bugün de affedemeyecek sebeplerim oldu ..


____________________________________________________________


Saymak isterdim gidişinin ardından ay ay, hafta hafta, gün gün, saat saat hatta dakika ve saniyeleri ..
Yapamadım, beceremedim, sâdık olamadım yokluğunda geçen zamana affet ..
Öyle saçmalıklar silsilesiyle doldurdum ki hayatı; değmeyecek insanlar uğruna sensiz geçirdim günlerimi ..
Sensizlik deniyor adına yok öyle bir şey aslında ..
Yâdigar kalanlar var kıyıda köşede kalan müzikler, tozlu raflarda saklı kitaplar, keşfedilmemiş filmler ..
Oysa ne üzülürdün bilsen, görsen öyle olduğunu, yaşadıklarımı, boş geçen zamanları ..
Sesimiz değmeden birbirimize günü bitirmezdik, bir iyiyim mesajımız ulaşmadan gözümüze uyku girmezdi ..
Ben ki asil acılarımla meşgul olmak yerine, kaç gecelerimi feda ettim, unutmuş gibi davranarak, gündelik telaşlara düştüğümü sanarak !..
En ufak vicdan azabı duymamam da ne tuhaf, ne acı, ne saçma ..



En acısı da ne aşamada olduğumu bilemediğim şeyleri hatrlamaya çalışıyorum ..
Unutmak isteyip, unutamadıklarım cabası !..
Öyle tutunacak dala ihtiyacım olduğu zamanda, tek bir şey'le yıkıldım ama birkaç şeyle tutundum hayata bil istedim ..
Yoksayılmış, engellenmiş, bitmiş, susturulmuş seslerin çıkardığı çatlak seslere ne kadar yer verilir ki artık ?..
En fazla kendi sokaklarında, rahatsız edici sesler çıkarırlar bir süre sonra susmak zorunda kalırlar değil mi ?..
Ne elzem'din oysa sen ömrüme !..
En olman gereken zamanda, yerlerde yoksun ya,
Beraber, aynı yerinden yürüdüğümüz kaldırımlarından hayatın, ben düşmeden geçtim de sen nasıl tökezledin, yerle bir oldun ?..
Öyle zor ki; yol arkadaşını feda edip yürümeye devam etmek ..
Toprağa verdiğin yanının acısını hep sol yanında taşımak ve hiç azalmaması aksine artması ..


Anıların sonsuza dek en unutulmaz yerindedir ömrümün ..
Emanetlerin en sağlam, yıkılmaz kalelerime teslimdir ..
En korktuğum şey nedir bilirsin, her gün daha da çok dua ediyorum korktuğum başıma gelmesin diye ..
Alışılanların zorluğunun altından kalkılıyor, baş ediliyor da,
Beklemediğin yerden gelen sille serseme çeviriyor insanı ..
Bil ki; yediğim sillenin etkisiyle İhmâl etmişimdir seni ..
Ve bilirim ki; dost yargılamaz, sorgulamaz, olduğu gibi kabullenir ..
En riyâsız olduğum sensindir nihayetinde,
Neyi, neden yaptığımı en iyi sen bilirsin ..
Ondandır en çok özlem duyduğun nedir diye sorulsa;
Sen, her an sen, her dem sen, sonsuza dek sen !..
Çünkü sen benim onarılmaz yanım, merhem sürülemeyen kırığım, kabuk bağlamayan yaram, dinmeyen acı'msın !..
Bu sefer de acı'ma sağlık, acı'm sağolsun be !..


______________________________________________________________



Özlemek nedir bilmeyenlere en güzel cevap olması gerekenler vardır .. Ama haketmeyen masalara meze, muhabbetine mavra edilesi değildir benim özlemim, dinmeyen yaram .. Azalır gibi geliyor, yok öyle bir şey gün geçtikçe artıyor bilinsin .. Geç kalmamak, ihmâl etmemek, pişman olmamak dileğiyle ..


Ayrılık da sevdaya dâhilken, sonsuz ayrılık neye dâhil ?..





PS : ( Bu kısım kişiye özel mesajdır, konu başlığı açmak istemediğim için, nasılsa alır üstüne alınacak arkadaş .. Ve ayrıca bilesin ki; hiçbirşeyimsin artık !.. Açıklama sadece siteden blok yememek için, son uyarı mesajını aldığım için siteden, ondandır esasında ..

Söylemezsem içime dert olur artık bunca şeyin üstüne ki bu kadarı fazla bile artık, birkaç zamandır yaşam felsefem şudur ki; benim içimde kalacağına, karşımdakinin yüzünde kalsın ..


Muhattabım tam da sensin, o kadar cesur olsaydın, ben de o kadar cesur olur gözlerimi diker gözlerinin içine, sesimi en olması gereken tona alıp haykırabilirdim duyacağın tonda .. Hem de yan çizmeden, dilediğimce, içimden geldiği gibi .. Ama malesef tek kelime açıklama yapacak cümle, durum, olay, konu sunmadan çekip gittiğin için inan tek cümlem yok artık sana !..



Neden geliyorsun ki hâlâ bu denli suçladığın, aynı kategoride olmadığın, eleştirdiğin, sevmekten vazgeçtiğin kişinin olduğu yerlere .. Hadi anlarım hâlimi âhvalimi merak edip okumayı da; yorum düşecek kadar artık neyin kafası, yüzsüzlüğü bu demezler mi adama ?!.. Yorumlar devre dışı, onay gerekiyor ve ben ısrarla, itinayla yoksayıyorum .. Ne kadar emekse sevgi, fedakarlıksa yol arkadaşlığı, en önemlisi kurduğun cümleler kadar sağlam olmadığındandır bugün artık burdan izleyişin !.. Geç kaldın üzgünüm .. Son kez düşürmüştüm adını dilimden, ruhuna fatiha okumuştum !..


http://gecenobetindenmektuplar.blogspot.com.tr/2014/09/ruhlarina-da-bir-fatiha-okunsun-icimde.html




Yokum olduğun yerlerde, izin yok en az hayatımda .. En ufak kelimem düşmüyor, düşmez adına .. Özneler artık sen değil, üzgünüm ben sildim izlerini, izlerinizi, sen gibileri .. Değmiyor çünkü, geç anladım ama şükür anladım .. Mümkünse içinde kalsın cümlelerin, değmesin ulaşmasın, bir burası kaldı blok'lamadığım, sebebi olmasın kimse sığınağımın !.. Ki selametle, herkesin yolu açık olsun, bildiklerini, söylemek istediklerini içinde tutsun, açıklamayla ve yorum yazmaya zaman ayırmayla uğraşmasın .. Ben yorumsuzum, yokum, vazgeçildim, bu kadar !.. )





GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
11Kasım'14 .. 06:35 ..




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder