17 Kasım 2014 Pazartesi
.. GÜN GEÇTİKÇE İYİ OLUNMUYOR, YAVAŞ YAVAŞ ÖLÜNÜYOR !..
Öyle bir tükenmiş ki cümlelerim .. Kelimelerim dökülmüyor bir türlü .. Kefareti nedir, neye mâl olacak bu sefer hiç bilmiyorum .. Nasıl desem, nasıl anlatsam hâlimi, ahvâlimi içimi nasıl döksem bilemez hâldeyim .. Sorsalar kötü değilim ama bilinsin ki iyi de değilim !.. Gördüm benim gibi hüzünlü bakan gözleri, akıtılamayan gözyaşlarının asılı kaldığı kirpik uçlarını .. İntihara meyilli uç orası, vazgeçmeye meyyalim de işte tam o nokta !.. Kayıtlara geçsin, bir gece nöbetçisinin hâl beyanıdır, iç dökümüdür .. Gün geçtikçe; iyi olunmuyor, yavaş yavaş ölünüyor !.. Duyulsun en ücra köşelerden dâhi çığlıklar, sağır kalınmasın hiç bir feryada .. Ne yüksek sesli ve fakat bir o kadar suskun çığlıklardır .. Adı muhabbete düşen, meze edilen, harcanıp gidenleriz biz arda kalanlar olarak .. Sorulmasın nasıl yaşanıyor diye, en son ölmüşlüğün ardına kolay değil .. Yetmiyor nefes, yetişmiyor peş peşe olsa da .. Öyle bir çarpıntı, darlanma hâli ki; tarifi mümkün değil .. Gırtlağına yapışmış ellerden kurtulmak kuvvet ister, kendini korumak da cesaret .. Hayli zaman var oysa güçten, kuvvetten düşmüş bedenler dolanıyor sokakların kaldırım kenarlarında .. Değmiyor gözler birbirine, belli aynı yerden vurulmuş, aynı sebepten faili meçhul kalmış, on künye asılmış parmak ucuna .. Omuzları dâhi daha yere yakındır yükü ağır olanların ve usanmadan daha fazlasını kaldırmaya hazırdır garip bir şekilde .. Sorsan hiçbirinin ağzını bıçak açmaz, gözlerinden dalmaya başlar o boşluğa .. Sonrası alabildiğine yıkık, dökük, viranelik .. Ne acı aynı yerden canı yananın bir kelimesinin bile cana bedene bürünüp diğerine ulaşmaması, ulaşamaması .. Sahi en son ne zaman birini sevmişti kaybettiklerinden sonra hatrlar mıydı ?.. Hatrlamaması daha mı elzemdi kötü anları, anıları yaşamaması için ?..
- Son resmimizde ve her bir resmimizdeki o anda takılı kaldı tüm iyi niyetlerim ve omzuma yüklenmiş zorlukların acısı !.. En ağır yükün ne olabilirdi de sırtlayamayacağım kadar ?.. Hangi derdin altından kalkamazdık, hangi zorluk yıldırırdı bizi ?.. Diye sormak bile istemiyorum .. Çünkü bilirim en kanlı kavgalarda yenilmez de insan, gider bir bakışla, sözle yer'le yeksan olur .. Ateşler düşer sonra ortalığa, yangının orta yerinde çaresiz kalınca herkes önce kendini kurtarır ve hiç akla dâhi düşmez yangında kurtarılacak ilk şey !.. Yangında kurtarılacak anılarım'ız var, başının yere düşüşünü engellediğim anlar var, birlikte durduğumuz kaç gece nöbetimiz var .. Bir bilsen .. Bir benim hatr'ıma düşenler düşse hatr'ına da .. Sahi hiç mi düşmüyor güzel zamanlarımız hatr'ına, gelmiyor mu aklına birlikte güldüğümüz muhabbetler .. Sadece ikimizin anladığı şakalara şimdilerde başkalarıyla gülüyor musun sorusunun cevabının evet olmaması için bile feda edilir bir çok şey .. Seni temin ederim ki; hiç bir dudaktan dökülmesine izin vermedim sana has iki hitabın ve kimselere hitabım olmadı o iki sihirli kelimeyle .. Ve nadiren de olsa 'canım' demedim binde bir sana dediğim gibi .. Çünkü benliğim kabul etmedi öylesini .. Çöpe atılması gerekenlerin arasına konulanların arasından defalarca aldım senden hatıra kalanları ve her gün en az bir defa değdirdim ellerime, dokundum ki yokluğunda buz kesen ellerimi ısıtsın diye .. Şimdi düşünüyorum da; neye faydası var ki bundan sonra ?.. İnan hiçbirşeye faydası yok ama avunacak en ufak şey arıyor insan kaybetmiş olduğuna dair birşeylerde, kelimelerle dâhi olsa .. O olsaydı kesin bilirdi dedim bugün yine o takıldığım yerde, şey için elim gitti sormak için yapamadım ..
Nasıl bir gecenin ardına sabaha varıyorsun bilmiyorum .. Ne acı .. Ne saçma .. Gözü durmadan kayıyor telefona insanın istemsiz, bekliyor ki yollansa bile o mesajın engeli aşıp gelme ihtimalinin bile ihtimalinin olmamasına rağmen .. Kişi listesinde belli harften öteye gidemiyor malesef, olur da gözü değer adına diye, silmek her an içinden geçse de silemiyor bile işte .. Sonuna ünlemler diziyor adının, insan en çok kendisine yenilir, yenildiği zamanlarda dâhi aramasın diye .. Sorsalar adı anılmaz, sır gibi tutulur içinde, bir zaman gözünün bebeği kadar kıymetliyken şimdi itiraf bile edilemez .. Gizli bir özneyim artık hayatında adı bile açık açık söylenemeyen ve sen de en açık yaram, gizli öznemsin .. Ve bilsen nasıl özlendin .. İfşası zor olsa da; gizli özneyle haykırırım ben de adın olmaksızın ..
Ve aslında merak ettiğim asıl yere geliyorum, sormak için ısrarla beklediğim yere yani .. Soğudu mu için, rahatlattın mı vicdanını ve ardımsıra söylediklerin hafifletti mi acımızı, kaldığın yerden gönül rahatlığıyla devam ediyor musun yükü benim üstüne yükleyerek ?.. Ediyorsan ben neden hâlâ acı çekiyorum içerimde bir yerlerde suçsuz olmama rağmen ?.. Neden dindiremiyorum sızlayan yerin sızısını ?.. Hiç soğumuyor içim .. Ve bilsem ki hatalı davrandığım zamanlar olduğunu, inan ki böyle hesabı kapatmadan bırakmazdım .. Yapışırdım yakana yine de hesabı görürdük .. Sarsıntılar arasında hiç aklıma gelmemişti bir gün böyle sessiz sedasız hayatımdan gideceğini .. Ne bileyim olayların sıcaklığı geçince hep düzelirdi birşeyler, bu sefer böyle olacağı hiç aklıma gelmemişti, ihtimal bile vermezdim hatta .. Ağır geldiğinden susuyorum her zamankinden daha fazla .. O hesap hiç kapanmayacak, gün be gün açık artmaya devam edecek içimde .. Ve sen artık hiçbirşeyi bilemeyeceksin ki önemsediğini de düşünmüyorum ya neyse .. -
Diyorum ya işte; gün geçtikçe iyi olunmuyor, yavaş yavaş ölünüyor !.. Yine de eyvallah olsun, elimden, dilimden, gönlümden geldikçe eyvallah !.. Bilirim en kilit odur .. Eyvallah der susarım ziyadesiyle ..
GECE NÖBETİNDEN MEKTUPLAR ..
17Kasım'14 .. 05:32 ..
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder